30 Haziran 2009






Denklem !


Erdoğan geçen gün, ülkemizin "600 yıldır Avrupa genel denkleminin bir parçası olduğundan, Avrupa'nın 6. dünyanın 17. büyük ekonomisi" olduğumuzdan bahsetmiş Belçika Le Soir gazetesine.

Ama Avrupa birliği ülkeleri içinde kadınlarını en fazla ezen, yobazı, ırkçısı, abazası en fazla, en cahil ve eğitimsiz, doğayı koruması, şehirleşmesi ve gelir dağılımı en bozuk, insan hakları + hayvan hakları en sabıkalı ülke olduğumuzu söylemeyi unutmuş.

Ayrıca asla söylemeyeceği bir şey daha var; Avrupanın en homofobik ülkesi olduğumuz ve Fransa ile İsviçre'den bile önce kadınlara seçme-seçilme hakkını veren Atatürk'ün bugün sağ olsa eşcinsellere evlenme hakkını bile vereceği.



29 Haziran 2009






Haftanın Şarkısı !


Tam bir yazlık disko parçası size, müziğin sesini açın ve yosun, iyot, votka, bira, parfüm kokularının uzaktan burnunuza geldiğini. hayal edin.

The Reg Project'in 'şuradan' indireceğiniz Lela Lela adlı mp3'ü ile; Hadi eller, kızlar göğüsler, gayler penisler havaya, kalçalar bir sağa, bir sola, dullar yatağa diyorum. Bu gece uzun olacak.

Önemli Uyarı!!! Sabah feci bir şekilde, örneğin
'bakınız şöyle' uyanmak istemiyorsanız aman içkiyi fazla kaçırmamaya dikkat!








Haftanın Güzeli !


Yaz gelip sıcaklar bastırınca havuzlu, denizli, bol sulu, hatta 'buzlu' yakışıklılar ikram etmeye çabalıyorum size. Sevimli küçük bir butik otelde çalışan bu yakışıklı pool boy, haftanın yakışıklısı olmayı kabül etti.

Hatta akşama, yorumlara adını yazdıran bir talihli okuyucumu yazlık diskoya götürecekmiş(miş) ona göre, ve benden duymuş olmayın ama kızlar da adını yazdırabilirmiş (gene miş), çünkü yakışıklımız bisexmiş(miş) & oh mis.



28 Haziran 2009





Biri
Bana Anlatsın !



Gazetelerin, dergilerin, web sitelerinin, tv'lerin; trend, moda, alışveriş sayfalarına ve programlarına, tiksintiyle, göz ucuyla bakıyorum, acaba bende mi bir sorun var? Biri bana anlatsın!

Cumhuriyet gazetesi bile veriyor bu tip ekleri, onun verdikleri Posta paçavrası kadar iğrenç ve itici değil tabi ama yoksulluğun yürek parçaladığı, insanların bir parça yiyecek, bir bardak temiz su bulamadığı dünyada ve asgari ücretin 500 lira olduğu ülkemizde, 5 bin liralık çantalardan, 300 liralık gömleklerden, 100 liralık kremlerden, 150 liralık parfümlerden, 250 liralık ayakkabılardan, binlerce liralık lüks tatillerden bahsetmek o insanlara hakaret etmek değil de nedir?

"mezarı yoktur, açlıktan kimse ölmemiş" lafı da artık tarih oldu, ülkemiz de bile açlıktan, yetersiz beslenmeden ölenler görülmeye başladı, Tanrı insanoğluna akıl fikir versin...



Foto; Erdal Kınacı

27 Haziran 2009





Cumartesi Neşesi !

-
1954
-
1964
-
1974
-
1984
-
1994
-
2004




Bu haftanın Cumartesi Neşesi, anne ve babamın
neden ayrı odalarda yattığını soran canım
sevgilim için.



26 Haziran 2009





Au Revoir
Michael !



Michael Jackson'ın ölüm haberini duyduğumda sanki çocukluğumdan bir parça koptuğunu hissettim. Dünyada bugün, onun o yıllarda çektiği kadar ilgi çeken bir sanatçı halen yok diyebilirim, son yıllarda çöküşe girse de sanki o boşluk hiç dolmadı.

Çoğu yabancı sanatçının ülkemize gelmesinin hayal olduğu 90'lı yıllarda onun konser vermeye geleceğini duyuyoruz. Kardeşim, kuzenler, tüm arkadaşlar bilet alıyoruz ama ilk konser son dakika iptal oluyor, yanlış hatırlamıyorsam İnönü Stadının kapısında konsere girmek için daha sabahtan beklerken iptali öğrenip üzülerek evlere dönüyoruz.

Daha sonra bir kere daha Türkiye'ye geliyor, ben nedense bu sefer gitmiyorum, kardeşim ve kuzenlerim sanırım gene gidiyor.








Bir eşcinsel için farklı anlamları da var kendisinin, eşcinsellerin bugün kadar öne çıkmadığı, aids hastalığının suçunun eşcinsellere atıldığı o yıllarda, eşcinsel veya değil ama hemen herkesin gözünde bir 'gay'di o, tabi benim içinde dünyada yalnız olmadığımı hissettiren Zeki Müren ve Bülent Ersoy'dan çok daha güçlü bir figür.

Kasetin hüküm sürdüğü doksanlı yıllar; cd player daha oldukça yeni bir alet, yabancı müzik cd'leri ülkemiz için oldukça pahalı, ama olsun, bu herifin cd'lerine para verilir deyip bütün albümlerini alıyorum ve ergen sonradan görmeliğiyle kimsede olmayan devasa Pioneer müzik setimle mahalleyi onun sesiyle inletiyorum.

Gene evde kimse yokken coşup, mahalleye yüksek sesle konser verdiğim bir gün, üst katta ki komşumuzun mevlüdü olduğundan sonradan haberim oluyor. Şimdi rahmetli olan o olağanüstü nazik hanımefendi anneme "Dün sanırım evde yoktunuz" diyor sadece, tabi annem olayı çözmekte ve beni fırçalamakta gecikmiyor. Hey gidi günler, au revoir* Michael.


* Fr. Görüşmek üzere


25 Haziran 2009





İlişki (ler) !


New York Times uzmanlara sorarak bir sürü maddelik uzun ilişkilere başlama rehberi yayınlamış, ben kısaltarak ve bazı eklemeler yaparak aktarıyorum;

* Birbirinizin borçlarınızdan, ipoteklerinden, önemli taksitlerinden kısacası mali sorumluluklarından haberdar mısınız? Ayrıca para harcama eğilimleriniz uyuyor mu. (Eğer biriniz günlük yaşamayı seven, diğeriniz daha tutumlu ve uzun vadeli düşünen biri ise büyük çatışmalar sizi bekliyor demektir.)

* Sağlığınız konusunda eşinizden sakladığımız önemli bir konu var mı?

* Birbirinizin arkadaşlarını seviyor musunuz ya da pek sevmeseniz bile saygısız davranmamayı becerebiliyor musunuz? (+ Bu soruyu aile fertleriniz içinde düşünün.)







* Cinsel konularda anlayışınız uyuyor mu? Cinsel tabularınız, ihtiyaçlarınız, olmazlarınız, korkularınızdan bahsettiniz mi ona? (Bu konu gayleri de çok ilgilendiriyor aktif, pasif durumları çoğu ilişkide oldukça sorun yaratabiliyor çünkü). Ayrıca bakirelik takıntısı olan kişilerde bu maddeye bakirelik ve evlenmeden önce seks maddesi eklenebilir tabi.

* Eşcinselleri pek ilgilendirmeyen bir madde; Çocuk yapma & yapmama ya da bunun zamanlaması planlarınız uyuyor mu? Çocuk düşünüyorsanız ona ne tür bir dini eğitim vereceğinize karar verdiniz mi? Dinsel anlayışlarınız uyuyor mu? (özellikle farklı dinlerden çiftler için bu çok önemli). Aslında modern dünyada eşcinsel evliliklerinin, evlat edinmenin, taşıyıcı anneliğin ve sperm bankalarının yaygınlaşması ile bunun artık eşcinselleri de ilgilendirmeye başladığı söylenebilir.

* Birinizin işi, okulu gereği şehir/ülke değiştirmeniz gerekirse olabilecekleri konuştunuz mu? (Belli bir yaşın altındakiler buna askerlik konusunu da ekleyebilirler)


24 Haziran 2009






İkilem !


Türkiye’nin üslubu yok. Eşcinsellik konusunda da yok. Eşcinseller potansiyel pezevenk, potansiyel nemfomanyak, potansiyel cinsel uzva tapanlar derneği olarak gösterilmeye çalışılıyor. Lambda İstanbul kapatılıyor, Bülent Ersoy ekranda, 'Orhan göstersene' diyor. İkilem içinde bu ülke.”


Barbaros Şansal


23 Haziran 2009






Bozkır !


Bugün ülkemizde bırakın tiyatroyu, sineması olmayan 'şehir'ler bile var (ilçe değil). Oysa Anadolunun tarihi yerlerini biraz gezen bir kişinin, binlerce yıl önce yapılmış yüzlerce kişilik amfi tiyatrolar hemen gözüne çarpar.

Bazen insanlık ilerliyor mu geriliyor mu anlamak güç, geçen gün ICOMOS'dan bahsederken Çorum ilimizde bulunan Hitit başkenti Hattuşaş'ın ismi de geçti, bugün ülkemizin en tutucu bölgelerinden sayılan orta Anadolunun boz ve yoz kırlarında(*) binyıllar önce yaşamış Hititlerin eşcinsel evliliklere bizzat yasayla izin verdiğini duymuş muydunuz?


(*) Yozgat, Konya, Kırşehir, Tokat... Kanlı olaylarıyla Çorum (yıl 1980) ... Yüzlerce insanın ırkçı yobazlarca katledildiği Maraş (yıl 1978) ... 35 kişinin tekbir getirilerek yakıldığı Sivas (yıl 1993) v.s.



22 Haziran 2009






Haftanın Şarkısı !


Son derece laik bir şarkı var bu hafta, 2001 yılında 70 yaşında kaybettiğimiz Stelios Kazantzidhs'e ait "Pare ta Xnaria mou" isimli bu Yunan şarkısı Laiko (& laika) türünde.

1950'lerden itibaren Rebetiko müziğe elektronik aletlerin girmesiyle ayrışan, 80'lerden sonra Yunan pop müziğine iyice karışan bu türün anlamı eski Yunanca "Laikos = Halka ilişkin" kelimesinden geliyor, oradan Latince + Fransızca üzerinden dilimize giriyor ve bildiğimiz laik anlamına ulaşıyoruz.

Bizde "fantezi" olarak bilinen türe yakın olduğu söylenen, Ortadoğu ve Hint müziklerinin etkisi hissedilen bu türe örnek seçtiğim parçayı 'şuradan' Mp3 olarak indirebilirsiniz.








Haftanın Güzeli !


Sıcakların iyice hissetirmeye başladığı bu günlerde, karlar üzerinde o güzel poposuyla yuvarlanan bir yakışıklının pek iyi gideceğini, yüreklerinizi serinleteceğini düşündüm bu hafta, iyi düşünmüşümdür umarım?



21 Haziran 2009






Devir ve Çiçekler !


Bana çevremdeki gençler, oğlum dahil, sık sık "devir değişiyor" derler. Haklıdırlar. Ne var ki, devir ilk defa değişmiyor. Ben hayatım boyunca, bu devir denen şeyin defalarca değiştiğini gördüm.

Ama çiçekler, kuşlar, kelebekler değişmiyor. Güzelliğin biçimi değişiyor ama özü değişmiyor.

Ben resim yapamam. Beste yapamam. Şiir yazamam ama güzel sözlerle insanların gönlünü alabilir, mutlu anlar yaşatabilirim. Biz eskiler bunları gençlere anlatmakta zorluk çekeriz, onlarda anlamakta zorluk çekerler.


Bu sözler bir kaç sene önce 94 yaşında yitirdiğimiz Vakko firmasının kurucusu, bir İstanbul beyefendisi Vitali Hakko'ya ait, nur içinde yatsın.


20 Haziran 2009






Cumartesi Neşesi !


Şaşı Bak Şaşır;


1- Monitöre 10 cm yaklaşınız.

2- Gözlerinizi saat yönünün tersinde döndürünüz.

3- Ekrana dil atmayınız.



19 Haziran 2009






Mirasyedi !


İCOMOS, Unesco'ya bağlı bir kuruluş, açılımı "Dünya Miras Komitesi". Ülkemiz 9 örnekle bu listede ve devletimiz bunları koruyacağına dair dünyaya söz vermiş, sırasıyla öğrenelim;

İstanbul'un tarihi alanları (Kalan sağlar bizimdir), Göreme milli parkı ve Kapadokya'nın kaya kiliseleri, Divriği Ulu Camisi ve şifahanesi (Ben pek duymadım burasını ya siz?), Hattuşaş, Nemrut dağı, Xanthos- Letoon, Hieropolis- Pamukkale, Safranbolu, Truva sit alanı.



18 Haziran 2009





Giz !


Bilimin halen çözemediği en büyük gizlerden birisiymiş "Yüzümüzün Kızarması". Emory Üniversitesi primat davranışları Profesörü Frans de Waal ile devam edeyim;

"İnsanoğlu utandığında, ya da yalan söylerken yakalanıp suçluluk duyduğunda yüzü kızaran tek primat türüdür. İnsanlar bu tür duyguları birbirlerine iletmek için acaba neden böylesine gözle görülür bir sinyale gereksinim duymuş olabilirler ki?

İlk insanlar bir takım seçilmiş baskılarla dürüst davranmaya itilmiş olabilirler mi? Bu tür bir davranışın yaşamsal değeri neydi?"



17 Haziran 2009






Porno !


Pornografide dişil rolle özdeşleşme “yapılan, becerilen” olma, hipnotize edilmiş gibi izlenen görüntünün ya da okunan metnin 'içinde olma' yanılsaması yaratır.

‘Erkek’ okurlar dişilin dilinden anlatılan metinleri daha uyarıcı bulurlar. 'Yaptım, becerdim' dilinden çok 'yapıldım, becerildim' dili daha uyarıcı bulunur.


Selçuk Candansayar


16 Haziran 2009






Moruk !


Gençliğimizin 'Entelektüel Kabesi', bugünün acınası Fransası... 30-40 yıl evvel soru şuydu. 'Dünyanın dişe dokunur entelektüellerinin yolu bir kez olsun niye mutlaka Paris'ten geçer?' Cevap: Çünkü, 'Paris bir şenliktir'.

Time dergisinin kapağındaki bu haftaki soru şuydu. 'Fransızlar niye Fransa'yı terk ediyor?'. Çünkü şenlik artık başka bir yerdedir.

2 milyon Fransız Fransa'yı terk etmiş. Geleceğini başka bir ülkede, başka bir diyarda arıyor. Kim bu insanlar. İşsiz kalmış Fransız köylüleri mi? Hayır, son derece iyi eğitimli, doğuştan şehirli Parisliler. Tercih ettikleri ülkeler, Amerika, İngiltere, Japonya. Bu Fransızlar neden mustaripler?








Gençliğe kapalı, köhnemiş, moruklaşmış, statücü, eş dost kayırıcı iş dünyası zihniyetinden. Devlet bürokrasisinden.

Ve tabii, yükselen milliyetçilik, faşizanlık ve ırkçılıktan. Bu durumu bir de Fransa'ya bizzat 'Adieu' demiş Fransızların sözleriyle aktarayım;

'Fransa yaşlı bir kadına döndü. Kaybedebileceklerinin korkusuyla felç olmuş yaşlı bir kadına'. Bir çağrışım yaptı mı? 'İngiltere'de farkılık ve farklılaşma bir avantaj olarak görülürken, Fransa'da hâlâ bir problem olarak görülüyor'.


H. Gökhan Özgün'e ait uzun bir yazıdan kısalttım.



15 Haziran 2009






Haftanın Şarkısı !


Haftanın güzeli yakışıklı bir Bulgar pilici olur da, müziğimiz ona uygun olmaz mı hiç? Balkan Beat Box'dan Bulgarian Chicks isimli sevimli şarkıyı 'şuradan' Mp3 olarak indirip, bu salak pazartesi gününüze bir parça neşe katabilirsiniz.








Haftanın Güzeli !


Bu hafta memleketim 'Bulgaristan'dan bir Bulgar pilici size. Piliçlerin dişi olmak zorunda olduğunu kim söylemiş, erkek, hatta gay bile olmaları gayet mümkün bence, tabi piliç kelimesini haketmeleri için yakışıklı ve seksi olmaları şartıyla.



13 Haziran 2009






Bok !


Bardağın Dolu Tarafı; Bugün internet kullanımında dünya ortalamasını yakalamış durumdayız. Halkımızın %33'ü internet kullanıyor. İnternete bağlı 2,6 milyon bilgisayar var. 190 bin yurt içinde 790 bin yurt dışında Türkiye kaynaklı alan adı var. 5,7 milyon Adsl kullanımda, 100 bin kablodan internet kullanan var.

Bardağın Boş Tarafı; Halkımızın %65'i hayatında hiç internet kullanmamış ama daha da vahimi %20'si interneti duymamış bile. Kadınların %73'ü hiç internet kullanmamış, kırsal kesimde bu oran %88.(*)

Bardağın içindeki bok! (Sansür); Yakın çevremden önce Bilim felsefe Din blogu yasaklandı, sonra Bloggum.com ve Okan Yüksel, şimdi de 5posta. Youtube zaten yıllardır kapalı.








Türkiyeyi bilgi toplumuna taşıyacak Devlet Planlama Teşkilatı Bilgi Toplumu dairesinde 10'un altında çalışan var ama interneti yasaklama dairesinde 40'a yakın kişi ve 93 kişilik kadro!(**). Dünya basınında alay konusu olan, bilgisayar faresinden korkan İran Cumhurbaşkanı resimlerini yakında bizim devlet adamlarımız içinde görürsek şaşırmayalım lütfen.

Bütün dünya bizim yasak zannettiğimiz sitelere girerken, devekuşu ya da "Bir rezervuar köpeğiyiz biz, birbirimizi ısırırız, gücümüz birbirimize yeter; biri(leri) gelip sifonu çekene, bizi topyekün lağıma gönderene kadar." (#)


(*) & (**) Bilkent Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Öğretim Üyesi ve İnternet Teknolojileri Derneği Başkanı Doç. Dr. Mustafa Akgül.

(#) Küçük İskender







Cumartesi
Neşesi !



- 'Batı'daki yaşama bayılıyorum. Burada travesti olmak anlamsız!



12 Haziran 2009






Cuma !


Bu gün cuma ne yazayım diye düşünürken çocukluk anılarım canlandı gözümde. Arkadaşlarımla mahallede oyun oynarken oyunun tam en eğlenceli ve heyecanlı yerinde, bazı ailelerin çocuğunu zorla cuma namazına gönderdiğini, onların pek belli etmemeye çalışarak ama oflaya puflaya gitmek zorunda kaldıklarını hatırlıyorum.

Gene bu aileler uzun yaz tatillerinde onları kuran kurslarına da gönderirilerdi. Bütün bir sene okuldan bıkan miniklerin bu zorunlu eğitim hiç hoşlarına gitmez, bana ailen seni zorlamıyor mu diye sorarlardı. Yazar Selçuk Erez'in bir anısında okumuştum; Aya Sofya'yı gezerken dostu Costa Carras ona ikinci kattaki galeride, yüzyıllar önce yapılan uzun ve bıktırıcı ayinler sırasında canları sıkılan Bizanslı çocukların mermer parmaklıklara kazıdıkları resimleri göstermiş.

Her dinde çocuklar zorlanıyorlar, beyinleri yıkanmaya çalışılıyor. Keşke tüm dünyada çocuklara zorunlu dinsel eğitim yasaklansa ve 18 yaşına geldiklerinde kendi dinlerini tüm insanlar kendileri seçebilse.



11 Haziran 2009






Nietzsche !


İnce bir ruh, kendisine teşekkür borçlu olunduğunu bilmekten sıkıntı duyar, kaba bir ruh da birisine teşekkür borçlu olduğunu bilmekten.


Nietzsche (1844-1900)



10 Haziran 2009






Tekerlek !



Fenasi ve Esther'in blogda İtalyan ve Yunan erkeklerinin yakışıklılıklarını, centilmenliklerini ve eşcinselliklerini tartıştık durduk geçen hafta.

Tüm Akdeniz coğrafyasında olduğu gibi Yunanistan ve İtalyan erkeklerinin de eşcinsellikleri dünyaca meşhur, bunda sanırım en büyük etken diğer maço Akdeniz toplumlarında (Araplar, Türkler, İspanyollar) olduğu gibi eşcinsel ilişkide pasif değil, aktif olmanın yeterince eşcinsel ve aşağılayıcı bulunmaması, hatta sikicilikle ve aşırı erkeklikle özdeşleştirilmesi.

Yunanistan'ın eşcinsel tarihi zaten dünyaca biliniyor ve Türkçemize de geçen, 'gay'ler için kullanılan tekerlek & halka kavramını onlardan almışız.








Bu kelimelerin kökeni, ileride mesleklerini icra ederlerken zorluk çekmemeleri için için erkek fahişelerin ergenlik yıllarından itibaren bir taraflarına içi boş bir halka takılıp ‘‘alışmalarının’’ sağlanmasına dayanıyormuş.

Bir zamanlar yakışıklı oğlanlar böylelikle anal seks için fiziksel olarak olarak da hazır hale getilirlermiş.

Bu arada tüm batı dillerinin argosuna "Greek Style" (Yunan sitili) olarak bilinen anal sekse, Yunanlıların "Ottoman Position" (Osmanlı pozisyonu) demeleri de ayrıca ilginç tabi.



09 Haziran 2009






İbo & Marquez !


Bir gün Onat Kutlar ve Ali Özgentürk konuşmak istiyoruz dediler. Pera Palas'ta buluştuk. Onat dedi ki, ‘‘Milliyet Sanat'ta Marquez üzerine yazıyorsun. Ama ondan sonra oturuyorsun İbrahim Tatlıses'i anlatıyorsun. Ne lüzumu var?'' Ben de ona ‘‘Bu böyle olacak Onat'' dedim. ‘‘Böyle bir çağa girdik. Ve bu yayılacak''.

Onlara şunu anlatmaya çalışıyordum: Reddetmeyin! Solculuk da bununla uğraşmayı gerektirir. Sizler uğraşmazsanız, başkaları uğraşacak, çok aptalca şeyler yapacaklar ve seviye aşağılara inecek! Nitekim oldu. Magazinin zekice olmayan biçimleri çıktı...

İngiltere'de radyoterapi görüyordum. Bir taraftan da gazeteye yazılarımı yolluyorum. Çok sevdiğim bir İngiliz arkadaşım var dedi ki: Hastalığını yazdın değil mi? Yooo dedim. Bu soruyu yadırgamadım, çünkü biliyorum dünya böyle bir yere gidiyor. Ama benim aklıma bile gelmedi. Eğer ilginç bir şey yoksa neden kanserli yazılar yazayım?


Murat Belge


08 Haziran 2009







Haftanın Şarkısı !


Bu hafta sizlere fıkır fıkır neşeli bir şarkı var. Waldeck'in muhteşem yorumuyla Bei Mir Bist Du Schön isimli bu şarkıyı "şuradan" Mp3 olarak indirebilir, Kara Şimşek ile yapacağınız uzun yolculuklarda poponuz oturmaktan yorulunca (yanlış anlamayın, koltuğa oturmaktan bahsediyorum!) kalkıp biraz dans edebilirsiniz.








Haftanın Güzeli !


Eşcinsel atalarımız boşuna "Sarışının adı, esmerin tadı, zencinin sapı" dememişler(*). Bu hafta 'Kara Şimşek' dizisindeki otomobil kadar güçlü bir zenci erkek resmi işte size... "Ee hani nerede bu kara şimşeğin vites kolu?" diye soranlar, 300 Gey'bir gücündeki bu muhteşem aletin teknik özelliklerine 'şuradan' bakabilirler.



* (bkz. Kaynak 1), (bkz. Kaynak 2)


07 Haziran 2009






Aşk !


Freud'a göre, her erkeğin hayatında üç kadın vardır: Ona bakan kadın, onu içine alan kadın, ve onu yok eden kadın. Her üçü de anadır: Kendi anası, çocuğunun anası ve onu geri alacak olan toprak ana.

Bugün aşığın yerini giderek "partner" alıyor. İlişkilerin yirmi yıl önceye göre çok kolay kurulabildiği doğru. Sanal ortamın da yardımıyla, hiç tanımadıkları kişilere hızla ulaşabiliyor insanlar. Ailenin ve yakın çevrenin birey üzerindeki kontrolü her gün biraz daha azalırken, dolaşım olanakları, "köksüzleşme" adı verilebilecek bir serbestliğe ve yalnızlığa zemin hazırlıyor.


Paul Verhaeghen - Psikolog /Yazar


resim; bobiler/ezka

06 Haziran 2009







Cumartesi Neşesi !


Münir Özkul ve Adile Naşit'in, turşu suyu limonla mı daha iyi olur yoksa sirkeyle mi? kavgası gibi, aptal bir kavgayı anlatan bir fıkra size. Komiseri de kafanızda Hulusi Kentmen olarak canlandırıverin tam olsun;

İki fahişe, "Penisin uzun ama ince olanı mı, yoksa kalın ama kısası mı daha makbüldür?" diye tartışıp, birbirlerinin kaşını gözünü yararak karakola düşerler.

Komiser kavganın nedenini öğrenince, "Ceza olarak sabaha kadar nezarathane de tutun bu manyakları" diyerek evine gider. Evde karısına bu ilginç kavgadan bahsedince, eşi bu abuk tartışma konusunda ona bir akıl verir.









Komiser ertesi gün karakola geldiğinde, kadınları ağız alınmayacak küfürlerle, halen sik tartışması yaparken bulunca, "Salın şunları gözüm görmesin" der ve fahişelere dönerek seslenir;

- Ne incesi, ne kalını, mühim olan içinde fazla kalanı!

Oruspular şaşırmış bir vaziyette karakoldan dışarı çıkarken, bir tanesi komisere yaklaşır;

- Efendim ben tam 10 senelik oruspuyum bunu bilmiyordum, rica etsem hangi büyük oruspudan öğrendiğinizi sorabilir miyim?



05 Haziran 2009






Ahlaksız?


"30 kişiyi öldüren bir sosyopat, bir seri katil ahlaksız değildir. Keza öldürdüğü kişileri sekize bölüp bavulda taşıyan manyak da ahlaksız değildir, 20 çocuğa tecavüz eden bir sapık da. Böyleleri ahlaksız değil, hastadır. Akıl hastasıdır veya ruh hastasıdır. Akıl veya ruh hastasına 'ahlaksız' denemez."

Dücane Cündioğlu'na ait bu satırları,"Gerçek ahlaksızlar hepimizin işyerini, okulunu, mahallesini, hayatını kuşatmış, kollarını sallayarak geziyor" diyerek bitireyim.



04 Haziran 2009







Kendi Savaşımız !


"Biz televizyon izleyerek, milyoner, sinema tanrısı, rock yıldızı olacağımıza inanarak büyüdük ama olmayacağız. Hepimiz heba oluyoruz.

Bütün bir nesil benzin pompalıyor, garsonluk yapıyor ya da beyaz yakalı köle olmuş. Reklamlar yüzünden araba ve kıyafet peşindeyiz. Nefret ettiğimiz işlerde çalışıyor, gereksiz şeyler alıyoruz. Bizler tarihin ortanca çocuklarıyız.

Bir amacımız yok; ne büyük savaş ne de büyük bir buhran yaşadık. Bizim savaşımız ruhani savaş. Ve bunalımımız kendi hayatlarımız."


Chuck Palahniuk



03 Haziran 2009






Kahvaltı !


Kahvaltı yapmadıysanız bu sabah bir değişiklik yapın, sabah kahvaltısında yumurta yerine göz yiyin, bu uzakdoğuluların pisboğazlığı beni öldürecek diyeceğim ama ayıp olacak. Ah şu kültürler. İslamda da çekirge yemenin helal olduğunu, bazı Arap ülkelerinde çok severek yendiğini duymuş muydunuz?



02 Haziran 2009





Balık !


Bir kaç haftadır her pazar akşam üzeri, kardeşim, eşi, Nakhar ve ben, bizim bahçede mangal partisi yapıyoruz. Resimde sevgili yengemi mangal başında görüyorsunuz.

Bu pazar balık pişirdik ve Akdeniz, Karadeniz, Ege gibi üç denize, hatta Marmara gibi bir iç denize sahip olduğumuz halde neden Norveç balığı yemek zorunda kaldığımızı konuştuk.

Sahi, neden dünyada tam bir halk yiyeceği kabül edilen balık lokantaları bizde en pahalı lokantalardır ve biz Türkler denizlerimizi, balıklarımızı nasıl bilinçsizce tükettik? Ayrıca balık isimlerimizin, balıkçılık terimlerimizin çoğunun Yunanca kökenli olmasından, göçebe Türklerin balıkla arasının pek iyi olmadığı anlamını çıkartabilir miyiz?



01 Haziran 2009





Haftanın Şarkısı !


Adon Olam 900 sene önce yazıldığı söylenen bir Yahudi ilahisi, Craig Taubman'a ait yorumunu bir türlü bulamamış, en son Klezmer müziğe düşkün olduğunu bildiğim Fenasi'ye mail atıp yardım istemiştim.

O da sağolsun nette bulamayınca satın alıp bana gönderme nezaketinde bulunmuş. Bende sizinle paylaşıyorum, 'şuradan' indirebilirsiniz.








Haftanın Güzeli !


Tebrikler Beşiktaş, bu haftanın güzelinde duran toplara harika vuran bir BJK'lı görüyorsunuz, hadi kaleye kızlar. Fenarbahçelilerin kendilerini bu sene nasıl avuttuklarını ise 'şuradan' görebilirsiniz.