30 Haziran 2008





Haftanın
Güzeli !



Türklerin Ruslara yılda tahmini 600 milyon dolar orospu parası ödemesi muhabbetine Aysun Kayacı 'erkeklerimiz yerli malı kullansınlar' diyerek katılmış. Bu hafta aslında aklımda bir Rus yakışıklısı vardı ama bende bu çağrıya uyarak, yerli malı bir delikanlı koymaya karar verdim :p

Evett karşınızda hem gayleri hem kadınları mutlu edecek biseksüel bir yakışıklımız var, ismi Kerem.

Bir Bisex-Kerem versem yer misiniz? :p








Haftanın Şarkısı !


Bu hafta ülkemizde hiç tanınmayan Norveçli müzik grubu Gåte konuğumuz. İskandinav yerel ezgileri üzerine electronik ve progressive, folk-rock gibi tarzları yediren ilginç bir grup bu.

İşte karşınızda yeni nesile ait, son aylarda dinlediğim en baba parçalardan birisi, 'Bruremarsj fra Jamtland' ve onu Mp3 olarak indirebileceğiniz "link".

ilk verdiğim link çalışmazsa, alternatif indirme "linki".

29 Haziran 2008





Eşcinsel
Saddam !



'South Park' adlı çizgi dizide CNBC-e ekranlarında şöyle bir olaya tanık oldum. George Bush, çizgi karakterlere 11 Eylül ABD hükümetinin düzenlediğini, insanları savaşa ikna edebilmek için böyle bir şey yapmak zorunda olduklarını anlatıyordu.

Ardından bu durumu halka yaymak isteyen bir komplo teorisyeninin tabancasıyla ateş edip beynini patlattı. 'South Park'ta şeytanın Saddam'la eşcinsel ilişkide bulunmasını filan da görmüştük ama bu kadar enteresan bir durumla (Yani yaşadığınız ülkenin başkanını katil rolünde göstermek gibisinden) hiç karşılaşmamıştım.

Hemen bütün bu olan biteni Türkiye'deki durumla karşılaştırdım. Yani burada Tayyip'i tavşan şeklinde, penguen şeklinde çizmek bile suç. Acaba bunu yazdığım için de suç işledim mi diye tırsıyorum. Evet, bir şekilde halk olarak tırsıtılmaya alışmışız. Polislere bile bir şey sorarken rahatsızlık çekiyorum, korkuyorum.

Kaan Sezyum


28 Haziran 2008





Kedi
Geri Döndü !



Bu sabah yatağımda yarı uyanık cumartesi keyfi yaparken, sevgili Goddess'in "blogun 'hacklenmiş' haberin var mı?" diyen telefonuyla kalktım. Ama tabi can dostlarım sağolsun.

Blogumu çok kısa bir süre içinde geri almamı sağlayan Usa. Gay-google Inc.'den "bulunmaz Hint ibnesi" sevgili dostum S'ye özel teşekkürlerimi iletirim. (Umarım Larry Page ve Sergey Brin'i uykusundan uyandırmamışsındır, oğlum sen kesinlikle çok büyük bir topsun, ama bir o kadarda yardımsever ve dahisin yaa :p )

Ehh kediler malumunuz 9 canlı hayvanlar, hacker falan dinlemez tırmalar, yolar ve yukarıdaki çok anlamlı resimi dandik korsanlarına yollar :p



27 Haziran 2008






İlginç !


AKP'nin kendi yaptırdığı araştırmalarda bile Türkiye'nin % 45'i kendisinden "korku" duyuyor.

Müthiş sert bir muhalefetle AKP'yi "tuzağa düşüren" ve onun sertleşmesine yol açan(*) parti CHP'dir. Baykal bu nedenle kabul edelim ki, büyük bir başarı göstermiş, AKP'yi kışkırtmıştır.

Hasan Bülen Kahraman


(*) Kimilerine göre maskesini düşüren.

Bu arada birisinin Chp'nin yaptığı muhalefete başarılı demesi ilgimi çekti.


26 Haziran 2008





Barbarlar !


Eşcinsellik, barbarlar tarafından ve aynen büyük fikirleri kölelerinin öğrenmesi açıkça liderin işine gelmediği için felsefeyi sevmedikleri gibi, eşcinselliğin yaratma eğiliminde olduğu güçlü dostlukların ve ateşli aşkların da liderin işine gelmediği despot hükümetlerin yönetimi altında yaşayan insanlar tarafından ayıp karşılanır.

Nerede eşcinsel ilişkiye girmenin ayıp olduğu kaanati varsa, bunun suçlusu kısmen yasaların kötülüğü, kısmen yöneticilerin despotluğu ve kısmen yönetilenlerin korkaklığıdır.

Eflatun (Platon) M.Ö. 427-347



Binyıllar öncesinden söylenmiş bu söz bana, daha önce yazdığım şu kısacık "yazımı" hatırlattı. Gerçekten günümüzde bile, eşcinselliğin suç olduğu ve cezalandırıldığı ülkeler, dünyanın her alanda en barbar ülkeleri değil mi aynı zamanda?


25 Haziran 2008





Kahire & İstanbul !


İlk gittiğimde 'Kahire, İstanbul'un 30-40 yıl önceki haline benziyor' diye düşünmüştüm. Bu kez gittiğimde dehşetle fark ettim ki, İstanbul'un 20 yıl sonraki hali Kahire'ye benzeyecek.

Bundan 30 ya da 40 yıl önce Türkiye altyapı (yani yollar, aydınlatma sistemi, köprüler, ulaştırma sistemi vb) açısından orta doğuya, insanlarının görünümü açısından Avrupa'ya benziyordu.

Şimdilerde altyapı Avrupa'ya benzemeye başladı ama insanlarımızın görüntüsü Ortadoğuya benzer oldu.

Mahfi Eğilmez



24 Haziran 2008






Duvarcının
Aşkı !



Kendimi öldürmeyi düşündüm
Ben yalnız bir duvarcı,
Sense,
Eczanesi olan adama âşık
Bir kadınsın diye.

Artık eskisi gibi düşünmüyorum.
Tuğlaları eskisinden daha düzgün diziyorum.
Elimde mala, öğleden sonraları,
Daha yavaş sesle şarkı söylüyorum.

Hele gözüme güneş gelip de
Altımdaki merdiven titreyince,
Üstelik harç tahtalarını da
Yanlış yere koyarsam,
Bil ki, seni düşünüyorum.


Carl Sandburg ( 1878-1967 ) Çeviri-Cevat Çapan



23 Haziran 2008





Haftanın
Şarkısı !



Bu hafta yaklaşık 30 sene öncesine, 1975 yılına gidiyor ve fıkır fıkır bir şarkıyla bu aptal pazartesi günümüze neşe katıyoruz. İşte karşınızda Smokie ve I'll Meet You At Midnight "şurasıda" onu Mp3 olarak indirebileceğiniz link.

ilk verdiğim link çalışmazsa, alternatif indirme "linki".




Haftanın
Güzeli !



Yaz güneşi altında poposunu bronzlaştıran ve güneşin altında gözlerimizi kamaştıran bir delikanlı bu haftaki güzelimiz, eh popo deyip geçmeyin onunda bronzlaşmaya hakkı yok mu yani, bence onunda "canı var" :p



22 Haziran 2008






Zar-lanbaç !


İstanbul ve Casablanca'da genç kızlar modayı belirleyen kaygısız hayatlarında, tek adımdan kaçınarak bekaretlerini korurlar ve makattan yapılan cinsel birleşme önemli bir rol oynar.

İslam bekaret kanıtlarıyla özel olarak ilgilendiği için Hırıstiyanlıktan ayrılır, Müslümanlarda ve Hindularda hala gelinin bekaretinin kanıtlaması önem taşır bu kanıt bikirden akan kanla ilgilidir.

Eski tıp literatürleri kızlık zarının var olup olmadıklarından pek emin değillerdi, İ.Ö ikinci yüzyılda Efesli Soranus kızlık zarını reddetmişti.








Kızlık zarı literatüre on beşinci yüzyılda girdi. Ama bekaretin bozulması her zaman bir cinsel eylemin sonucu değildir. Mısır'da çoğu köyde bu kanlı işlem bir "daya" (kızlık bozucusu) tarafından gerçekleştirilir, bu kadınlar "kızların sünnetinide" yaparlar.

Bekaret merakına Batı'daki romanlarda da rastlanır. Bir batı figürü olan Meryem Ana bakireliğin simgesidir.


Jelto Drenth "Dünyanın Kökeni: Vajina" (Agora Kitaplığı Yayınevi)


21 Haziran 2008





Cumartesi
Neşesi !



Ünlü liderlerimiz Devlet Demiryolları müdürü olsaydı;


Atatürk, kollarını sıvayıp işçilerle birlikte bizzat kendisi ray döşerdi.

İnönü,
jandarma zoruyla köylüler dahil herkesi çalıştırırdı.
Menderes, benim tarafımı tutan işçiler çalışmasın, öbürleri rayları döşesin derdi.

Erbakan, bütün imamları derhal ustabaşı yapardı.
Kenan Evren, askerleri ustabaşı yapardı.

Demirel, her aileye özel vagon vaad ederdi.
Özal, arkadaki rayları sökün, lokomotifin önüne döşeyin direktifi verirdi.

Tayyip, perdeleri kapatın, treni hafif hafif sallayın herkes gidiyoruz sansın derdi.


Ecevit ve Baykal ne yapardı ?



20 Haziran 2008





Hırsız Kedi !


Bugün, blogda kullandığım resim arşivimi düzenledim, temizledim ve yedeğini aldım, bu esnada ne zamandır kafamı kurcalayan şey tekrar aklıma geldi.

Yaklaşık 10 senedir internet kullanıcısıyım, yıllardır internette karşıma çıkan beğendiğim resimleri biriktiriyorum, başlarda bunları sedece dostlarımın maillerine eklemek ya da eşe dosta göstermek için kullansam da, 2 senedir bunları blogumda sizinle de paylaşıyorum, benim derdim tahmin ettiğiniz gibi resimlerde kaynak gösterememek.

Bütün yazılarımda kaynak göstermeye çabalayan birisi olarak, resimlerde bunu başaramamak beni vicdanen rahatsız ediyor. Bu güne kadar ziyaretçilerimden sadece 1 kişi neden resimlerde kaynak göstermediğimi sordu, yani insanların çok da umurunda değil bu her nedense. Eminim yazıları kaynaksız yayınlasaydım çok daha fazla soran, bundan rahatsız olan olurdu.








Bunu başaramamın bir kaç sebebi var, birincisi dediğim gibi, yıllar öncesinden bu resimleri toplarken, kimin çektiğini, kaynağını not almamam, bir diğeride resimleri aldığım bazı yerlerin de kaynak göstermemesi ve en son etken latin karakterli olmayan sitelerde resmin açıklamasını anlayamamam diyebilirim.

Zannediyorum resimleri tanıyabilen bilgisayar yazılımlarının gelişmesiyle bu sorun kendinden düzelecek. Bu konuda önemli gelişmeler olduğunu okuyorum, ama bunları genelde sadece güvenlik sektörü, yüz tanıma yazılımı olarak kullanıyor, oldukça yeni bir teknoloji çünkü bu.

Sanırım duymuşsunuzdur, bazı programlar bilgisayarımızda yüklü olan, hangi sanatçıya ait olduğunu bilmediğimiz Mp3'leri, şarkı ismiyle beraber tanıyor, işte bunun gibi bir şeyin resimler için olanının hayalini kuruyorum. Bu sayede bende mutfaktan yemek aşıran kedi gibi, internetten resim aşıran kedi olmaktan kurtulurum :p



19 Haziran 2008






Silah !


Benim hiç silahım olmadı Mayakovski gibi
tutup bir gece yarısı alnıma dayayacağım
ne de James Dean gibi bir otomobilim var
önüme çıkan ilk kamyona vuracağım.

Ahmet Erhan


18 Haziran 2008






Aşk Bu !


Bugün size yüreklerinizi ısıtacak gerçek bir aşk öyküsünden bahsetmek istiyorum, 1930 doğumlu Pierre Berge ile 1936 doğumlu Yves Saint Laurent arasında geçen, eşcinsel evliliklerinin tartışıldığı bu yıllarda, unutulmaz bir sevgi hikayesi bu.

1936 tarihinde Fransız sömürgesi olan Cezayir'de burjuva bir ailede gözlerini açıyor Y. S. Laurent, onu hastalıklı bir çocukluk, oğluna aşırı düşkün bir anne ve cinsel tercihleri nedeniyle çevre işkencesiyle bunalmış bir ilk gençlik bekliyor.







Y. S. Laurent 18 yaşında Paris'e gidiyor, desenleriyle oldukça dikkat çekiyor, Cristian Dior'un asistanıyken, C. Dior'un ani ölümüyle kendisini 21 yaşında onun yerinde buluyor.

Yves Saint Laurent 1958 yılında düzenlediği o efsanevi ilk defilesinde, kendisinden 6 yaş büyük, edebiyat ve yayın dünyasının yeni parlayan simalarından Pierre Berge ile tanışıyor. Artık son nefeslerine kadar sürecek bir birliktelik başlamıştır.

1961 yılında beraber Yves Saint Laurent modaevini kurarlar, Berge işin mali ve işletme yanını Y. S. Laurent ise yaratıcılık yanını üstlenir.







Dünya çapında başarıları ve olağanüstü aşkları haziran 2008 yılında Y. S. Laurent 71 yaşından ölene kadar devam eder.
P. Berge sevdiğinin küllerini, 1980'li yılların başında beraber aldıkları Fas'ın Marakeş kentindeki ünlü evlerinin bahçesine serper.


Sizler için bu unutulmaz çiftin evlerinin resimlerini + ikisinin beraber bir resmini ve tam bir beyfendi olan Pierre Berge'nin cenazedeki o hüzunlü halinin fotolarını "şuraya" ekledim arkadaşlar.

Bu yazının bazı yerlerinde Uğur Hüküm'e ait Yves Saint Laurent yazısında okuduğum bilgilerden yararlandım.


17 Haziran 2008






Engizisyon !


BBC'nin bu haberini size yorumsuz olarak veriyorum;

İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch) büyücülük suçlamasıyla idama mahkum edilen Favza Salih adlı kadının son bir şans kurtulabilmesı için, Suudi Arabistan kralı Abdullah'a af çağrısında bulunmuş.

Büyü yaptığı iddiasıyla ölüm cezasına çarptırılan kadını suçlayanlar arasında kendisine cinsel iktidarsızlık büyüsü yapıldığını savunan bir adam da varmış.



16 Haziran 2008





Haftanın
Şarkısı !



Bu hafta, ülkemizde kimselerin pek tanımadığı, 1957 Orange-Kaliforniya doğumlu besteci & şarkıcı, söz yazarı Toni Childs'ın, 19 yasinda dul kalmış bir kadının ölen kocasına ağıdını anlatan, Heaven's Gate isimli hüzünlü ama melodik bir şarkısı var.

Benim her dinlediğimde tüylerimi diken diken eden bu olağanüstü şarkıyı Mp3 formatında "şuradan" indirebilirsiniz arkadaşlar.

ilk verdiğim link çalışmazsa, alternatif indirme "linki".





Haftanın
Güzeli !



Aslında bugün bir kız arkadaşıma haftanın yakışıklısında zenci bir delikanlı olacağını söylemiştim, ama haftanın duygusal şarkısına pek uygun gitmedi sanki arşivimdeki zenci erkek resimleri, sanatsal fotoğraflar da olsa pek bir damarlı hissettim onları, bence bu resim haftanın şarkısına çok daha uygun :p



15 Haziran 2008






Saf Sevgi !


Bir ay önce babamın eve ikinci bir köpek getirdiğini ve annemle bu yüzden birbirlerine girdiklerini "yazmıştım".

Geçmiş yıllarda ölen Panter isimli köpeğimizin anısına, onun ismini çağrıştıran Panti adını verdiğimiz bu küçük sevgi yumağı, kendisine en çok karşı çıkan anneme bile kendini feci sevdirmiş, ailemizin maskotu olmuş durumda.

Bu duruma yaşlı köpeğimiz Rambo dışında herkes fazlasıyla memnun gözüküyor tabi. Köpeklerin birbirini kıskanmamaları için hiyerarşi çok önemliymiş, bunun için Rambo'nun yanında Panti'yi sevmemeye çalışıyoruz ve eğer aynı yerde seveceksek öncelik Rambo'nun hakkı, aynı şekilde mama saatinde de önce Rambo'ya yemek veriliyor.








Panti'yi severken 2 dakikalık bir görüntü çektim, "şu siteden" izleyebilir ve belediyelerimiz bu zavallı hayvancıkları nasıl hiç acımadan öldürür ki diyerek, insanlığımızı sorgulayabilirsiniz.(Panti'nin esas soytarılıkları 40. saniyeden sonra başlıyor)

Daha önce yazdığım "şu yazımın" altındaki resim linklerinden, yaşlı köpeğim Rambo canavarıyla da buyrun tanışın ve benim odama misafir olun.

Ayrıca "şuradan" bahçemizde bu mevsim coşan çiçeklerimiz arasında gezinip, bu sene pek bol ürün vererek bizi neredeyse yemeye bıktıran enginarlarımızı görebilirsiniz.

Bu arada, enginar bitkisinin yenen kısmının sadece onun çiçeği olduğunu, yani aslında çiçek yediğimizi biliyor musunuz?



14 Haziran 2008





Cumartesi Neşesi !


Şık bir cafede sarışın bir afet, gözleriyle yandaki masada oturan delikanlıyı adeta yemektedir. Delikanlı onun bakışlarını tam farkettiğinde, kadın birde ne görsün, yakışıklının yanında başka bir erkek ve bunlar neredeyse birbirlerinin içine düşecekler!

Bu duruma pek bozulan kızcağız, yarı sitem yarı şakayla delikanlıya; "Ben sizi gerçek erkek zannetmiştim" diye seslenir, cevap anında gelir, "Bende sizi gerçek sarışın zannetmiştim"

Fikra için bayan x'e özel tesekkür ve sevgilerimi iletirim.


13 Haziran 2008






Blogküre !


Türkiye'nin en iyi internet kültürü sayfasını, her pazartesi günü Radikal'de hazırlayan M. Serdar Kuzuloğlu'nun bir yazısında okuduğuma göre; Blogcuların % 60 35 yaşın altındakilerden oluşuyormuş ve % 37'si bekarmış.(*)

Benim merak ettiğim ayrıca blogküre'nin yüzde kaçının depresyonda olduğu, bunalım geçirdiği ve kafayı yediği? Blog camiası karamsar yazılardan yıkılıyor sanki yahu :p

(*) Kuzuloğlu'nun referans gösterdiği araştırma şurada.



12 Haziran 2008






Keyifsiz
Bir Düzeltme !


Narkozun saatler süren etkisi ve sanırım buna eklenen annelik içgüdüsüyle bir yanlış bilgilendirme, söz konusu, üzülerek haber ederim ki bebek artık yokmuş, tabi şimdilik.






Kedi
Çok Gerildi !



Yakında inşallah amca olacağımdan bahsetmiştim size birkaç gün önce, sevgili yengemin rutin kontrolünde, rahimde yumurta büyüklüğünde bir kist tespit edildi, bebeğinde dış gebelik olduğu... Bu durumda ameliyatla ur'un alınması + hamileliğin sonlandırılması gerekti, tabi yüreklerimiz bir kuş kadar ürkek attı birkaç gündür.

Başarılı bir ameliyat geçirmesi ve bebeğin dış gebelik olmayıp, şimdilik hala sımsıkı tutunmuş annesinin içinde yaşıyor olması, pek sevindirici bir haberdi. Belki çok büyük ölümcül bir sağlık sorunu değil ama, tanrı kimseye dert verip derman aratmasın, her tür imkana sahip olsanız bile psikolojik olarak gene de zor.

Tabi böyle durumlarda sofrasını bile zor kuran fakir fukara ne yapar eder, neler çeker, insan düşünmeden edemiyor. Sağlık ve eğitim ücretsiz olmalı, bu bir insan hakları sorunudur derim başka bir şey demem.


11 Haziran 2008






Edepli Düşman !


Bir insanı, bir topluluğu, bir öğretiyi, bir inancı, bir ülkeyi sevmeyebilirsiniz. Bunun bir yığın nedeni de olabilir. Sevmediklerinize nasıl davrandığınız, sizin nasıl bir insan olduğunuz konusunda çok dikkat çekici ipuçları verir.

İstersen, şöyle diyelim: İnsan düşmanına karşı duruşundan, kısaca, insan düşmanından belli olur. Rahatsız olduğu insanları eleştirişinden, onları yerişinden. Düşman olmanın bir âdâbı vardır.

Edebsiz düşmanlık ne bizi ne de düşmanımızı geliştirir.









-Anlayamadım, düşmanımızın neden gelişmesini isteyelim?

-Her alanda değil elbette, ama düşünce, sanat, bilim alanında düşmanlık yararlı olabilir; geliştiricidir, gerektiği gibi dönüştürülebilirse. Düzeyli düşmanlıklar, düzeyli çatışmalar, düzeyli bir kültürel devinime yol açabilir.

-Çelişmiyor musunuz kendinizle? Düşmanınız sizi öldürmeye çalışıyor, geliştirmeye değil! Siz de Hazreti İsa olmadığınıza göre...

-Ağır kişilik bozukluğu sorunları olanlar, tembeller, tez elden dikkat çekmek isteyenler, içleri sıkışık, kendi içlerini görmekten korkan, kendi ruhsal sorunlarını, entelektüel uğraşlarla perdelemeye çalışanlar, düşmanlığa düşmanlık ediyorlar.








-Ne demek Hocam bu?

-Düşmanlığa düşmanlık "dostluk" demek olmayabilir her zaman. Düşmanlığı bilmemek demektir. Düşmanlıktan beslenememek, düşmanlığın bize kazandırabileceği olgunluğu engellemek demektir.

-Düşmanlıkla dost mu olalım o zaman?

-Hayır! Düşmanımı nasıl güzelleştirebileceğimi düşünmeliyim. Düşmanımın kendi çirkinliklerini fark etmesini sağlamaya çalışmalıyım.

-O zaman düşman değil, dost olmaz mısınız?

-Aradaki fark, iyi düşünmeli! Bak ne demiş Romalı: "Interfice errorrum, dilige errantem", Yanlışı öldür, yanlış yapanı sev!

Felsefe Prof. Ahmet İnam



10 Haziran 2008






Yabanarısı !



Bu güne kadar zannediyorum sadece bir yemek yazısı yazdım, o da 'bamya'dan nefret edenlerin bile bayılacağı bir bamya "tarifiydi".

Geçen gün okuduğum bir yazıda Japonya'da yabanarısının kanatları ve bütünüyle konserve olarak satıldığını okudum, hatta eski imparator Hirohito'nun yabanarısıyla pişirilmiş pilav en sevdiği yemekmiş.

Pek çok ülkenin mutfağını deneme fırsatı bulmuş birisi olarak, bizim damak tadımıza en uzak mutfağın, bana Japon ve Malezya mutfağı olarak geldiğini söyleyebilirim. Sevmedim diyemem, boğazına düşkün birisi olarak, merak ve zevkle defalarca denedim ve yedim tabi, ama, ama, anlayın işte. En yakın yemek kültürüne sahip olduklarımızda İran ve Yunanistan bence. Eh yani ne varsa komşuda var, ah alışkanlıklar.


09 Haziran 2008





Haftanın

Şarkısı !


Sözde bu hafta çok romantik olacaktık, haftanın resimi aslında espriler dışında romantik sayılır, şarkımızda öyle. Stand In My Way diyor Micah P. Hinson. Bu pek hüzünlü parçayı Mp3 formatında şuradan indirebilirsiniz.

ilk verdiğim link çalışmazsa, alternatif indirme "linki".






Haftanın
Güzeli !



Aklıma bir sürü 3. sınıf espri düşürdü bu resim, Güllerin içinden koşarak koşarak gel bana gel dizelerindeki koşarak kelimesini sokarak şeklinde okumak ya da 'Sen Gülünce Güller Açar Gülpembe'de ki 'gülünce'yi düzünce olarak söylemek gibi!

Böğğ! insanları daha fazla gülden soğutmak istemiyorum, gül ve gülmek, düzmek ve düzülmek iyidir, gülü seven ..ikenine katlanır deyip kaçıyorum :p



08 Haziran 2008





Aşk !


Aşk Batı'da edebiyattan doğmuştur. Yazılan, yapılan bir şeydir ve edebiyat aşkı doğurmuştur, Batı'da.

Öte yanda, Doğu'nun aşkı çok farklıdır. Doğu'da aşk tabiiliğin bir parçası olarak, doğal haliyle, doğanın içinde yaşanır. O nedenle de klasik Doğu aşk metinlerinde aşkla cinsellik Batının anlayamayacağı ölçüde iç içe geçmiştir.

Kısacası, aşk edebiyatı doğurmuştur, Doğu'da. O da "nasip" denilen şeyle ilişkilidir. Mistiktir. O bakımdan sessizdir, derinden akar ve trajik işin doğal bir parçası olarak ortaya çıkar. Akıl değil, akıl ötesidir aşkı yaratan. Divan edebiyatında anlatılabilir, anlaşılabilir bir aşk ve sevgili olmaması bu yüzdendir.

Hasan Bülent Kahraman


07 Haziran 2008





Cumartesi
Neşesi !



Issız bir yolda pusuya yatan trafik polisleri, son model bir arabayla pek hızlı giden bir sarışını durdurur.

Kontrol için kadının arabasına doğru giden polise arkadaşı telsizden 'O aptal sarışının camına yaklaş ve pantalonunun fermuarını indir, sana bu kıyağımı da unutma' der, polis arkadaşının dediğini yapınca, sarışın kadın söylenir;

- Off yaa! yine mi alkol kontrolüne yakalandım?



06 Haziran 2008





Gaykedi !


Kediler sadece iki kardeş, bir tanecik kardeşim ve çok sevdiğim yengem evliliklerinin 5. yılında artık bir çocuk yapmaya karar vermişler ve Tanrı'ya faks çekmişler (yatakta çekiliyor) ve istekleri uygun bulunup işleme konulmuş. Yani 8 ay sonra falan bir aksilik olmazsa amca olacağım ya da en taşaklı cinsinden bir hala :p


05 Haziran 2008






Kader !


Burası yirmi sekiz kişiyi doğrayan kanlı katilin “kader kurbanıyız abi” diye ağladığı bir memlekettir.

Bizim ülkemiz bir doğu ülkesidir. Doğu toplumları “suçluluk yönelimli” değil, “utanç yönelimli” toplumlardır. Batı insanı vicdan azabı çeker, doğu insanı alay edilmekten, rezil olmaktan korkar. Sosyal psikoloji biliminde bu ayırımın iki kanadına “guilt oriented” ve “shame oriented” deniyor.

Hani şair Eşref’in “İbne dersin kızar da, sikersin aldırmaz” dediği cinsten...

Engin Ardıç'ın eski bir yazısından.



04 Haziran 2008






Futbol !


Futbolun F'sinden bile anlamam, ama buna rağmen futboldan gelen militarizm kokusu burnumun direklerini sızlatmaya yetiyor, Murat Belge ile devam edelim;

Norveç'i 2-1 yenmiş olmak, memleketin 'üslup belirleyicisi' medya tarafından bir 'askeri zafer'e dönüştürüldü. Futbolcular, başarıyla kazanılmış bir 'savaş'tan dönen gaziler.

Bunun en zarif örneğini Milliyet'in spor sayfası verdi: 'Kramponlu Mehmetçikler'!



03 Haziran 2008






Dağlarca !


Sanat, tümüyle bir içeri bakıştır. Bir çocuk vardır, boş sandalı dolu görür; bir başka çocuk tersini yaşar, dolu sandalı boş görür; bir üçüncüsü, sandalı görmez; bir dördüncüsü, denizi de görmez, ırmağı da görmez; bir başkası kendini görür Atlantik'te yüzerken; bir başkası, Beşiktaş'taki o küçük parkta kendini Barbaros görür...

Şiir o çocuktur. O çocukların teker teker hepsidir şiir. Şiire küçükten başlayanların belli bir öğretmeni yoktur; onun kendi öğrenmesi vardır, bitmez tükenmez öğrenmesi!..


Öğrenmek, yeryüzünün tek mutluluğudur. Her eylem öğrenmekten başlar. Fransız Devrimi, kişi acısının yine kişiye görünmesinden başka nedir? Mustafa Kemal, bizler için, geri kalmış ülkeler için yeryüzünce ulaşılmamış o insan kavramının hepimize ayrı ayrı görünmesinden başka nedir?







Tanrı daha uzun ömürler versin Türk şiirinin 94 yaşındaki büyük ustası Fazıl Hüsnü Dağlarca'ya ait bu sözleri, ondan bir şiirle bitirelim;


Hangi mahallede imam yok,
Ben orada öleceğim.
Kimse görmesin ne kadar güzel,
Ayaklarım, saçlarım ve her şeyim.

Ölüler namına, azade ve temiz,
Meçhul denizlerde balık;
Müslüman değil miyim, haşa,
Fakat istemiyorum, kalabalık.
Beyaz kefenler giydirmesinler,
Sızlamasın karanlığım havada.
Omuzlardan omuzlara geçerken sallanmayayım,
Ki bütün azalarım hülyada.

Hiçbir dua yerine getiremez,
Benim kainatlardan uzaklığımı.
Yıkamasınlar vücudumu, yıkamasınlar,
Çılgınca seviyorum sıcaklığımı...



02 Haziran 2008






Haftanın
Şarkısı !



Bu hafta neşeli ve hareketli bir şarkı olsun, şöyle futbol stadyumlarına yakışır birşey, bir daha ki hafta pek romantik takılacağız söz, hem şarkıda hem, haftanın güzelinde :p

Heart It Races isimli şarkıyla karşınızda Architecture In Helsinki, mp3 olarak bilgisayarınıza "şuradan" indirebilirsiniz.







Haftanın
Güzeli !



Madem transfer sezonundayız, ortalık futbolcu dedikodusundan yıkılıyor, bende biraz menajerlik yapıp yolumu bulayım. Şu elimde görmüş olduğunuz, duran 'top'lara harika vuran futbolcuyu transfer etmek isteyenler, lütfen benimle bağlantıya geçsinler :p


01 Haziran 2008





Kırbaçlı
Kadınlar !



Türk erkekleri kadınlar yüzünden egoları ve kompleksleri çok önde yetişiyor. Bu şımarıklıklar sebebiyle erkek diye birşey olmayacak ve onlar hep bir oğlan çocuğu olarak kalacaklar.

Erkekleri doğuranlar da kadınlar. Biz nasıl istersek onu öyle yetiştiriyoruz. Biz nasıl istersek erkekler öyle oluyor. Biz yetiştirdiğimiz erkeği başka bir kadına teslim ediyoruz. Biz kendi kendimizi erkeklere şikayet ediyoruz.

Herşeyi organize eden kadınlar, 3, 17, 37 , 70 yaşında büyümeyen erkek çocuklarını da her zaman idare etmek zorunda kalıyorlar.







Erkekler evlenirken bile annelerine benzer kadınlarla evleniyorlar ve böyle kadınlar yani 'sözleşmeli kadınlar' onların çocuklarına bakıyor, yemek yapıyor, ütü yapıyor ve eve bakıyorlar.

Eşlerini aldattıkları diğer kadınlar da 'kırbaçlı kadınlar' . Aldatma gerekçeleri de, "Karımı anneme benzer bir kadından seçiyorum ama cinsel hayatta da farklı arayışları onunla yapamam. Bu nedenle eşimi anneme benzemeyen kadınlarla aldatıyorum" oluyor.

Almula Merter