31 Ağustos 2009





Haftanın Şarkısı !


Genç bir kızken Bulgaristan'dan İstanbul'a gelen anneannem, ölene kadar doğduğu toprakları, Bulgar arkadaşlarını sayıkladı. Onun ruhuna, yüzlerce yıl dinlenecek güzellikte bir parça gönderiyorum.

Le Mystere des Voix Bulgares albümünden, Pritouritze Planinata adlı şarkıyı 'şuradan' Mp3 formatında indirebilirsiniz.







Haftanın Güzeli !


Bu haftanın yakışıklısını görünce, Hülya Avşar'ın poposunu bu şekil yapıp, kameraya doğru salladığı o tuhaf video klip geldi aklıma.



30 Ağustos 2009






Anneanne !


Geçen pazar 6 ay önce ölen anneannemin mezarına gittim ikinci kez. Onu çok özledim. Ektiğimiz çiçekleri suladım.

Ben 20 yaşlarındayken ölen anneanemin annesinin ve hiç hatırlamadığım babannesinin mezarının başında da oturdum, taşına elimi sürdüm.

Tuhaf duygular içindeyim, ölümden korkmuyorum, buna eminim, sadece merak ediyorum o kadar.



29 Ağustos 2009





Rol Modeli !


Ertuğrul Özkök “Ayşe Arman gazeteciliği” başlıklı bir yazı yazdı. Orada meslek hayatının başında idealize ettiği gazeteciliği şöyle açıklıyordu:

“Kafamda Babıali’ye meydan okumak vardı (…) Gazeteciliğin rol modellerini ‘Abdi İpekçi-Uğur Mumcu’ tekelinden kurtarmaya adaydım.” Bu cümle beni çok etkiledi. Çünkü Özkök’ün adını andığı o iki gazeteci de öldürüldü!

Evet, bir “Ayşe Arman gazeteciliği” var ve hedefine son derece uygun, başarılı bir gazetecilik ama eğer gazeteciliğin rol modelleri Uğur Mumcu ve Abdi İpekçi tekelinde kalabilseydi, bugün bambaşka bir Türkiye’de yaşıyor olurduk.


Mine Söğüt



28 Ağustos 2009






Müptela !


Türk gazeteleriyle Batı gazetelerinin temel farklılığı Türkiye’de belli köşelerin belli yazarlar tarafından tutulmuş olmasıdır. Bizde köşe yazarlığı diye bir san vardır. Güçlü kalemleriyle bu kişiler toplumda çok etkilidir; okuyucularını kışkırtan sıkı polemikler içine girerler.

Sırf bu nedenle gazete alan köşe yazarı müptelaları vardır. Bu olgu, kısa vadede gazete tirajlarının bir ölçüde düşmesine engel olsa da, Türkiye’de siyasal kutuplaşma ve gerginlik yaratıyor, çünkü bundan besleniyor.

Hatta bu tür gazetecilik toplumu eğitmediği için uzun vadede okuyucu sayısının artmasını engelliyor. Oysa gazeteler okurlarını eğitmek, onlara bilgi vermek zorunda.


Prof. Hurşit Güneş



27 Ağustos 2009





Karşı Cins !


Jung’a göre insan, karşıt cinse ait niteliklere de sahiptir. Kadın ve erkek her iki cinse ait hormonlar salgılamalarının yanı sıra psikolojik anlamda bazı tutum ve duyguları da birbirlerinden edinmişlerdir.

Tarih boyunca etkileşimlerini sürdürmüş olan kadın ve erkeğin birbirlerine ait bazı özellikler edinmiş olmaları, karşı cinsi daha iyi anlayabilmelerine yardımcı olmuştur. Uyumlu bir insanda karşı cinse ait yönler davranışlara da yansır. Eğer bir erkek yalnızca erkeksi özellikler gösterirse dişilik özellikleri bilinçdışında kalır ve gelişemez. Böyle bir durum bilinçdışının zayıf ve etkisiz kalmasına neden olur.

Çok erkeksi görünen ve davranan erkeklerin, bu görünümün gerisinde çoğu kez zayıf ve bağımlı bir yapıya sahip olmalarının nedeni de budur.


Engin Geçtan (psikoterapist, yazar)



26 Ağustos 2009





Köpek !


Köpek var taş yok!
Taş var köpek yok!
Köpek var taş var!
Ama kralın köpek
Sıkıysa at taşı!


Can Yücel (1927-1999)



25 Ağustos 2009






Sakal-ı Şerif !


1970-78 yılları arasında eşim Kemal Çığ, Topkapı Sarayı Müzesi müdürü idi. Daha önce de müdür yardımcısı, kitaplık şefi olarak 1944 yılından beri çalışıyordu müzede. Topkapı Sarayı Müzesi’ndeki "Kutsal Emanetler" diye saklanan bir çok eşya onun bunun saraya bahşiş almak için getirdikleri nesneler.

“Fatima Anamızın Seccadesi” denen seccade 17. asır halısı. “Peygamberin Teyemmüm Taşı” olarak saklanan bir Asur tableti.

Buna benzer daha bir çokları. Bunları bir kitap halinde toplayan ilk Müze Müdürü Tahsin Öz’ün 1953 yılında basılan kitabı, ne yazık ki, zamanın devleti tarafından hemen toplattırıldı. O günden bugüne ülkeyi ayni kafada olanlar idare etti. Uydurulmuş şeylere inanmak, doğruları araştırmaktan daha kolay geliyor insanımıza.


Muazzez İlmiye Çığ


24 Ağustos 2009






Haftanın Şarkısı !


Son zamanlarda rastladığım en iyi şarkılardan birisi Etiyopyalı müzisyen 1941 doğumlu Mahmoud Ahmed'e ait. Türünü tanımlaması zor Fetsum Deng Ledj Nesh isminde bu ilginç şarkıyı 'şuradan' Mp3 olarak indrebilirsiniz.









Haftanın Güzeli !


Bu hafta gene, bütün ülkelerin delikanlılarının yatak becerilerini ve güzelliklerini anlatan kitabın sahibi Enderunlu Fazıl Bey (1759-1810) var, bu sefer onun Musul yakışıklıları için söylediklerine bakıyoruz;

"Musul güzeli kendini sunarken ender gözüken bir utangaçlık içinde. Bu işi ilk kez yapıyormuş gibi davranıyor.

İstanbul'a getirttim onu: Yeniçarşı'da erkek ve kadın çorapları, kemer ve sepet satıyor ve Babı-ali'nin ileri gelen efendilerinin şehevi ihtiyaçlarını karşışıyor. Sultan Mahmud'un Antonius'u olan Türk köle Ayaz da hiç kuşkusuz aynı kalitedeydi. Çünkü güzelliğiyle ön plana çıkmıyordu kesinlikle."



23 Ağustos 2009






Doğa Tarihi !


Fransa'da 57, İspanya'da 42 Doğa Tarihi Müzesi olmasına karşın ülkemizde sadece 2 Doğa Tarihi Müzesi varmış ve halleri oldukça kötüymüş, devam edelim;

Avrupa'da tabiat tarihi müzelerinin kuruluş tarihleri 16. yüzyıla dayanıyormuş. Mta Atatürk'ün talimatıyla 1935'te kurulmuş. 1960'lara kadar Türkiye'nin hemen her bölgesinde gerçekleştirilen, yer bilimlerine ait çalışmalar sırasında mineral, fosil ve kayaç örnekleri, toplanmış. 1968'de ise ülkemizin ilk 'Tabiat Tarihi Müzesi'ne çevrilmiş. Şimdi 2009 'Türkiye'sinden doğa müzesi manzaraları;

"Fosilleri sudan korumak için üstüne kova koyuyoruz. Buradaki eserlere değer biçilemez. Dünyada eşi benzeri bulunmayan fosiller etobur dinozor Allosaurus, fillerin ilk temsilcilerinden Mastodon, Maraş Fili, güncel bir balina iskeleti, Türkiye’de yetişen bitkiler ve hayvanlar var." #

Şimdi anladınız mı? Neden bilime ve bilim adamlarına değil de, soytarı tarikatçıların saçmalamalarını dikkate alan, dünya da evrime en az inanan ülkelerden birisiyiz?


22 Ağustos 2009






Çırpınış !


Ben kişisel olarak, bu ülkeyi hep çok zengin ama beceriksiz eski zaman ailelerine benzetirim. Her şey vardır, han, hamam ama çok başlılık ve iletişimsizlik ağır bastığından işler yürümez. Herkes çırpınıp durur ve zamanlar geçer.


Işıl Özgentürk (senarist, yönetmen, yazar)



21 Ağustos 2009





Mim Kedi !


Sevgili Antepian'ın şutladığı bir mim, psikiyatrist koltuğuna uzanıp çocukluk anılarımıza ışınlanıyoruz. Başlamadan önce annemden nefis bir dayak yediğim anımı daha önce (bkz) 'yazdığımı' hatırlatayım size;


- Çok kötü bir futbol oyuncusuydum mahallede, bunun sebebini yıllar sonra keşfedecektim. Millet topun gideceği yeri iyi nişanlamak için ayağının iç tarafıyla vuruyormuş ben ayakkabının burnuyla vuruyordum bu yüzden düz girmek yerine ya sağa, ya sola gidiyordu.

- Solucanları elime alıp kızları, kadınları korkutuğumu hatırlıyorum. Salyangozlarla ilgili de (bkz) 'şöyle üzücü' bir sadist anım var onu da yazmıştım daha önce.

- Annemin pek kullanmadığı pahalı bir kol saatinin içini merak edip çekiçle parçaladım ve kadıncağız onu kaybettiğini sanıp meraklanmasına rağmen aylarca yediğim haltı sakladım.



20 Ağustos 2009






Düşe Kalka !


Savaşta babamın en yakın arkadaşı kollarında can vermiş. Son nefesini verirken, vasiyet etmiş babama, demiş ki “Halis, bana nasip olmadı ama, sen ilk oğlunun adını Nezih Sahir, ilk kızının adını Nezihe Şükran koy.” Öyle yapmış babam da...

Ben dağda-taşta büyümüş, taa Anadolu’da, ta Karslar’da, Ağrılar’da bilmem sokakta serpilmiş; o zaman sokak da yoktu ya, kır… Allahın kırında, ağaçların tepesinde büyümüşüm. Bambaşka bir çocuktum…

Ben çocukken Kürtçe konuşuyordum. Su gibi. Unuttum sonra tabii. Arkadaşlarımın çoğu Kürt’tü. Bez bebek yaparak, çatal bebek yaparak, ağaç tepelerinde; kırlarda topraktan yerelması çıkararak, pınarbaşlarında bacaklarımız lekeler içersinde; düşe kalka… İşte ben böyle büyüdüm.


Nezihe Meriç (1925-2009)






Sosyal
Sorumluluk !



Elini taşın altına sokanlar var, lütfen yardım!... Çok yakınımızda olduğu halde ancak zorunlu doğu görevi ile öğretmen gönderilebilen, ekonomisi pek gelişmemiş Balıkesir'e bağlı Dursunbey ilçemizde 3003 yoksul öğrenci için kitap, giyecek, kırtasiye ve para yardımı kampanyası... Detaylar 'şurada'.

Mutlaka küçük de olsa yapabileceğimiz bir şeyler olmalı, evde artık pek okunmayan bir ansiklopedi seti, eski kitaplar bile sanırım yoksul bir köy okulunda çok işe yarayabilir.



19 Ağustos 2009






Nezihe Meriç


Tanrım eski insanlar ne kadar mütevazı, bu sözleri dün 84 yaşında aramızdan ayrılan, onlarca kitabı, bir sürü ödülü olan birisi söylüyor;


"Ben bir garip ademim. Çok şey bilmem. Ama bunca yılın okuma, öğrenme, düşünme uğraşı içinde, insana bakmayı, anlamaya çalışmayı, sevmenin yollarını –az da olsa- öğrendiğimi bilirim.

Bilgim az ama, insanlığım iyidir. Herkesin içinde iyilikler, güzellikler olduğunu düşünürüm. Buna inanırım."









Klasik Müzik !


Klasik müzik, dünya uygarlığının ulaştığı en üst düzeydeki müzik kültürüdür. Bunun Hıristiyanlıkla, Müslümanlıkla ilgisi yok. Dolayısıyla Japonya’da Çin’de uzaktan yakından kilise ile ilgisi olmayan yerlerde, bu müziğin en üst düzeyde icra edildiğini biliyoruz. Klasik müzik, aydınlanmanın ve ileri gitmenin bir simgesi olması bakımından galiba bir araç olarak kullanılıyor.

Rengim Gökmen
(Devlet Opera ve Balesi Gen.Md)



Bence, karşı çıkılan klasik müzik, Avrupa müziği veya Topkapı Sarayı değil, bir yaşam tarzı.

Filiz Ali (Müzik Yazarı)



18 Ağustos 2009






Kilise Müziği !


Klasik müzik, kilise müziği değildir. 17yy ortalarından itibaren enstrümantal müzik, insan ve dünya için olan müziktir. Mesela piyano için bir dini eser hiç yok, on binde bir bile değil. Bu yanlış bir bilgi.

Beethoven, Mozart, Çaykovski’nin eserlerinde insan faktörü vardır. Din için bestelediyse, korolu orkestralı olarak, ayin günü çalınır. Bu da, bizim konserlerimizde çaldıklarımız değil. Ama bir kısım kesimler, bilmediğinden değil, bildiği halde böyle bir davranış içindeler.


Fazıl Say



17 Ağustos 2009






Haftanın Şarkısı !


Türkmenistanlı müzik grubu Ashkhabad söylüyor ve biz bazı kelimeleri, ekleri anlamaya çalışıyoruz dinlerken. Yamin Ykbal adlı şarkıyı 'şuradan' indirebilirsiniz.








Haftanın Güzeli !


Yeni yetme bir velet iken, mahallede benden büyük fırlama bir arkadaşımın balkonda tuhaf bir şekilde durup bir şeyler asmaya çalışan kız arkadaşımızı; "O duruşa bir vuruş, kaç kuruş?" diyerek kızdırdığını görmüş ve bu lafı hiç unutmamıştım.



16 Ağustos 2009






Öldükten Sonra !


Unutulmayı iste,
Yeniden anımsanırsan.
Sonsuz yaşam ondan sonra...


Sabahattin Kudret Aksal (1920-1993)



15 Ağustos 2009





Döl !



Amerikalı komedyen, yazar Bill Maher; "Erkekler hiçbir zaman bir kadın ne kadar güzel, ne kadar şişman, ne kadar zayıf diye düşünmez, kadınların estetik, güzellik takıntısı boşuna. Erkeklerin düşündüğü tek şey 'O kadın, şu an beraber olduğu kişi olmasın, yeni birisi olsun' yeter." anlamında bir şeyler söylemiş ve tüm kainattaki dişileri döllemek isteyen erkek bilinçaltını tek cümlede özetlemiş.



14 Ağustos 2009






Ölüm ve Cinsellik !


“Seni sorunlarıma ortak etmek istemiyorum” diyen bir sevgiliniz varsa yalancıdır. Onun asıl derdi sizden ayrılmaktır. Severek ayrılık olmaz, “Seviyorum ama ayrılmalıyız” diye bir şey olmaz. Oluyorsa, o sevdada bir eksiklik vardır.

Türkiye’de cinsellik ölüm sebebidir ölüm. Cinsel anlamda rahatlayamamış toplumların aşama göstermesi mümkün değildir ne yazık ki. Çünkü kafamız oraya takılmış durumda bizim. Varsa yoksa seks.

Bu durum aşılabilir mi? Evet aşılabilir ama daha birkaç nesil gerekiyor bunun için. Elbette bir önceki nesle göre şimdikiler daha şanslı. Bundan sonra gelecekler de daha şanslı olacak ama yine de zaman gerekiyor.


Mehmet Coşkundeniz


13 Ağustos 2009





Yaşlı Yürekler !


Yaşım ilerledikçe etrafımda acı ceken yaşlıları gittikçe daha fazla görür, duyar oldum. İhtiyar insanlara karşı çocukluktan gelen bir zaafım var. Onların acı çekmesi beni bir çocuğun ve gencin düşkünlüğünden daha fazla etkiliyor sanki.

Çünkü önlerinde umut edecekleri bir gelecekleri de kalmamış ve tabi onlara sahip çıkacak bir anne babaları. Gelinlerin, damatların, hayırsız evlatların ellerinde yaralı bir hayvan gibi ölümü bekleyen, Attila İlhan'ın bir şiirinde idam mahkumlarına benzettiği, bunak, hasta ve ürkek yaşlı yürekler, tanrı sizi korusun.



12 Ağustos 2009





Eşcinsel
Mafya & Medya !



"...Taksim civarında onlarca gay bar açıldı. Dört yıl önce parklarda dolaşırlardı. Şimdi özel mekanları var. Buralarda kadın kılığına bürünmüş erkekler şarkı söylüyor, dans ediyor. Bütün gençler o barlara gidip eğlenmeyi istiyor.

Normal barlar sinek avlarken gay barlar tıklım tıklım dolu. Eee medyadaki gayler oraların reklamını yapıyor. Gençler de merak edip gidiyor. Lezbiyenler için de özel bar açıldı. Onlar da artık kendi aralarında eğlenecekler. Eskiden gaylerin yanlarında sığıntı gibi duruyorlardı.

Üzülerek yazıyorum. Bir gazetemiz var. İnanamıyorum. Sanki eşcinsel 'posta'sı. Çalışanların yarısı gizli, yarısı da potansiyel eşcinsel... Eşcinseller birbirlerini çok tutuyorlar. Onlar hakkında küçük bir eleştiri yazınca hemen birleşiyorlar.







Böyle ar damarı patlamış insandan korkacaksın. Kabadayılardan, silahtan, toptan korkmam; onlardan korkarım. Onlar böyle en son sözü baştan söyleyebiliyorlar. Onlar hakkında bir yazı yazıldığı zaman internette seni yerden yere vuruyorlar, iftiralar, yalanlar... Her şeyi yapabiliyorlar.

Üstelikte müthiş bir şekilde birbirlerine destek oluyorlar. Hem birbirlerinin gözlerini oyuyorlar, -hiç sevmezler, acayip kıskanırlar- ama hem de destekliyorlar..."

***

Nedim Saban hakkında Musevi olduğu için ipe sapa gelmez ithamlarda bulunan şu an dinci medyada yazan magazinci Aykut Işıklar'a ait bu satırlar, kendisi hakkında ayrıntılı bilgiye mideniz kaldırıyorsa 'şuradan' devam edebilirsiniz.



11 Ağustos 2009






Timsah Gözyaşı !


Birkaç hafta önce Zaman gazetesinin Sivasta ölenler için 'otel yangınında' öldüler diyerek saygısız bir ifade kullanmasını daha unutmadan, gözyaşı dökme üstadı Fethullaha ait Aksiyon dergisi, şimdi de bu katliam için farklı iddialarda 'bulunmuş'. Bakınız Ahmet Nesin bu kendini akıllı zanneden çakalların ağızlarına lafı ne güzel tıkmış;

"Bütün olayları Ergenekoncular yaptı, katleden, otel yakan, Allah Allah diye katledenler dinciler değildi sanki!.. İşin komiği bu olaylar olduğunda biz sol adına bunların hepsini derin devletin işi olduğunu yazdık. İşte burada dincilerin ya da ülkücülerin kullanılıp kullanılmadıkları tartışması önem kazanıyor.

Bence kullanılmadılar, zaten bu iki kesim için de komünist öldürmek sevaptı, bu iki kesime davet gitmesine gerek yoktu, onlar kendilerini kullandırtmak için zaten emre amadeydi. Kullanılmıyor olsalardı biz yıllar önce derin devlet diye bağırırken onlar da bizi destekler yada kendilerinin de içinde bulundukları Akıncılar ve Ülkücüler gruplarını uyarırlardı. Nedense derin devlet olayı iktidara geldiklerinin 4. yılından itibaren geldi akıllarına…"


10 Ağustos 2009






Haftanın Şarkısı !


Bu hafta kıır kıpır birşey olsun şöyle yaz gecelerine uygun. Geçen sene 86 yaşında aramızdan ayrılan efsanevi Peru asıllı soprano Yma Sumac'a ait Gopher Mambo adlı şarkının Q-Burns Abstract Message tarafından mixlenmiş halini 'şuradan' indirebilirsiniz.









Haftanın Güzeli !


Bu hafta ki yakışıklımız Edirneli, bakalım dünya delikanlılarının kitabını yazan eşcinsel atalarımızdan Enderunlu Fazıl Bey (1759-1810) onlar hakkında neler söylemiş;

"Edirne güzeli İstanbul güzeliyle rakabet halindedir. Savaşçı gururu kibarca konuşmalar ve ince buluşlar yapmasına engel değildir."

Umarım bu ince buluşu (pek de ince sayılmaz dikkatli bakınca) beğenmişsinizdir. Aslında bu mevsim Trakyanın kavun-karpuzu ünlüdür ama siz 'muz'u ile idare ediverin artık, yoksa Trakyanın (bkz) 'bamya'sını bile bulamayan var yahu!




09 Ağustos 2009






Telgrafhane !


Uyumayacaksın
Memleketinin hali
Seni seslerle uyandıracak
Oturup yazacaksın
Çünkü sen artık o sen değilsin
Sen şimdi ıssız bir telgrafhane gibisin
Durmadan sesler alacak
Sesler vereceksin
Uyuyamayacaksın
Düzelmeden memleketin hali
Düzelmeden dünyanın hali
Gözüne uyku giremez ki...
Uyumayacaksın
Bir sis çanı gibi gecenin içinde
Ta gün ışıyıncaya kadar
Vakur metin sade
Çalacaksın.



Melih Cevdet Anday (1915 - 2002)


08 Ağustos 2009





Batık
Sevgili
Maliyeti !



Diyelim dolabınızda artık hiç hoşlanmadığınız bir giysiniz var ve onu atmaya ya da birisine vermeye kıyamıyorsunuz çünkü zamanında ona çok para vermiştiniz. Elbiseye kıyamamanız hatalı bir kararmış ve bu hatalı kararın altında "Batık Maliyet Yanlışlığı" adı verilen bir alışkanlık yatıyormuş.

Ohio State Üniversitesinden Hal Arkens ve Catherine Blumer bu duyguya insanların ne kadar çok kapıldıklarını 80'li yıllarda tanımlamış. Bilim adamlarına göre bunun nedeni, insanların bir şeye ne kadar çok yatırım yaparlarsa kendilerini de o kadar çok sorumlu hissetmeleriymiş.

Yatırımların mutlaka parasal olması da gerekmezmiş. İlgisini çekmediği halde kalın bir kitabı bitirmeye çalışanlar, hiç bir şey paylaşmamakla beraber uzun süren bir arkadaşlık/sevgili ilişkisini kesmekte zorlananlar hep bu yanlışlığın kurbanlarıymış.




New Scientist 5 Mayıs 2007 - Reyhan Oksay CBT


06 Ağustos 2009






Teklif !


The Proposal/ Teklif filmini izledik dün akşam matinesinde sevgilimle, türünün pek iyi bir örneği sayılmaz ama gene de hiç fena değildi, özellikle de Altın Kızlar'dan Rose yani Betty White(neredeyse 90 yaşında) izlemek çok hoştu.

Yahu bu yaz çoğu sevgiliye uğursuz mu geldi nedir? Etrafımda bir sürü ayrılık haberi alıyorum ve "hey millet kendinize gelin" diyorum.



04 Ağustos 2009






Gerçek Acı !


- Gerçek acının tek ölçütü var; Ölüm korkusunu yok etmesi. Ölümden korkuyorsanız bilin ki gerçek acıyı yaşamamışsınız.


Fethi Naci (1927-2008)


03 Ağustos 2009






Haftanın Şarkısı !


Yaz gecelerinin hüznüne ya da yaklaşan sonbahara uygun duygusal bir şeyler olsun bu hafta burada, Sally Shapiro'ya ait Jackie Jackie adlı şarkıyı 'şuradan' Mp3 olarak indirebilirsiniz.








Haftanın Güzeli !


Pencere tüllerine
gelinlik diye sarılan
o küçük kız nerede şimdi?
Gemim çoktan battı,
denize inen tüm filikalarıma
erkekler bindi.


Sunay Akın



02 Ağustos 2009






Tek Dil !


Dünya kaç yüz sene sonra aynı dili konuşacak acaba, kaç asır sonra tek bir dil olacak yeryüzünde? Aramızdan geçen sene ayrılan Fazıl Hüsnü Dağlarca bütün kalp gözü açık dahiler gibi bunun olacağını biliyor bir gün ve bakınız ne diyor bizlere;


"-...İlerde yeryüzünden diller kalkınca, yeryüzü bir dilde birleşince, büyük bir 'uluslar kültür müzesi' kurulacak. (...) Bu müze dünya folkloru sergisi gibi olacak. O zaman isterdim ki, belki çocukça bir dilek, bu müzeye Türkiye'den benim kitaplarım da girsin."



01 Ağustos 2009






İyi Müzik !


Her tür müziği dinlerim. Louis Armstrong'un dediği gibi; "İki tür müzik vardır. İyi ve kötü müzik". Kötü ve ticari amaçlı müzikler kendini iyi kulaklara hemen ele verir zaten. Türkiye’de maalesef bu ticari müzikler çokça dinleniyor.

Türkiye’de yapılan iyi müzikleri büyük saygıyla karşılıyorum. Keşke toplumda bu konuda daha yüksek seviyede de bilgi edinme, dinleme, satın alma, takip etme imkanlarına sahip olsaydı.

Fazıl Say