30 Ekim 2009





Kış !


Kış ve onun en güzel tarafı geliyor artık: Gece sıcacık yatağından tuvalete kalkarsın, o saatte kaloriferler yanmaz, dönene kadar üşürsün, sonra sıcacık sevgilinin yanına sokulursun, onu öpersin, sarılıp huzur içinde uyursun.

Ya da sen gece saatlerce oturursun, üşümeye başlayınca yatmaya karar verirsin, ayakların, ellerin buz kesmiştir, sevdiğinin yanına uzanırsın, sıcacıktır, yüreğinin, ayaklarının, ellerinin, tüm ruhunun ısındığını hissedersin.

Yazın en kötü tarafı sıcak yüzünden insanın birlikte yatmaktan ve seks dışında sarılmaktan kaçacak delik araması işte.



29 Ekim 2009





Gurur !


Bazı kazma Kemalistler için Falih Rıfkı Atay'dan (1894-1971) bir Mustafa Kemal analizi:

"Bir fikre saplanıp kuvvet ve kudretini onu söktürmeye sarf eden küçük bir kibir değil, dinlemekten, sormaktan, aramaktan ve kesin kararını en sona saklamaktan çekinmeyen büyük bir gurur sahibi idi. Sevdiği şey itaat edilmekten fazla, inanılmaktı."


28 Ekim 2009





Yalan !


İnsan ne zaman insan olmuştur? El Cevap: Yalan söylemeyi öğrendiği zaman. Niçin? Çünkü yalan, gerçekte olmayan bir şeyin insan kafasında yaratılması demektir. Bu yaratıcılık, planlama ve hafıza gerektirir. İnsan doğru olmayan bir şeyi söyleyerek karşısındakini buna inandırdığı zaman kendisini güçlü hissetmiştir.

Ancak buraya kadar iyi giden bu öykü bu noktadan sonra acıklı olmaya başlar. Zira yalan söylemeyi, yani gerçek olmayan şeyler yaratmayı öğrenen insanoğlu, bu sefer yarattıklarını giderek daha karmaşık, daha yüksek düzeyli kurgular haline getirmiş ve hayvanlarda olmayan, kendi yarattığını kendinden sonraki nesillere öğretme yeteneği nedeniyle, sonunda kendi kurguladığı dünyalarda ipin ucunu kaçırıp onları artık gerçek sanarak, yani kendi yalanlarına inanarak onların mahkumu olmuştur.

Bu, dinlerin en kısa izahıdır. Modern insan ise kendisini bu kısır döngüden kurtaranlardır.


Prof. Celal Şengör


27 Ekim 2009






Kedi & Köpek !


Maille bir konuyu konuşurken, psikoloji eğitimi almış 'Victor'un yaptığı bir kedi-köpek analizi, bana blogda yayınlanacak kadar ilginç geldi:

"Kediler için nankör olur derler aslında köpeklerden daha sadıklardır. Köpeklerde görülen durumsal ve nispeten kısa süreli sadakate oranla kedilerde görülen sadakat insanlardakine benzer, anısal hafızaya bağlı bir sadakat ve uzun sürelidir.

Bir örnek vermek gerekirse; bir köpek sahip değiştirdiğinde yeni sahibine de eski sahibi kadar sadakat gösterir ve yeni sahibine olan sadakatinin oranına bağlı olarak eski sahibini unutabilir, tekrar gördüğünde yabancı gibi davranabilir ve köpekler genelde evdeki herkese sadakat gösterir.







Kediler ise hayatınlarındaki kişileri kategorilere ayırmış gibidirler. Herkese yaklaşımı ayrıdır. Sahip değiştirmek zorunda kaldıysa genelde durumu kabullenmek yerine ona ulaşma yolları arar.


Eski sahibine kavuştuğunda ise onu hatırladığı barizdir; genelde kediler hayatlarında sadece bir kişiye üst süzeyde sadakat duyarlar ve kediler evde sadece bir kişiye sadıktırlar."

Gay bir kedi olarak tüm hayvan severler gibi kedileri çok sevsem de, iki köpek sahibi olarak, köpekler çok daha insana yakın hayvanlar diyorum ve tercihimi köpeklerden yana kullanıyorum + eklemeden geçemeyeceğim, hem kediyi hem köpeği yavruyken alıp, birbirine alışması sağlanırsa çok daha güzel bir şey olur tabi.



26 Ekim 2009





Haftanın Şarkısı !


Başladıktan 15 saniye sonra coşan pek eğlenceli bir şarkı size. Karen O and the Kids'den All is Love isimli bu şarkıyı 'şuradan' Mp3 olarak indirebilirsiniz.








Haftanın Güzeli !


Güzel gülen erkek mi, güzel düzen erkek mi? Eğlenilecek erkek mi, düzüşülecek erkek mi? Yoksa evlenilecek erkek mi? 'Her ikisi de' demeyin ama, hile yok.



25 Ekim 2009





Zürafanın
Düşkünü !



Zürafa kelimesinin kökeninin Arapça 'zarif' kelimesinin çoğul hali olduğunu ve Osmanlıda lezbiyen anlamında kullanıldığını biliyor muydunuz?

'O zümreye neden böyle denilmiştir? Herkesin, bilhassa aynı tarikat veya güruha mensup olmayanların anlayamayacakları bir hususi lehçe, bir argo kullanmalarından, göz süzerek, kaş oynatarak, imalı imalı söz atarak konuşmalarından, zarafet satmalarından, bir de gene herkesinkine benzemeyen kıyafet farkları gösterip bazı alametler, işaretler taşımalarından!

'Zürafa'lar daha ziyade beyaz renkte elbiseler giyerler, boyunlarına beyaz birer ipek mendil sararlar ve mendilin uçlarını muayyen şekilde bağlarlar; saçlarını da kısa keserler.








'Zürafanın düşkünü, beyazlar giyer kış günü' sözü de servetini yedirdikten sonra sefalete düşen ve kış mevsiminde sandık dibinde kalmış keten elbiselerle süslenen bu meslek kadınları için söylenmiştir.

Mamafih o ismi kendilerine veren gene kendileridir; yoksa normal halk kadını, iğrenerek ve şaşarak bunlara kısaca, tokca 'sevici' der ve söz açılınca bir tehlike ve rezalet addettiğinden yakasını tutarak, üç kere 'tu, tu, tu' diye şeytanın iğvasından (azdırmasından) nefsini sıyanet eder (korur)!' (1)

'Eski kadınlarımız, çengilere, hamam ustalarına ve bunlarla hemdem olan bazı mirasyedi hanımlara ince takım zurafa derlerdi. Bu ince takım kadınlar beyninde zürafalığa alamet olmak üzere boyunlarına beyaz tülbent boyunbağı bağlarlar.








Bu tülbentlerin kenarları 'ciğer deldi' köşeleri 'ah ah' işlemelidir. Bu kısım kadınlar cemiyet hayatına muhalif bir hayat geçirirler. Erkeklerden zevk almazlar, kendi cinsleriyle temas etmekten mütelezzizdirler.' (2)

'Çocuk yaşımı aşmıştım. Yanımda bir eskiciyle Pasaj'ın üstündeki katlardan birine girdik. Ne var ki, kapı açılır açılmaz korkuyla karışık bir duygu çöreklendi içime. Karşımda saçları çok kısa kesilmiş, iri yarı, kadına benzemeyen bir kadın duruyordu.

Hemen ayaküstü bir özür bularak eskiciyle birlikte kaçarcasına çıktım. Eskici bana, bu kadın zürafadır, dedi. Zürafanın ne olduğunu soramadım ama sonradan araştırdım, sevici kadın anlamında kullanılan bir sözcük olduğunu öğrendim.' (3)


1- Refik Halid Karay 'Üç Nesil, Üç Hayat'.
2- Ali Rıza Bey 'Eski Zamanlarda İstanbul Hayatı'.
3- Edip Cansever 'Tragedyalar'.
+ Kaynak, link.


24 Ekim 2009





Zürafa !


Gerçek bir hayat hikayesinden uyarlanan Gods and Monsters filminde, gay ve yaşlı bir yönetmeni canlandıran Ian McKellen, doğuştan gelen o farklılığını, eşcinselliğini ve sanat yeteneğini anlamayan ailesine şu unutulmaz replikle sitem eder:

"Kendilerine zürafa hediye edilmiş çiftçi ailesi gibiydiler ve akıllarına tek gelen şey hayvana koşum takımı vurup toprağı sürdürmekti."



23 Ekim 2009





Devlet 'Mal'ı !


Gay olmayan bir dostum askerliğini yaparken, bölüğünde bir eşcinsel ilişki açığa çıkıyor.

Yüzlerce genç erkeğin olduğu bir ortamda bu garip değil, hatta pasife pembe tezkere verilmesini de artık duymayan kalmadı sanırım, ama ben aktif olan kişiye ceza verilirken devlet 'mal'ına zarar ile suçlanmasını ilk defa duydum.

Bu arada yüce devletimizin aktif gayleri eşcinsel sınıfına sokmaması psikoloji bilimi ve toplumumuzun erkeklik algısı açısından son derece ilginç bir konu tabi.


21 Ekim 2009





Nefes !


Geçen gün friendfeed'de 'Şoven olmayan bir film, şovenistler tarafından, şoven duygularla algılanabilir mi acep?' diye sormuştum. Sonunda Nefes 'Vatan Sağolsun' filmini izledik Nakhar ile.

Full Metal Jacket'i izlemediğim için ne kadar onun çakması bilemeyeceğim ama en başta bu film ırkçılar tarafından başka duygularla izlenebilirse de ırkçı bir film değil.

Çekimler ve oyunculuk bizim filmlerimizde alışık olmadığımız kadar iyi ve özenli. Film bir gerçeği gösteriyor, bunun nedenini, niçinini fazla sorgulamıyor ki bir sanat eseri sadece bir olayın, bir (grup) insanın yaşadıklarının vahametine odaklanabilir, bunu iyi yapabildiği sürece buna hakkı var.








Genç bir yönetmenin (Levent Semerci) ilk filmi olarak çok başarılı. Filme ekleyeceği bir 10-15 dk daha süre ile filmde konusu geçen askerlerin ailelerinin ölüm haberlerini alma sahnelerini de verse (filmde sadece bir askerin veriliyor) seyirciyi kafadan kopartırdı ki Türk insanı sinemada ya ağlamak ister ya da gülmek.

Yönetmen, şehitlerin kanını gişede paraya çevirdi, duygu sömürüsü yaptı denmesinden özellikle kaçınmış olmalı.

Filmin fragmanları ve afişi oldukça kötü, ayrıca filmin ismine eklenmiş 'vatan sağolsun' lafı çok hamasi. Ben esas, o bölgede zor koşullarda askerlik yapmış, çatışmalara katılmış askerlerin film hakkında yorumlarını merak ediyorum.


20 Ekim 2009





Anasının Gözü !


Fazla motor kadın ve eşcinseller için kullanılan "Anasının karnında dönmüş babasına vermiş" lafının kökenini sanırım buldum. Dün Enderunlu Fazıl Bey'in (1759-1810) İran yakışıklıları için söylediklerini aktarırken şu bilgilere rastladım;

12. yüzyıl şairi Sadi Tebrizlilerin küp gibi koca kıçlı olduklarını söyler. Şirazlı gençlere gelince bu konuda Hoca Eşref'in iğneleyici sözleri anılabilir: Rahmi maderde iken çevirirdi kuni kiri pedere (Ana rahmindeyken sikini, babasının kıçına doğru çevirirdi).




19 Ekim 2009





Haftanın Şarkısı !


Kevin Wood'un Sacred albümünden The Ritual isminde sizi zamanda yolculuğa çıkaracak bir parça. Bakalım piyanonun sesi sizin de ruhunuzu okşayacak mı?

Normal versiyonunu 'şuradan', ambient mix'ini ise 'buradan' mp3 olarak indirebilirsiniz.







Haftanın Güzeli !


Sanırım öğrenci yurdunda kalan bir arkadaşımızın şansına oda arkadaşı İranlı bir delikanlı düşünce, eşcinsel atalarımızdan Enderunlu Fazıl Bey'in (1759-1810) İran yakışıklıları için söylediklerini merak etmiş;

Şirazlı bir minyatürcünün oğlu olan İranlı güzel ince, uzun boylu, yuvarlak yüzlü, bakışları eski bir Mecusinin bakışlarını hatırlatıyor.

Cilve yapmakta üstüne yok. Şarkı söylüyor ve güzel kokular sürüyor. Hem Gülistan hem Bülbülistan. Ve çok zeki: bir gece Tebriz'de bir kervansarayda yan yana yatmış dinlenirken, ruhunun derinliklerine girdim; uyuma numarası yapıyordu; işin sonunda, rüya görüyormuş gibi, gözlerini açmadan mırıldandı:


- "Baba ne yapıyorsun?"




17 Ekim 2009





The Kiss !


Bugün sizi tarihin, aşkın ve öpüşmenin derinliklerine sürükleyecek 2 dakikalık bir kısa film var. Sanatçı Giuseppe Ragazzini rönesans resimlerini video tekniğiyle kolajlayarak oldukça ilginç bir seyirlik çıkarmış ortaya. The Kiss isminde bu sıradışı çalışmayı 'şuradan' izleyebilirsiniz.



16 Ekim 2009





Hikmet !


Sanırım 5-6 sene önce bir kız arkadaşımın annesiyle uzun bir sohbetim olmuştu, İslam ve tasavvuf konusunda çok bilgili Mısır'a dayanan Osmanlı aristokrasisi kökenli bu yaşlı kadın, ülkemizin yaşayan ya da rahmetli bütün önemli tarikat önderlerini şahsen tanıyordu.

Benimle de bu uzun sohbeti sanırım eşcinselleri daha iyi anlamak için yapmıştı. Bizde bir hikmet (tam ne kelime kullanacağımı bilemedim ama olumsuzlamayan bir ilginçlik manasında) olduğunu, bunu anlamaya çalıştığını söylediğini hatırlıyorum...

Aklımda bir de 'reenkarnasyon'un gerçek olduğunu, bunu önemli İslam ve tasavvuf alimlerinin bildiği halde dillenmesinden hoşlanmadıklarını söylediği kalmış.



14 Ekim 2009





Baykal
ve C. Uzan !



Deniz Baykal herrr aynaya baktığında öylesine 'genç' ve 'yakışıklı' bir imajla karşılaşıyor ki, Olcay hanımı 'sepet gibi' yanında taşımamasının en büyük nedeni bu; bundan da kuşkum yok.

Deniz Baykal'ın kaç yaşında olduğuna dair en büyük emare, en ciddi kanıt Olcay hanım olanca solgunluğuyla.

Cem Uzan da her aynaya baktığında müthiş 1 Hollywood aktörü görüyordur. Kurt Adam rolünü filan müthiş oynar ayrıca. Bu iki aktörün sinerjisi Türkiye'ye pek çok çok şey kazandıracaktır.


Perihan Mağden'in eski bir yazısından.


13 Ekim 2009





Victor !


Blog dünyasında bir arkadaşı daha görmek ne güzel. Dokunaklı bir yazıyla aramıza katılan Victor's Secret'e hoşgeldin diyorum. Bloguna her nedense yorum yapılamadığını ekleyip çocuklukta yaşanan taciz ile ilgili şu bilgileri eklemeden geçemeyeceğim;

Küçükken herhangi bir tacize uğrayanlar eğer ileride lezbiyen ya da gay olurlarsa bunun nedenini bu olaya bağlarlar. Oysa tacize uğrayıp eşcinsel olmayanlar da vardır. Yani kimse tacize uğradığı için gay ya da lezbiyen olmaz. Bu, zor bir durum karşısında suçlayacak birisini, bir günah keçisi arayan insanların refleksine benziyor. Mesela ben hiç tacize uğramadığım halde gay oldum.



12 Ekim 2009





Haftanın
Güzeli & Şarkısı !


Serseri erkekler neden hem kızları hem gayleri mıknatıs gibi kendine çeker ki diyerek bu haftanın güzelinde size bir piç armağan ediyorum.

Haftanın şarkısında ise rahmetli Jacques Brel'in yazdığı Ne Me Quitte Pas adlı Fransızca eserin İngilizce versiyonu var. If You Go Away adlı binlerce kez dinlenecek güzellikte bu klasiği, Rod McKuen'in yorumuyla 'şuradan' Mp3 olarak indirebilirsiniz.



11 Ekim 2009





Zavallı
Göz Bebeklerimiz !



'Trendometre'de rastladığım dünyanın en ünlü reklam ajanslarından birinin kurucusu, devasa bir sanat koleksiyonu ve ünlü bir galerinin sahibi Charles Saatchi röportajından;


- Sanatın amacı nedir?

- Göz bebeklerimizin, kötü film ve televizyon programları yüzünden eriyip gitmesini engellemek.

- Genç yetenekleri keşfetmekte çok başarılısınız. Peki ya hiç keşfedilmeyen çok iyi sanatçılar da olmuyor mu?

- İyi yetenekler öyle az ki, dahilerin keşfedildiğinden daha çok, vasatlar yüceltiliyor.



10 Ekim 2009





Ey Mihr !


15. yüzyılda yaşamış ve sakıncalı sayılmış, bilinen ilk kadın şairlerimizden Mihri Hatun bakınız bize asırlar öncesinden ne diyor;

"Kadınlar eksik akıllı olur derler,
o yüzden (ey Mihr) her sözünü
kadınları temsil ettiğin için
mağrur tutman gereklidir.
Lakin bu hususta Mihri kardeşinizin fikri şudur:

Bu kadar sözler söyler
bu kadar güzel şiirler söyler
o hâlde her kadın gibi
o kamil ve akıllıdır.

İşinin ehli bir kadın yeğlenmelidir işinin ehli olmayan bin erkeğe. Zihni açık, zeki bir kadın yeğlenmelidir bin anlayışsız erkeğe."


09 Ekim 2009





Komedi
Din Üçlüsü !



'Komedi Dans üçlüsü' olur da (bkz. link), 'Komedi Din Üçlüsü' olmaz mı? Ben bu muhteşem üçlünün 1 numarasına burun farkıyla Cübbeli Ahmeh Hoca diyorum, 2 numara ise Zekeriya Beyaz olur, 3. de siz bulun artık.

Benim 3. favorim; Kızını daha namuslu olması için İmam hatipe gönderen, kızı okuldan kocaya kaçınca da felç geçiren büyük amcam.



08 Ekim 2009





Anam ve Oğlum !


Dün Nakhar'la sinamada 'Anam ve Oğlum' filmini izledik, yani 'Karanlıktakiler'i. Fragmanı çok çok kötü olsa da aman sizi yanıltmasın. Şu an sinemalarımızı dolduran çoğu embesil Amerikan ve Türk filmleri içinde bir çiçek gibi parlıyor.

Tek diyebileceğim film süresi sanki biraz daha kısa tutulsa iyi olabilirdi (özellikle reklam ajansında geçen bazı sahneler). Ayrıca filmin son yarım saati sizi çok şaşırtacak. Aksiyon filmi dışında film izlemekten çekinmeyen seyirciye özellikle tavsiye ederim.


07 Ekim 2009






Ölüm !


50 yaşlarında sevdiğim bir dostum bir kaç senedir kanser tedavisi görüyor. Bir ay önce onu gördüğümde oldukça bitkin gözüküyordu.

Dün, hastanenin tıbben yapacağımız bir şey kalmadı diyerek, rahat ölmesi için evine gönderdiğini öğrendim.

Acaba onu son kez ziyaret etmeli miyim ya da telefon mu açmalıyım. Yoksa hiç bir şey yapmamalı mıyım bir türlü karar veremedim.



06 Ekim 2009






Milli Servet !


Ülkemizi ve dünyamızı daha az tüketmek ve kirletmek için çok önemli olan 'geri dönüşüm' gibi ciddi bir işi Çingene vatandaşlarıyla yapmaya çalışan kaç ülke var?

Cam kavanozunu, konserve tenekesini, kağıdını, plastiğini ayrı ayrı poşetlerde biriktirip değerlendiren çoğu ülkeden biz daha zengin bir ülke miyiz ki buna tenezzül etmiyoruz?

Dünyanın en yeşil ülkelerinden İsveç'te bırakın evleri, sokaktaki çöp kutularının bile hepsi bölmeli, belediye de ona göre toplayıp değerlendiriyor. Başbakanmız yıllardır sigarayla verdiği mücadelenin yarısını bu işe ayırsa çok daha başka olurdu ülkemiz.



05 Ekim 2009





Haftanın Şarkısı !


Dünyanın önemli perküsyoncularından Hossam Ramzy bizi İslam coğrafyasının o büyülü dünyasında gezintiye çıkartıyor bu hafta. Desert Rhythm isimli 1. dakidan sonra haketlenen bu enerjik parçayı 'şuradan' mp3 olarak indirebilirsiniz.








Haftanın Yakışıklısı !


Dünya delikanlılarının kitabını yazan eşcinsel atalarımızdan Enderunlu Fazıl Bey (1759-1810) bu hafta bize Gürcü yakışıklılarından bahsediyor, 'kılıç kullanmayı bilmek' ve 'yumuşakla yumuşak, sert ile sert' olmanın anlamını sanırım çözersiniz;


"Gürcü güzeli sevgili değiştirir gibi din değiştiriyor. Bir odalık(*) gibi ince ve zarif. Herkese ait. Onu fethetmek için bir küçük armağan yeterli.

Bu mücevher kılıç kullanmayı biliyor. Yumuşakla yumuşak, sert ile sert oluyor."



(*) Bir erkeğin nikâhsız olarak aldığı kadın.

04 Ekim 2009





Sanat !


Kainatın bilinen tek düşünme, anlama ve kavrama gücüne sahip ırkına mensup birisi olarak, Necip Fazıl'ın ifadesiyle "Tanrıyı aramanın bir yolu" olan 'sanatla' yeterince bağlantı kurabiliyor musunuz?



03 Ekim 2009






Sanat & Para !


"Para yüzünden yitirilebilecek herşeyi yitirmişim, para ile alınamayacak ne varsa almışım" diyen, ülkemizin en iyi çevirmenlerinden Ahmet Cemal ile devam edelim;

"İnsan hayatında bazı değerler ön planda olmalı evet. İnsan bunları fazlasıyla gözetmeli. Ama bunların içinde para olmamalı. Eğer ki sizler ileride sanat ile iştigal edip de, bu işten büyük paralar kazanmayı hedefliyorsanız şimdiden bu yoldan sapın.

Ha yok sanata benzemeyen ama sanat zannedilen abukluklara bulaşırsanız da kimse size kızamaz. Yeter ki o yaptığınızın artık sanat olmadığını ve girdiğiniz yoldan dönemeyeceğinizi bilin ve bunu insanlara açıklayın."



02 Ekim 2009





Gandhi !


Gandhi'nin hayat hikayesini anlatan filmde unutulmaz bir sahne vardır. Hindistan, İngiltereden bağımsızlığını almış ama bu sefer de Müslümanlar ve Hindular birbirine girmiş her gün yüzlerce kişi ölmektedir.

Gandhi bu olaylara çok üzülür ve bunu protesto için açlık grevine başlayınca, insanların ona olan sevgisinden ve saygısından şiddet olayları sanki bıçakla kesilmiş gibi durur.

Gandhi daha sonra milliyetçi bir Hindu tarafından öldürülecek, Pakistan Hindistandan oldukça kanlı bir süreçle ayrılacak ve o günden beri iki ülke halkı arasında din kökenli kan hiç durmayacaktır. Size bol ödüllü bu filmi (bkz.) 'izlemenizi' ve bu mütevazi lideri yakından tanımanızı tavsiye edip, ona ait bir sözle cümlemi bitireyim; "Dünyanın kaynakları herkesin ihtiyaçlarını karşılamaya yeter, ama bir kişinin bile hırsını karşılayamaz".