30 Mayıs 2007


Kibir !

İngiliz'ler göçmen tartışmaların da Türkler, Araplar ya da Afrikalıların İngiliz değerlerini kabul etmeleri gerektiğini iddia ettiler. Guardian 'a daha birkaç hafta önce yazdım. Bu iddiayla ilgili tek sorun şu ki İngiliz değeri diye bir şey yok! Misafirperverlik, adalet, yoldaşlık vs. evrensel değerlerdir. Kimsenin tekelinde olamaz. Bunlar üzerinde tekel iddia etmek kibirli bir saçmalık...

İngiliz eleştirmen ve yazar Terry Eagleton

29 Mayıs 2007


Ümmi !

Bir gün babam bana okumuşluk hakkında bazı şeyler söylerken, iyi bir tahsil yapmış olmamın beni "iyi okumuşlar" sınıfına henüz dahil edemeyeceğini söylemişti. Kendisi de iyi bir tahsil görmüştü, ama kendisini de o sınıfa sokamıyordu. "Çünkü" demişti,

"benim babam ümmiydi*. Ben tüm tahsilime rağmen ancak ilkokul mezunu addedilebilirim; sen, bütün alimliğine rağmen ancak ortaokullusun. Senin oğlun da senin gibi iyi okursa liseli olabilecek. Ancak onun çocukları, iyi okudukları takdirde, üniversite okumuşlar geleneğinin bir parçası olabilecekler."

Bu yüzden demişti babam, "Türkiye' de gerçek okumuşlar, hakiki entellektüeller azdır".


Bunları söyleyen Amerikan Bilimler Akademisi'nde ki tek Türk üye, 7 dil bilen, dünyaca ünlü jeoloğumuz Prof. Celal Şengör.
Gaykedi

* Ümmi; Okuyup yazması olmayan.

28 Mayıs 2007


Maya !

Pedagoglar, çocuklardaki temel kimliğin 3-7 yaş arasında peteklendiğini bilimselleştirmişlerdir. Piyanolu bir evde doğmuş bir çocukla, 20 ciltlik bir kitap rafının bile bulunmadığı bir evde doğmuş bir çocuk arasındaki farklı peteklenmeler...Bir ömür boyu bu farkın nasıl kapatılabileceğinin kancası, takılı kaldı içimde...
Çetin Altan

26 Mayıs 2007






Dışkı
Tanrısı !


Dünya kurulduğundan beri zehirli olan hep güçlüydü.. En güzel çiçekler, bitkiler en zehirli olanlardır mesela.. Avustralya yerlileri Aborjinler, büyücülerin (Bengal) bir insan üzerinde güç kazanmak için o kişinin en pis ve zehirli şeyini "bokunu" yediklerine inanıyorlardı..Bengallerin büyüsünü bozmak için bütün bokları gömmek gerekiyordu...

Eski Roma' da dışkı tanrısı Stercutius ve Tiacolteoti adlı bir dışkı tanrıçaları da vardı.. Doğurganlığa olduğu kadar aşkane cinsel zevklere de hükmederdi..Antik dönemlerde de hayvan bokuna tapan Kazuvatlar' ın tanrısı da Baelpeor'du..


Bahadır Boysal' da okuduğum yukarıda ki satırlar bizde de halen büyülerde çeşitli hayvan pisliklerinin kullanıldığını hatırlattı bana. Sonuçta insanlığın toplumsal belleği-bilinç altı, tüm dinler ve adetlerin kökenleri geçmişte bir yerler de birleşiyor sanki.



25 Mayıs 2007


.....!

Eşcinsellerin Ekşi-sözlüğü Homoloji' de, eşcinsel olması istenen kişiler altında bir başlık açmışlar, İbrahim Kutluay, George Clooney, Murat Boz, David Beckham, Cristiano Ronaldo ve kampüste ki birçok erkek dilekleri yapılmış şimdilik :)

Bunları okurken aklıma Nihat Genç' ten okuduğum bir yaşanmış olay geldi;

Reha Muhtar' ın Show tv' de haber bülteni adı altında Türkiye`yi salladığı-karıştırdığı günlerden birinde, Muhtar eline Amerika`dan gelmiş bir kaç Tarkan fotografı geçirir.
Fotolarda Tarkan başka erkeklerle sıradışı şekilde samimi pozlar vermektedir...derhal ağzından tükürükler saçarak Show tv' den Tarkan Gay propagandasına başlar...





Bu haberi izleyen bir sekreter kızcağız ertesi gün işyerinde Tarkan gay' miş diye ağlamaktadır...işyerinin temizlik işlerini yapan köylü kadın, sekreter kıza moral için şunu söyler "üzülme be gızım ibine olmasayıdü o herif seni mi siküceğdi"

....ben de diyorum ki, ah be benim sevgili gay arkadaşlarım "aha bu ünlüler ibine olsa size mi verecüklerr"

Bu temizlikçi kadın lafları beni bir gün gülmekten öldürecek zaten, staj yaptığım işyerlerinden birinde flaş haber olan Kurt Cobain intiharını arkadaşlarla konuşurken üzüldüğümüzü farkeden ve muhabbete kulak misafiri olan temizlikçi kadın "anam altı üstü bir gurt köpeği üzülmeyin be o gaddar" demiş, üzüntümüzü bir anda kahkahalara
çevirmeyi başarmıştı :)
Gaykedi

24 Mayıs 2007


Yaşama Sevinci !

Artık eğlenmek için yaptigimiz seyler de otomatikleşti. Çünkü şu film seyredilecek deniliyor, herkes o filmi seyrediyor, şu yazar okunacak diye emir geliyor, herkes o yazara çullanıyor.

Fakat herkes o yazardan ne anliyor? Madem ki farklıyız, herkes o farkı yaşamali. Ama fark da bize giydirilen bir şeye dönüsüyor.

Beymen'den giyinince farkli oluyorsun. Kendimizden kaynaklanmıyor. Yani diplomalar, nasil yaşayacağımız, her şey bize dışarıdan giydiriliyor. Ama kim giydiriyor derseniz, kimse giydirmiyor aslinda, birbirimize giydiriyoruz. Böyle olunca yaşama sevinci kayboluyor, bu çok büyük bir tehlike.
Felsefe Prof. Ahmet İnam

23 Mayıs 2007


Din !

Din olmasaydı iyi insanlar iyi şeyler, kötü insanlar kötü şeyler yaparlardı. İyi insanların kötü şeyler yapmasına neden olan şey ise dindir..
Richard Dawkins

22 Mayıs 2007





Bu
Nasıl Oluyor ?


Bir erkek arkadaşım bir yerlerde ne zaman Nükhet Duruya, Nilüfer’e, Ahmet Özhana, Emel Sayına, Erol Evgin’e falan rastlasa küplere biniyor. Burnundan soluyor.Ve hemen söylenmeye başlıyor: “Yaa ben çocuktum, ilkokula gidiyordum. Şimdi geldim nerdeyse 40 yaşıma... Onlar hâlâ aynı. Hiç değişmediler. Nasıl oluyor da oluyor?”

Son olarak bir boya firmasının reklamında Sihirbaz Mandrake’yi gördü bu arkadaş. İnanın tam filmin koptuğu andı. Resmen sinirden kıpkırmızı oldu.

Yine aynı terane: “Yaa ben çocuktum. İlkokula gidiyordum. Bu adamın Karagümrük’te sihirbazlık aletleri satan bir dükkanı vardı. Gidip ordan sihirbazlık numaraları alırdım harçlığımla. Ben nerdeyse 40 yaşıma geldim, bu adam hâlâ aynı. Hiç değişmemiş. Nasıl oluyor da oluyor?”

Sevim Gözay


Benim aklıma bu konuda en uç örnek, halen yerinde duramayan, neşe içinde
zıp zıp zıplayan Nurhan Damcıoğlu geliyor, hatırlamayanlar ve yeniden hatırlamak isteyenler için işte bir "youtube linki"


21 Mayıs 2007


...!

Birisinin çıkıp da başkalarına şunları
söylediğini düşünelim:


“Ben (ve ailem) dünyanın en üstün insanlarıyız; bizden temiz, bizden zeki, bizden iyi, bizden dürüst insan yoktur, öteki insanların hepsi pis, aptal, ahlaksız ve sorumsuzdur.”

Pek çok kişi bu insanın kaba, dengesiz hatta deli olduğunu düşünecektir. Oysa bağnaz bir konuşmacı, kitlenin karşısına çıkıp da “ben” ve “benim ailem” yerine ulus (ya da ırk, din, vb) koyarak bir konuşma yaparsa, ülkesini (Tanrı’yı, dinini vb) seven bir insan olarak övülecek, değerli bulunacaktır...
Nil Gün

20 Mayıs 2007


Pazarlar Uzun Sürer !

Aile içi kavgalar en çok pazar günleri, pazar akşamları oluyor. Çocukların son dakikaya kalan eksik bırakılmış ya da ellenmemiş ödevleri, pazar günü ulaşılamamış hedefler, ertesi gün başlayacak haftanın tedirginliği bu gerilimlerden sorumlu tutulabilir.

Aile üyeleri ancak pazar günü birbirini görebiliyorsa, kavga dövüş edecek başka gün de pek kalmaz..
Yankı Yazgan - psikiyatrist


Sahi yaa pazarlar neden sevilmez, herkes gergin olur biraz, çocukluğum da okula giderken daha da çok nefret ederdim sanki bu günden!..aklım da en çok tv' den gelen maç sesi, ve eve yayılan ütü buharı kokusu kalmış!


19 Mayıs 2007




İmam
Bayıldı !



Atatürk memleketim Bulgaristan da bir süre Osmanlı askeri ateşesi olarak görev yaparken, oldukça eğitimli, donanımlı ve kültürlü, kitap okuyan, halkın her konuda akıl danıştığı modern rahiplere özenerek bakıyor...

Cumhuriyetin ilanından sonra İmam hatipleri bu kalite de imam yetiştirmek için kuruyor...Kendisinin ölümünden sonra, kadınlar islam da imam yapılmadığı halde bu okullara alınıyor, yüzlerce okul açılıyor, eğitim neredeyse laik okullar ve imam hatipler diye ikiye ayrılarak çift başlı hale geliyor, bu okullardan yüzbinlerce öğrenci mezun olmaya başlıyor, olay çığrından çıkıyor :(

Ama bu okullar da okuyanların ne günahı var değil mi yani, suç tamamen dini siyasete alet edenler de :(


18 Mayıs 2007





Gülelim Biraz :)



Azgın bir yaşlı gay bir gün kimseyi bulamamış, bir markete girmiş ve en heybetlisinden bir macar salamı beğenmiş.


+ pardon şunu alabilirmiyim

- yarısını mı?
+ yok hepsini istiyorum
- dilimleyim mi?
+ ahahaha ay sen benim götü kumbara sandın galiba :)


Bu fıkrayı seven "bunu" da sevmiş.

Bu fıkradan hoşlanmayan gay'ler "şurayı" okumuş.
Bu yazı burada bitmiş, gökten üç penis düşmüş, biri anlatana, biri .........., biri ........ :)

17 Mayıs 2007


Biraz Müzik !

Kulaklarımızın pası gitsin biraz, size iki adet şarkı tavsiye edeceğim. Efendim ara sıra benimde kullandığım son derece farklı bir arama teknolojisi kullanan, geleceğe yatırım yapan bazı Türk işadamlarının da ortak olduğu "hakia" arama motorunun müzisyen çalışanları çok sevimli bir albüm çıkarmışlar.

Etnik müzik, caz, chill out esintileri ile dolu sınıflandırması zor bu ilginç albümden benim size tavsiyem iki melodik parça olacak... Aşağıda ki linklerin üzerlerine tıklayarak son derece hızlı ve sorunsuz olarak mp3 formatında hemen indirebilirsiniz, yalnız idirmek için İnternet Explorer kullanmanızı tavsiye ederim benim bilgisayar Mozilla'da download etmeden online olarak çalmaya başlıyor çünkü, umarım beğenirsiniz, iyi dinlemeler ve bol müzikli günler :)


1-
"Search For Better Search"

2- "Why Did The Chicken Cross The Road"


Eğer bunları beğenirseniz albümde ki diğer parçaları da "şuradan " indirebilirsiniz...


16 Mayıs 2007


Yaşlı Melek !

Yeğenini, yada bir arkadaşının çocuğunu bir ay görmessin de, sonra görünce, bir ayda sanki büyümüş, boy atmış gibi gelir ya bize, 85 yaşına yaklaşan melek anneannemi bir aydır görmüyordum, dün geldi bize, iyice çöktüğünü-bittiğini görüyorum, büyümenin tam tersi bu, zamanla bitme-eksilme, bir ay sadece bir ay :(
Gaykedi

15 Mayıs 2007


Yobaz, Çarpan Sayısı !

Türkiye uzerine 40 yildan fazla bir zaman arastirma yapmis, ülkemiz ile ilgili onlarca kitabin yazari Türkiye doğumlu İngiliz Prof. Andrew Mango geçen günkü Radikal'de Atatürk'ün "Ülke için iyi olan neyse İslamiyet odur" sözünü hatırlatarak, sözlerine şöyle devam etmiş;

"Türkiye aslında Güney Avrupa ülkelerine benzer. Dün İtalya'da eşcinsel hakları için düzenlenen mitingde 'cesur olun laikler' yazılı bir pankart gördüm. Muhtemelen aynı pankart İzmir mitinginde de açılacak"....

Tanrı insanları her ülkenin, dinin, milletin yobazından-faşistinden korusun çünkü heryer de varlar, ama Müslüman olduğunu iddia eden Arap ve Türk yobazları-faşistleri süper süper süper, diğer dinden ve milletlerden yobazlar onların ellerine su dökemez, hem yobazlık kat sayısında, hem de kişi sayısı olarak walla onları feci çarpar-katlar-böler bırakırlar :(
Gaykedi

14 Mayıs 2007






Zik Kemüren !



Eski kuşağın eşcinselleri bu güne göre pek leziz eşcinsel ilişkiler yaşamışlardır, ama aleniyet onlara uygun değildi.. Herşeyi yaparlardı fakat orda kalırdı. Gazeteciler soru sorduğunda örneğin Zeki Müren gibi "Ben hayatımda 104 kadınla birlikte oldum" derlerdi..Herşey bilinir ama konuşulmazdı..Yapılır ve yaşanır ama sorulduğunda "asla" denirdi..

Buna dair komik bir anekdotu da yazmadan edemiyorum. Zeki Müren'in 104 kadınla yattım dediğini duyan, şu an rahmetli olmuş, eşcinsel yakın dostlarından, ünlü tiyatrocumuz İsmet Ay, Müren'i yakaladığı barda avaz avaz "kızzzzzzzzzz o yattığın 104 kadın arasında bende varmıydımm?" diye bağırıyor :)

Yukarıda ki satırlar eşcinsellerin Ekşi Sözlüğü Homoloji'de Zeki Müren başlığına dame-edna'nın yorumundan...








Zeki Müren adı geçince en ciddi insanımızın bile bıyık altında her zaman bir gülümseme olmuştur. Rahmetli bunun her zaman farkındaydı ve eminim bu onu cok üzüyordu, cünkü ölünce bütün mirasını, ısrarla kendini kabül ettirmek, gözüne girmek istercesine, bu erkeksi toplumun en erkeksi kurumu orduya bıraktığı gibi, verdiği bütün röportajlarında eşcinsel olduğunu kabul etmedi...

Hatta benim hatirladigim, Nokta dergisinin Nokta olduğu, Türkiye' yi salladigi bir dönemde, 85-90 yılları olmalı, bir röportajın da, "koç gibi erkek" olduğunu iddia etmişti. Ama bu millet asla ona inanmadı halk arasındaki "Zik Kemüren" espirisini eminim çoğu insan duymuştur...







Bu arada Zeki'ciğimin verdiği sayı ilginç, niye 104 acaba? 100 dese inandırıcı olmayacağını düşündü herhalde, küsüratlı veriyor sayıyı sanki yatmış ve saymış gibi :) Oysa yattığını iddia ettiği kadınların sayısının katlarınca erkekle yattığı gay'ler arasında çok iyi biliniyor :)

Herneyse size daha önce yazdığım güzel bir Zeki Müren fıkrasına "link" vereyim ve birkez daha gülümseyerek anmış olalım kendisini :)

Gaykedi


13 Mayıs 2007





Hadi Gelin

Arkadan
!


İşte Baykal' ın seçim şarkısı;


“Karşıyım karşı, her şeye karşı!
Atın ölümü arpadan,
Hadi gelin arkadan,
Yarı yolda bırakan, taş olsun!..”



Ali Saydam' ın köşesin de okudum :) Gaykedi


12 Mayıs 2007




İki
Nefes Arasında !



Annem zamansiz gidiverdi.. Hiç kimsenin beklemedigi bir anda.. Pişirdigi çayi eliyle misafirlerine dagittiktan sonra onlari ugurlarken aklina balkonu yikamak düştü.. Katil temmuz ayinin sicagi onu önce sendeletti.. Sonra yere düşürdü.. Yakinlari, komşulari “Ne oldu Nimet Hanım” demeye kalmadan kapatıverdi gözlerini.. Çağırılan ambulans ve içindeki doktor için yapacak bir şey kalmamıştı..

Babamı zorla yatağına yatırdığımız bir yas gecesi kız kardeşimle birlikte balkonda oturuyorduk.. Gidip annemin çantasını getirdi..Göçüp gitmiş birinin çantasında yaşayan bir şey var mı merakıyla karıştırıyorduk.. Küçük küçük altınlar bulduk.. Yarım, çeyrek, tam Ata altınları..Hepsinin aklında sahibi vardı.. Bu filancanın çocuğuna, bu falanın torununa..







Kremlerin, defterlerin, anahtarların, ilaçların arasından dörde katlanmış bir kâğıt çıktı..Merakla açtık.. Kâğıtta bir şiir yazılıydı.. Bir yerlerde görüp el yazısıyla kâğıda geçirmiş:

başım dedi dinlen,
gönlüm dedi koş..
başım dedi durul,
gönlüm dedi coş..

Kendi durumuna uygun gördüğü şiiri şöyle bitirmiş..

yaşım yetmiş beş
gönlüm yirmi beş
edemedim yaşımı
şu gönlüme eş..

Dörde katlanmış kâğıda yazdığı Celâl Sahir Erozan’ın bir şiiriydi.. Tabii bu ünlü şiirin annemin çantasındaki versiyonu böyle değildi..Şiirde kendi yaşına göre değişiklik yapmış, çantasına öylece atmıştı..O tadilatlı şiir annemin çantasında “ben henüz ölmeye niyetli değilim, işte bu da belgesi” der gibi duruyordu.. Hiçbirimiz hazır değildik ki..







Yukarıda ki satırları Selahattin Duman annesi için yazmış, Duman gibi çılgın-matrak bir yazarın bile, annesi söz konusu olunca delice duygusallaşabilmesi çok ilginç...

Bu arada tüm annelerin, anneler gününü kutlarım, tabi en başta da bu hoşgörüsüz topluma rağmen, gay oğluna saygı duyup anlayan ve onu olduğu gibi kabul edip bütün kalbiyle seven anneciğimin....Seni seviyorum tatlı Yaşlı :)
Gaykedi


Annem şu an 60 yaşında, ve ben ona 50 yaşından beri
yaşlı diye sesleniyor, seviyor, mıncıklıyorum :) Bir de bazen Nakhar' la ben, bu sarışın mavi gözlü yaşlı güzel kızdan, kendi aramız da Ruth diye bahsediyoruz , çünkü Six Feet Under'da ki evin yaşlı annesine o kadar çok benziyor ki yüzü, sanki ikizi... Dizide ki Ruth Fisher yani gerçek ismiyle Frances Conroy gibi anneme de bence yaşlılık çok yakışıyor, merak edenler için bir fotoğrafa link "vereyim"


11 Mayıs 2007


Birey de, Son Nokta !

Şu son duyduğum şey beni bitirdi, evlilikten iyice kıllandırdı...Yıllardır evli oldukları bilinen bir karı-koca markette kasada, ödeme esnasında aldıkları ürünleri ayrı ayrı ödüyorlarmış...Daha eve sabredemeden market aşamasın da ayırmışlar hesapları anlaşılan...

Kasiyerler de alışmış artık, önce karısı ödüyormuş, sonra kocası...Bazen ürün karışıyormuş, adam gayet kibarca ve sevecen "Hayatım senin şampuanın benim torbaya girmiş alıp öder misin!.." diyormuş...

Arkadaşım bu ne yaaa? Niye evlendiniz ki o zaman?...
Güneri İçoğlu

10 Mayıs 2007






Tecavüz
ve 31 !


Alttaki Vıcık Vıcık Türkiye başlığına gelen yorumlar da, Oylum' un sinema da karşılaştığı şeyi okuyunca, aklıma bu toplumun cinsel açlığını, ve kadına uyguladığı delice şiddeti, çok güzel ifade eden, Küçük İskender'in bir sözü geldi,

"Kimse Türk erkeklerinden kadınlara karşı kibar olmasını beklemesin, bizler filmlerde ki tecavüz sahnelerin de otuz-bir çekerek büyümüş bir milletin çocuklarıyız"...demişti bir yazısın da...

Akıl almaz derece de iki yüzlü bir toplum olduğumuzu düşünüyorum, mesela bu ülkede ki çoğu genç erkek, bir kız arkadaşı olsun, onun elini tutsun, sinemaya gitsin, öpüşsün, sevişsin, sevgilisini alıp tatile çıksın istiyor, ama kız kardeşinin, bırak erkek arkadaşının elini tutmasını, telefonda konuşmasını bile istemiyor..








Kendi her haltı yemek isteyen, ama evlenmek için bakire kız arayan erkek modeli de aynı şekil de olabildiğince iki yüzlü değil mi? Cinsellik kadın erkek herkesin özellikle de cinselliğinin en güçlü çağında ki gençlerin en temel ihtiyaçlarından birtanesi değil mi sizce!..

Bu kadar şiddete meyilli ve şizofrenik bir toplum olmamızın altında önemli ölçüde bu açlığın giderilememesine bağlamak sanırım zorlama olmaz, Atatürk' ün yapmaya çalıştığı ama yarım kalan iki büyük devrimden bir tanesi boşuna "cinsel devrim" değildi, diğerini de sanırım tahmin etmişsinizdir "dinsel devrim"...
Gaykedi



09 Mayıs 2007






Vıcık Vıcık

Türkiye !

İşte size Google Analytics' den incelediğim, sadece 2007 yılında gelen ziyaretçilerin, bloguma gelmeden önce arama motoruna yazdıkları! Ben okuyunca, gülmemiz mi gerek, ağlamamız mı, bir karar veremedim!

Özellikle çocuk pornosu aramaları, halkımızın cinselliğe-eşcinselliğe olan açlığı oldukça düşündürücü. O
rtalama eğitim düzeyimiz ilkokul üç derlerdi de inanasım gelmezdi, yazım hatalarına özellikle dokunmadım... Bu ara da insanların Google da birşey aratırken, karşısında sanki birisi varmış gibi, isteklerini neredeyse emir vererek, ya da rica eder gibi yazmaları çok ilginç!... işte sadece ilk bin aramadan seçmeler:

izled liseli kızlar borno filimi, ben oğlanım, sapık fotoraflar, kaç hafalik hamileyim, erkek penisi görmek istiyorum, sikini açmış erkek, sidikli sex, eşcinselliği görmek istiyorum, elimin içine sivilce çıktı neden, gay komando, gay mekanları bilenler, gay kdv, vıcık vıcık am, çinliler nasıl elbise giyer, erkeklerde meme ibnelik anlamına gelir, çarşaflı orospular, bayıltma yolları, erkek erkegi, ali poyrazoğlunun çıplak resimleri, nasrettin hocanın göz rengi, gaymetre, cüce sex, almanyada porno filimlerinde oynamak istiyorum, görgü kurallarını açıkla, fahriye nasıl bir kız, köpek eşek cinsel organları, gaylerin penis boyu, yılbaşı tecavüzü, gayim trabzon, çocuk pornosu nasıl bulunur, ahlaklı sitelerde muzik dinle, sarhoş kıza tecavüz eden üniversiteli, smokinin ayarı, niğde de gay mekanlar, hem kizi ve anasini siktim, gay veren, ilginc erkeklik organlari...










hayvanları sikiyorlar, annem amına küpe takmış, sapık köpekler, travestilere anal muayene, orospu adamlar, aşık veysel hayatta ne gibi bir mucit yarattı, müzikteki zararlı sesler, 2007 de satılan köpekler, erkeğin cinsel organını görmek istiyorum, the cok gay, küçük cocugu sikiyorlar, gayler nasıl orgazm olur, bende bir ermeni öldürmek istiyorum, gay olduğumu nasıl anlarım, "iki kişi" ibne siktiler, uzaya neden gidemiyoruz, kürtlerin cinsel organı, geyler ve atlar, balondan am yapma sex, hemşirenin canı isteyince filmi, köpeklerle sex alemi, ampul nereden gelİyor, gey köle, ibne ermeniler, 14 yaşın dan büçük kızların amı, kıçı yanan kız, orospu kardeşim, kül kedisi travesti, kadir inanır beni siksin, tüylü gay, sizin köyde eşek varmı roman kitapları, lut kavminin fotoğrafları, gey bır ınsan nasıl olur, domuz lanetli insandan mi yaratildi...










kıç gay, 16 yaşında gayler, kardes arası gay hıkaye, bekir coşkunun karısı, tavşan ve kedi ilişkileri, gögüsten süt akıtanlar sex, sik beni gey homo, papanın pornosu, naylon koca, eşcinseliz biz, "ameliyatla kadın olma" resim, insan ve hayvan pornosu, mÜslÜmanlarin karilarinin sex hayatlari, gay orospular, orospuyum adresim, sezen aksunun asistanı kim, sex köylüleri, gülmekten öldüren fotoraflar, üreme nasıl yapılır, kürtlerin sex hayatı nasıldır, ayse.teyze anal, standart penis boyu, küçük gay erkekler, penıs boyutu neye baglıdır, sexte kakış, kadınların kopeklerle seksı, trabzonda olan orospu kızları bulma, kar hangi illerimize yagacak, kendi kendine vajina nasıl tatmin edilir, pempe kedİ travestİ, travesti sikecem, dahada çıplak memeli pipisi görünen, anüsüne mum, anne diye miyavlayan kedinin videosu...



08 Mayıs 2007





Mevlana
Bir
Homoydu !



Hem ABD'nin Boston kentinde, hem de kökenlerinin bulunduğu Pakistan'da müzik yapan, Kominas grubunun çıkış şarkısı, eşcinsel düşmanı din adamlarını hedef alan 'Rumi bir homoydu' adını taşıyor...

İslam'ın takva kavramıyla Batı'nın 'hardcore' (sert, müstehcen) teriminin bileşiminden oluşan kelime, "İslami punk rock" müziğine tekabül ediyor.

Başını Kominas, Secret Trial Five, Vote Hizbullah, El Tavra, 8-Bit ve Diacrical gibi müzik gruplarının çektiği 'taqwacore', gençliğinde İslamseçmiş Michael Muhammed Knight'ın 'The Taqwacores' adlı kitabı sayesinde Batı'nın da ilgisini celbetti.







Kurmaca eserde, kahramanlardan birinin Kuran'a işeyip sonra açıp okuması, aslında peçeli bir Müslüman kızın seyirciler önünde oral seks performası yapması gibi bölümler var. (Guardian, Wikipedia & 29/04/2007 Radikal Gazetesi)

İslami rock, pop, hip-hop, rap falan duymuştum ama Punk çok ilginç yaa, Mevlana hakkında eşcinsel söylentileri hep olmuştur ama bir şarkı sözün de bunu homo şeklinde duymak oldukça garip, üstelik Pakistanlı bir punk gurubundan!...daha önce de Mevlana ve aşkla-sevgiyle yaşanan gay ilişkiler hakkın da bir başlık girmiştim işte "o yazı"
Gaykedi


07 Mayıs 2007





Tokmak !


Hıdırellez ile birlikte baharı ve çingeneleri anarken işte size benden de bu neşeli insanlarla ilgili bir anı; 8-10 sene önce olmalı çalıştığım ofise yaşlı ama esmer güzeli bir çingene kadın, haftada birkaç kez, bir kucak taze çiçek getirirdi...

Eskilerin cami yıkılmış ama mihrap yerinde dediği türden, fıkır-fıkır, 50 yaşlarında ki bu eski afetin, zamanın da çok canlar yaktığına eminim, zaten kaç koca kaç sevgili eskittiğini kendisi neşeyle anlatırdı hep...

Ofise her geldiğinde tüm bölümleri gezer, anlattığı bel altı hikayelerle utangaç kadınların yüzlerini kızartır, gay arkadaşlara laf sokar, edepsiz fıkralar anlatır, milleti gülmekten kırar geçirir, bir kahve, çay, sigara içtikten, çiçeklerini her defasında ne yapıp edip sattıkkan sonra giderdi..








Aklımda kalan anlattığı birkaç matrak olay var, bunlardan her geldiğinde anlattığı bir tanesi, mahallenin karadenizli topal tüpçüsünün onun nasıl peşinde olduğu, ama kendisinin gösterip vermediği hikayeleriydi...

Bir gün gene geldi neşe içinde ofise, "oh be" dedi "verdim tüpçüye sonunda, o da rahatladı bende ayol dedi" ve devam etti "laz tüpçü pazar günü beni tüp kamyonuyla Şile' ye şelale yanına götürdü bir sikti bir sikti"

Bu kadar da kalsa iyi devamı da var, "Ohh be kendime geldim" dedikten sonra neşe içinde hem göbek atarak, hem eliyle vajinasını işaret ederek anlatmaya devam etti, "Ayoll onun da canı var, o da yemek istiyorr... Mezarda toprak yiyeceğinee dışarıda tokmak yesinn bee"




06 Mayıs 2007




U Dönüşü !



Resmi olarak bilinen ilk cinsiyet değiştirme ameliyatı 1952 yılında Norveç'te yapılıyor ve Amerikalı George Jorgensen bu ameliyatla kadın olup Christine Jorgensen adını alıyor. Ancak cinsiyet değiştirme isteminin dile getirilişi bakımından çok daha gerilere gitmemiz gerekiyor.

Cinsel yönelimi konusunda tartışmalar bulunan ve 218-222 yılları arasında Roma imparatoru olan Elagabalus, üç tanesi bilinen toplam beş kadınla evlenmiş ve boşanmış. Tarihçi Cassius Dio, Elagabalus'un en istikrarlı ilişkisinin, kocası olduğu ima edilen Hierocles adında, Karya'lı araba sürücüsü olan sarışın bir köleyle olduğunu söyler.

İmparator Elagabalus, "Hierocles'in metresi, karısı ve kraliçesi olarak çağırılmaktan zevk alan" birisi olarak tanımlanmış ve söylendiğine göre Roma imparatorluğundaki doktorların en az yarısına, kimin onu bir kadın cinsel organı ile donatabileceğini sormuş.







Yine bir diğer Roma imparatoru Neron'un emriyle, rıza dışı da olsa, ilk cinsiyet değiştirme ameliyatının yapıldığı rivayet ediliyor. İddiaya göre, imparator Neron, bir öfke anında hamile olan karısının karnına attığı tekme sonucunda karısını öldürür.

Ve büyük bir pişmanlık içinde, karısının yüzüne en çok benzeyen kişinin bulunmasını ister. Bulunan kişi, erkek ve genç bir köle olan Sporum olur. Neron'un emriyle cerrahlar Sporum'u kadına dönüştüren ameliyatı yaparlar ve ikili resmi olarak evlenir...


Özlem Altıparmak


05 Mayıs 2007


20 Milyar Hayvan !

Bilmek zorundayız: Yeryüzünün en büyük düşmanlarından biri et endüstrisi...Yapılan çalışmalar otomotiv endüstrisinden sonra ikinci büyük kirlilik kaynağı olarak gösteriyor et endüstrisini.Son elli yıl içinde yeryüzünde et tüketimi tam 4 kat arttı. Eh, böyle bir tüketim iştahını tatmin edecek besi alanlarına ne dağ dayanır ne de Amazon ormanları!..

Kesim için beslenen hayvan sayısı 20 milyarı buldu. Üstelik işin acı tarafı şu ki, bundan yoksul ve aç halklar hiç yararlanamıyor.Ve bu hayvanların sadece dışkıları bile akıl almaz boyutlarda bir kirlilik sorunu yaratıyor. Havayı, toprağı ve suyu korkunç biçimde kirletiyor. Et endüstrisinin en olumsuz etkisi ise temiz su kaynakları üzerinde gerçekleşiyor.





Amerikan Çevre Kurumu ülkedeki hayvan çiftliklerinin atıklarının yeraltı ve yer üstü su kaynaklarına verdiği zararın diğer bütün endüstrilerin toplam zararından daha fazla olduğunu açıkladı. Bir de aşırı su tüketimi ve kaynakların israfı söz konusu.Nasıl mı?

Şöyle...100 gram çikolata üretmek için 1 litre, bir dergi veya gazete üretmek için 9 litre, 1kg demir üretmek için 100 litre su kullanılıyor.Oysa tek bir inek günde 90 litre su tüketiyor. Bu açıdan hayvan çiftliklerinin su kullanım miktarını düşünürseniz çevrecilerin neden feryat ederek et endüstrisini suçladığını daha iyi anlarsınız.




Et endüstrisi ve çevre sorunları konusu sadece bir örnek...Yüzleşmemiz gereken daha çok şey var.Sistemi kendi başımıza değiştiremeyiz elbette! Doğrusu, sırf bu yüzden bugünden yarına vejetaryen olacak halimiz de yok! Ama hiç değilse etleri hapır küpür midemize indirirken aslında ne halt “yediğimizi” bilelim!..

Yukarıda ki H.Babaoğlu' nun yazısı bana okuduğum daha önceki başka bir yazıyı hatırlattı, o yazıda 10 vejetaryenin rahatlıkla doyabileceği bir tarladan, ancak 1 etobur insanın beslenebileceği anlatılıyordu uzun uzun...

Çünkü aynı ölçüde ki topraktan, suyu ve sebze-tahıl bütün herşeyin çoğunu et verecek hayvanların yemesi gerekiyor! yani etobur birisiyseniz, bir etyemezden 10 kat daha fazla kirletiyorsunuz ve tüketiyorsunuz doğayı haberiniz olsun! bu konuda vicdanım rahat diyebilirim ben zaten ahlaki sebeblerle et tüketmemeye çalışan birisiyim... Gaykedi

Şu vicdani olarak et tüketmeme konusunda daha önce birşeyler karalamıştım "işte o yazım"

04 Mayıs 2007


Kediler, Yerliler
ve Gandhi !


İki gece önce, gece yarısına doğru, evimin bahçe kapısından içeri girdiğimde tanımadığım bir kedi, bacaklarıma dolandı. Miyavlayarak aş istedi, ama evde yiyecek hiçbir şey yoktu. Ertesi gün bakkaldan bir torba mama aldım.

Kedi karnını doyurdu, kabın içinde kalan yemeğe sırtını dönüp uzaklaştı. Mamasını daha sonra yemek için saklamak veya başında nöbet tutmak gibi bir alışkanlığı yoktu. Aynı durumdaki bir insanın yapacağının tersini yapıyordu. Ve bence, insandan daha akıllı davranıyordu.

Güney Amerika'yı 15. yüzyılda kolonize ettikten sonra Portekizliler, şimdi adı Brezilya olan topraklarda şekerkamışı yetiştirmeye başladılar. Yerlileri kullanmak, Afrika'dan esir getirmekten daha ucuz olacaktı. Onları zincire vurup şekerkamışı plantasyonlarında çalışmaya zorladılar.





Ama, yerliler birkaç kamış kestikten sonra duruyor, kırbaca rağmen devam etmiyorlardı. Nedenini öğrenmek kolay olmadı, ama sonunda çözdüler. İnsanın kendine yetecek olanından fazlasını kesmesini yerlilerin aklı almıyordu. Yerliler kedi gibiydiler.

M. Münir' den okuduğum yukarıda ki satırlar bana Gandhi' nin bir sözünü hatırlattı "Dünyanın kaynakları herkesin ihtiyaçlarını karşılamaya yeter, ama bir kişinin bile hırsını karşılayamaz"

Neden insan oğlu böyle, bir milyar kazanan bir milyarlık yaşıyor, beş milyar kazanan beş milyarlık yaşıyor, on milyar kazansak on milyarlık yaşayacağız, özel otomobilimizin daha büyük ve lüks olmasından, özel uçağımızın daha büyük ve lüks olması çizgisinde, neden büyük bir iştahla ilerliyoruz, neden daha büyük bir televizyon, ev, v.s hep bıkmadan usanmadan herşeyin daha fazlasını istiyoruz !

03 Mayıs 2007


Örümcek !

Bir salak dişi örümcek erkek arkadaşını yiyor ki çok da iyi yapıyor.. İtiraf edeyim benim de erkek arkadaşımı-sevgilimi ve en çok da ex hubby’mi sevişirken öldüresim gelmiştir. Çok kadinin da ayni duyguyu yaşadigini biliyorum, adam seksin süper geçtigini düşünerek yani başinizda nefes nefese ama siritarak uzanmaktadir ve siz “iyi ki yastığın altında ekmek bıçağı yok” diye düşünürsünüz…
Elif Aktuğ

01 Mayıs 2007


Altı Kerhane, Üstü Minare *

Bizde ki devlet din ilişkisinin tutarsızlığı bir kere daha ortaya çıktı işte: Diyanet İşleri bünyesindeki Dini Sorular Komisyonu, "Kadının örtünmesi dinin gereğidir" dedi. Yani: Bir kısım devlet memuru, "başörtüsü siyasi simgedir" diyerek yasaklıyor, başka bir kısım memur, "hayır, dinin gereğidir" diyor. Her iki grup da maaşını devletten alıyor. Biz de bu çelişkiyle yaşayıp gidiyoruz...

Yukarıda ki paragraf Emre Aköz' ün geçen aylarda ki bir yazısından alınma, işte size biraz daha bilgi, şu rakamlara bakın Tanrı aşkına! Türkiye'de devletten maaş alan din görevlisi 87 bin kişi. Cami sayısı 77 bin. Her 345 kişiye bir cami düşüyor: Halen 1140 caminin inşaatı devam etmekte... 82 ilde Diyanet'e bağlı toplam 3 bin 852 kuran kursu var.

Ve Diyanet İşleri Bakanlığı'nın bütçesi 1.2 milyar YTL( yani 1 katrilyon 209 trilyon lira) Bu para; İçişleri bakanlığının 1.5 misli, dışişleri bakanlığının , bayındırlık bakanlığının, kültür bakanlığının ve ulaştırma bakanlığının 2 misli, sanayi bakanlığının 4 misli, çevre bakanlığının 3 misli daha fazla...





Koca ülke de aynı anda hastanelerde en fazla yatarak 189 bin kişi tedavi olma şansına sahipken, aynı anda 26 milyon kişi camiler de namaz kılabiliyor...bir taraftan bu ülke de bir kesim vatantaş laiklik elden gidiyor diye kendini paralıyor.... ne laikliği yahu, hangi laiklikten bahsediyorsunuz Allah aşkına! bu ülkede milyonlarca* Alevi, sözde laik devlet tarafından yok sayılıyor, sünni imparatorluk diyanette bırakın alevi bir din adamını, alevi bir şöför, aşçı bile çalışmadığı söyleniyor... Gaykedi

* Altı kaval üstü şişhane deyiminin halk ağzı versiyonu, ki esas doğrusu şişhane değil, şeşhanedir...

* Sayı tartışmalı da olsa; diyanete göre 10 milyon, daha da az göstermek isteyenlere göre 5 milyon!, alevilere göre 25 milyon, en az 15-20 milyon olduklarını tahmin ediyorum...ve bu ülke de bu kadar nüfuslarına rağmen sadece bin adet cemevi var ne yazık ki...bu arada cem evlerine bırakın devlet desteğini, belediyeler ve bazı devlet kurumları cami kadar hoşgörü ve kolaylık göstermedikleri gibi elllerinden gelen zorluğu da çıkarıyorlar...