30 Kasım 2009






Haftanın Şarkısı !


İnşallah adında, umut içeren iki güzel şarkı size. İlki Senagalli sanatçı Ismael Lo'dan, diğeri ise Salvatore Adamo'dan. Ismael Lo'ya ait şarkıyı 'şu linkten', Salvatore Adamo'nun eserini ise 'buradan' Mp3 olark indirebilirsiniz.

Ayrıca Salvatore Adamo'nun şarkısının ilginç ve hüzünlü bir hikayesi var 'şuradan' okumanızı tavsiye ederim.








Haftanın Güzeli !


Siyah beyaz foto nedense fazla sevmem ama bazen çok iyi kombinasyonlar yakalanabiliyor. Bu haftanın yakışıklısı da buna sanırım güzel bir örnek.



29 Kasım 2009





Para !


- Para ne istediğini bilmeyen insana mutluluk satın alamaz; değer bilmeyene bir değerler kodu veremeyeceği gibi, ne arayacağını karar vermekten hep kaçınmış birine de bir amaç sunamaz. Para budalalara akıl satın alamayacağı gibi korkaklara alkış, beceriksize saygı da sağlayamaz.

Yargılarının yerine parasını kullanarak kendinden üstün olanların beyinlerini satın almaya kalkışan insan, kendinden altta olanların kurbanı durumuna düşer. Akıllı insanlar onun yanından kaçar, çevresine yalnız hilekarlarla sahtekarlar toplanır.


Ayn Rand (1905–1982) "Atlas Shrugged" kitabından.


28 Kasım 2009





Hindi !


Bazı çok bilmişlerin Yılbaşında kesilen hindilere neden ses çıkartmıyorsunuz? dediklerini gördüm. Ben sokakta, parkta kesilen hindi hiç görmedim deyip sözü dünya çapında bir mimari tarih profesörümüz Doğan Kuban'a bırakayım:

"Büyük kentte her köşeyi mezbahaya çevirmenin demokratik bir hak olduğunu savunamayız. Öyle olsaydı, Taksim parkında, Maçka parkında sürü otlatmak da demokratik bir hak olurdu.

Açıkta koyun kesme sağlıksız bir kasaplıktır. Türkiye'de et kesmenin kuralları çoktan saptanmıştır. Bir dev metropolü kokutabilen bir toplumun başka şeyleri kokutmaması için bir neden yoktur."



27 Kasım 2009





Korkunç Olan !


En büyük savaş aslında İslamın kendi içinde. Evine bırakın eti, ekmek, yumurta, bebeğine süt, bir parça tavuk bile alamayan fakir-fukaranın yaşadığı bir ülkede, inek ve koyun eti dağıtmak yerine, para ya da erzak olarak dağıtılılabilir diyenlerle, illa kan akması gerek diyenler arasında. Yeryüzünde İslamı en vahşi din gibi gösteren, çoğu kişiyi korkutan da, bu "mutlaka kan akması lazım" diyen kesim işte.


İyi bayramlar dostlar, daha önce yazdığım bir kurban bayramı yazısını tekrar yayınladım, daha önce bu konuda farklı bir açıdan 'şöyle' bir şeyler yazmaya da çalışmıştım, belki ilginizi çekebilir.


26 Kasım 2009





Arife !


O eski bayramlara ve çocukluğumuza selam ederek Fazıl Hüsnü Dağlarca'dan (1914 - 2008) bir şiire yer vereyim:


Gece olunca herkesten gizli,
Bir işimiz vardı çok garip.
Ayakkabılar dizerdik kardeşimle
Hırsızlar gibi taşlığa inip.

Babamınkiler bir yanda benimkiler bir yanda
Biz iki erkek.
Gecenin ve mesafenin karanlığına karşı
Kimbilir neler düşünerek.



25 Kasım 2009





Bebek !


Tek kardeşimin, tek çocuğu dün dünyaya geldi ve ben sanırım pek taşaklı bir 'hala' oldum. 3,5 kiloluk bu erkek tosun muhtemelen bizim ailenin tek varisi olacak.

Daha önce, çok sevdiğim yengemin doğum süreci beklenmedik bir şekilde sonlanmıştı(*). Şimdi ise karışık ve hoş duygular içindeyim, doğum ve bebek bir mucize sanki. Düşünsenize bugün daha 1 yaşında bile değil 1 günlük bir can.



(*) gaykedi-kediler-sadece-iki-karde
kedi-ok-gerildi-yaknda-inallah-amca
keyifsiz-bir-dzeltme-narkozun-saatler


24 Kasım 2009






Komedi !


Levent Kırca, eli cinsel organında ya da el kol hareketiyle cinsel birlikteliğe yaptığı vurguyla yıllarca komedi yapıyorum diye milleti ekrana, paraları da hesabına toplamadı mı? Üstelik bu insan hala bunu yapıyor.

Ekibinde travesti çalıştırdığı halde. Cemil İpekçi tiplemesinde "nişanınızı nasıl yaptınız?" sorusuna, el kol hareketleri eşliğinde "Kendi aramızda yaptık. Önce o bana taktı, sonra da ben ona taktım. Kime ne?" şeklinde cevaplıyordu.

Bu şahsın "demokratik açılım sürecini" adeta provoke eden skeçlerine ise yeri olmadığı için değinemiyorum.


Deniz Deniz (Kaos-GL)


23 Kasım 2009






Haftanın Şarkısı !


Marc Almond & Rosenstolz düeti bu haftanın şarkısının ismi Latince "Hayatı Seviyorum" manasinda bir deyim. Amo Vitam isimli bu şarkıyı 'şuradan' Mp3 olark indirebilirsiniz.







Haftanın Güzeli !


Eşcinsel atalarımızdan Enderunlu Fazıl Bey'in (1759-1810) Fas yakışıklıları için söyledikleri:

Fas güzeli inatçı bir karaktere sahip. Konuştuğu zaman ateş saçıyor ağzından. Çay içenler kucaklarına oturmasını istediklerinde reddediyor onları. Size iyi davranırsa işin içinde bir bit yeniği vardır: ya güzel bir hediye bekler ya da son anda reddetme gibi art bir düşüncesi vardır.

Zina yapan, şeytan gibi bir kölenin oğlu olan bu siyahi, yatakta bile asi. Faslı'ya sahip olmak istersen kamışın demir gibi olacak!



22 Kasım 2009





23 !


23 kez evlenen Amerikalı nine Linda Wolfe'nin, eşlerinden sadece birinden dayak yemesi bir şans olmalı ya da Amerikalı erkekler bu konuda oldukça beceriksiz. Ayrıca 23 kez evlenirseniz eşlerinizden ikisinin eşcinsel çıkma olasılığı var aklınızda olsun. #



21 Kasım 2009





Cahil !


Edebiyatçımız 'Ataol Behramoğlu'ndan, hepimizin etrafında bolca bulunan, üniversite mezunu öküzler için gelsin bu satırlar:

"Araştırırken iki ilginç deyimle karşılaştım: 'Cahil-i Basit' ve 'Cahil-i Mürekkep'... İlki, ilk bakışta, en sıradan, en kara cahil sanılabilir... Tam tersine, cahil olduğunu bilen, cahilliğinin farkında kişi anlamına geliyor... Cahilliğinin farkında olan kişinin kendini düzeltme şansı vardır çünkü.

'Cahil-i Mürekkep' ise, cahil ama cehaletinin farkında olmayan kişi anlamında kullanılıyor... Dilimize 'Katmerli Cahil' diye çevirebiliriz."




20 Kasım 2009




Alevi !


Fethullah Gülen'in "Tunceli (Dersim) Alevileri dinsizdir" açıklamasını okuyunca, bu tarikatın yayın organı Zaman gazetesinin Aleviler ile ilgili yaptığı kahpelikler aklıma geldi.

Aşık Veysel'in, Yunus Emre'nin Alevi olmasının bile bu ülkede insanlardan gizlendiğini hatırlatıp, acaba dinciler niçin Alevi'leri sevmiyorlar, nedenleri şunlar olabilir mi bir düşünelim?

- İbadetlerini Arapça değil Türkçe yapıyorlar.

- Kuranda geçen (Nisa-1) mirasta kadına erkeğin yarısı kadar pay verilmesini reddediyorlar.







- Arap geleneklerine karşı Türk geleneklerine ve diline önem veriyor, İslamı Türk bakış açısıyla yorumluyorlar.


- Kadınları ibadette dışlamıyorlar.

- Din adamlarını seçimle belirliyorlar.

- Bakara 282'de geçen bir erkeğe karşı ancak iki kadının şahitliğinin geçerli olmasını kabül etmiyorlar.

- Çok eşli evliliğe izin vermiyorlar.

- Tesettüre karşı çıkıyorlar ve kadınların yönetime girebilmelerine izin veriyorlar.



19 Kasım 2009





Kültürel Bölünme !


"Pek çok açıdan Türkiye’nin 'araf’ta kaldığını düşünüyorum. Hızlı bir modernleşme yaşandığı için hem Avrupa’daki gibi büyük binalar, lüks mekanlar var hem de İstanbul, Ankara veya İzmir’le uzaktan yakından ilişkisi olmayan geri kalmışlıklar görüyorsun.

Elbette İngiltere’de de ekonomik olarak bölgeler arası uçurumlar var ama kültürel açıdan böyle bir uçurum göremezsiniz. Yeni göçmenlerle bu sorun ortaya çıktı ama genellikle ingiltere'de homojen bir dünya görüşü var."


Ülkemizi yakından tanıyan İngiliz gazeteci Nicholas Birch'in bu sözleri bana, ülkemizde yaşanan kültürel bölünme ile ilgili Le Monde'de de çıkan Ahmet Altan makalesini hatırlattı. (Bkz.)



18 Kasım 2009





Umutsuz Aşk !


Kimsesizler yurdunda büyüyen ve ömrü hapishanelerde geçen Fransız edebiyatının asi eşcinseli Jean Genet'in (1910-1986) yazıp yönettiği bir kısa film Un Chant d'Amour (A Song of Love).

1950 yapımı, 26 dakika ve içinde hiç diyalog olmayan, kavuşamayan gay aşıkların iç parçalayan çaresizliğini anlatan bu kısa filmi 'şuradan' online olarak izleyebilirsiniz.



17 Kasım 2009





Hidayete v'Erenler'


Eşcinselliği bıraktığını ve dine döndüğünü, namaz kıldığını, artık evleneceğini tv ekranlarında ballandırarak anlatan, araya kendi reklamını sıkıştırarak gündeme gelmeye çalışan bir çeşit eşcinseller türedi. Üşenmedim bunları biraz araştırdım:

Düne kadar barlardan erkekleri ikişer, üçer evine götüren, grup seksden, çeşitli uyuşturucular kullanmaya, piyasayı dolandırmaya uzanan muhteşem bir sicilleri bulunan bu zavallıların, gay olduğunun yeni farkına varan gençlerin kendini kabül sürecini baltalamasından korkuyorum.

Utanmadan Lut kavminden ve 'Kuran'dan bahseden, düne kadar yaşadığı zavallı hayatı eşcinsellik zanneden bu şaibeli insanlar, Lut kavminin eşcinsel olmaktan öte tecavüz ve yağma yaptığından bahsetmiyor ve eşcinselliğini tertemiz duygular ve aşkla yaşamak isteyen gençlerin psikolojisini bozuyor. Tanrı günahlarını affetsin.



16 Kasım 2009





Haftanın Şarkısı !


Amerikalı rock müzik grubu 'The Byrds'den bizim "Kız Çocuğu" adıyla bildiğimiz bir Nazım Hikmet şiirinin bestesi.

I Come And Stand At Every Door adlı bu şarkıyı 'şuradan' Mp3 olarak indirebilirsiniz.







Haftanın Güzeli !


Gay kültüründe denizci sembolünün özel bir anlamı var. Tarih boyunca aylarca kadınsız süren uzun deniz yolculukları, genç denizciler arasında eşcinselliğin daha da bir ateşli yaşanmasına ve tarihe geçmesine yol açmış.



15 Kasım 2009





Futbol
Oynayan Çocuklar



Yağmurlu bir gün
Dışarda futbol oynuyor çocuklar
Uykularından balçık akıyor
Umulmadık goller peşinde hepsi
Ve yağmur yutuyor bütün golleri

Yağmurlu bir gün
Dışarda futbol oynuyor çocuklar
Karanlık sofralarda morfin alıyor anneleri
Ah bilseler olup biteni
Ve yağmur yutuyor bütün golleri


Cahit Koytak


14 Kasım 2009





Testosteron !


Erkeklerde, kadınlardan yaklaşık 30 kat fazla bulunan testosteron hormonu, ses kalınlaşmasına, sakal gibi erkeksi özelliklere sebep oluyor, kadınlara verildiğinde ise onların aldatma isteklerinde belirgin bir artış oluyormuş.

Kadınlara göre daha fazla olan erkeklerin aldatmaya olan eğilimini, erkeğin doğasına bağlamak mümkün gözüküyor ve tabi 'gay'lerin çoğunun neden asla tek eşli yaşamadığının da bir açıklaması olabilir bu.



13 Kasım 2009





Tanrı !


Budistim, çünkü zaaflarımın bilincindeyim; Hıristiyanım, çünkü zaaflarımı itiraf ediyorum; Museviyim, çünkü zaaflarımla dalga geçiyorum; Müslümanım, çünkü zaaflarımla mücadele ediyorum; ve tanrı her şeye kadirse, ben ateistim.”

Afgan yazar Atiq Rahimi'ye ait bu söze İlhan Berk (1918-2008) ile devam edelim:

"Tanrı... Büyük yabancı. Başka hiçbir sözcük bu denli hem yakın, hem uzak olamaz. Tanrı üstüne hiçbir şey bilmiyoruz aslında: Biliyormuş gibi davranıyoruz. Varolarak bakıyoruz. Varolmayışı ise bizi ilgilendirmiyor."



12 Kasım 2009





Feynman !


Kültür Üniversitesi fizik doçentlerinden Metin Bolcal'ın bir yazısında dikkatimi çekti, Nobel ödüllü bilim adamı Richard Feynman (1918-1988) şöyle demiş;

"En büyük bilim dalı tıpdır. Çünkü bu bilim dalı insanın sağlığı ile ilgilenir. 2'inci büyük dalı matematiktir. Çünkü her bilim dalının alt yapısı matematik bir gerçeğe dayanır. 3'üncü büyük bilim dalı fiziktir. Çünkü fizik bir doğa bilimidir.

Doğada gördüğümüz her olayın, bilimde gördüğümüz her şeyin altında bir fizik gerçek yatmaktadır. İçinde fiziğin olmadığı hiç bir bilim dalı gösteremezsiniz."



11 Kasım 2009





Çakallar
ve Mallar !



"Bunu istatistikler söylüyor. Türk erkeği doğru dürüst sevişmeyi, kadını mutlu etmeyi bilmiyor. Çünkü kadına değer vermiyor. Kadını eşiti, arkadaşı, dostu, sevgilisi olarak değil, “yararlanabileceği” bir mal olarak görüyor.

İnternette hırlı hırsız, manyak kaçık ruh hastası yığınla herif dolaşıyor. Çoğu çulsuz. Tek sermayeleri yakışıklıları ve çeneleri… Hedef kitleleri, yalnız ve mutsuz, orta yaşlı kadınlar." (+ gayler)


Neslihan Acu'dan bu satırlara: Bu çakalların biseksüel olanlarının ilgi alanlarına giren, varlıklı, kariyer ve statü sahibi gayleri de ekleyebilirim.


10 Kasım 2009




10
Kasım !



“Bugünkü manzaramız aşağı yukarı bir ‘dictature’ manzarasıdır. Halbuki, ben cumhuriyeti kendi menfaatim için yapmadım. Hepimiz faniyiz. Ben öldükten sonra arkamda kalacak olan bir istibdat(*) müessesesidir. Ben ise milletime bir istibdat müessesesi bırakmak ve tarihe o surette geçmek istemiyorum.”

Mustafa Kemal Atatürk




(*) Uyruklarına hiçbir hak ve özgürlük tanımayan sınırsız monarşi, despotluk, despotizm. (Tdk)

09 Kasım 2009





Haftanın Şarkısı !


Haftanın güzelinde yer 'verdiğimiz' Mısırlı delikanlıya uygun Arapça bir şarkı olsun bu hafta. Janine D. Akdeniz, Kızıldeniz belki Nil kıyılarında bir yazlık disko havasında söylüyor.


Inta Ya isimli bu parçayı 'şuradan' Mp3 olarak indirebilirsiniz.







Haftanın Güzeli !


Eşcinsel atalarımızdan Enderunlu Fazıl Bey'in (1759-1810) Mısır yakışıklıları için söyledikleri:

Mısır güzeli Nil nehrinin bıraktığı balçık renginde. Ama esmer yüzünde tahrik edici çukurlar var ve ayrıca sesi de müthiş şehvet arzusu uyandırıyor erkeklerde. Cinsel organı görür görmez bir kısrak gibi kişniyor.

Erkek yetmez ona kesinlikle; eşeği ve atı bile tahrik edebilir. Ve Nil üstünde güneşin batışını seyrederken timsahları özlediği olur.



* Fazıl Bey rica üzerine kadınlar üzerine yazdığı kitabında da: "Mısır dünyanın orospusudur" der.

08 Kasım 2009






Yalancı Bahar !


Bu sabah camı açıp temiz havaya ve güneşe karşı kahvemi yudumlarken kuşların neşe içinde oynayıp, şakıdıklarını gördüm. Ne kadar farkındalar bilmiyorum ama her kış zor geçer doğada.

İnsanlar içinde farklı değil aslında, çocukların okul masrafı, sebze meyvenin pahalılanması, doğalgaz-kömür faturası derken kışın artan masraflar, çoğu ailenin belini daha bir bükmüyor mu sanki?

Apartmanda bile otursanız aklınızda olsun; ekmek torbasının içinde biriken kırıntıları, masayı silerken sıyırdığınız yiyecek artıklarını, ufaladığınız bayat ekmekleri, bisküvileri v.s bir kapta biriktirip pencerenin önüne koyarsanız, çöpe gidecek bu artıklarla bu canlara bir parca iyilik etmiş olursunuz.



07 Kasım 2009





Keditör !


Keditörünüz bildiriyor: Bir İnsan Kaynakları sitesinde konuk yazar oldum, özellikle çalışma hayatı ve eşcinsellik hakkında kısa ama dolu bir yazı oldu, 'şuradan' okuyabilirsiniz.

Sevgili Goddess bana Japon çayı göndermiş, daha önce bir Japon arkadışımın elinden içtiğim, yukarıda resimde gördüğünüz, yarıya kadar doldurularak küçük bir tasla servis edilen ve yemyeşil köpük köpük bir şey olan Japon çayına hiç benzemiyordu. İki çay kaşığının bir küçük demliğe yettiği bu çay daha çok yeşil Çin çayına benzeyen ama ondan daha bir zarif aroması olan muhteşem bir şeydi.

Goddess'e teşekkür edip, gene daha önce bir yerde yediğim ama adını hatırlayamadığım, okey taşlarına benzeyen Japon kurabiyelerinin ismini sorayım? Bu arada bir yerde okumuştum, bizim şu makas gibi bir aletle kırparak yaptığımız kolaycı çay toplama yöntemimiz, çay bitkisi ve aromasına ciddi zararlar veriyormuş.



06 Kasım 2009





5 Gay Yılı !


Nakhar ile bugün 5. yılımızı kutluyoruz. İlk buluşmamız geliyor gözümün önüne, onu durakta bekleyişim, otobüsten inişi, beni karşılayan meraklı, heyecanlı ve o ürkek bakışı. Sevdiceğime şiir kitabıyla herkesi şaşırtan Ebru Cündübeyoğlu'ndan bir şiir armağan ediyorum:


Uzun teneffüste
gri okul bahçesindeki
siyah beyaz koşuşturmanın
tam ortasındayım.
ve sen aşılı kolumsun...


05 Kasım 2009





Atasözü !


Bütün solaki ve salaki tilkiler
Döne döne dolaşıp
Tıpış tıpış gelirler sonunda
Kemalizm dükkanına
Ve de siroz olurlar.


Babası Köy Enstitülerinin kurucusu ve ilk Milli Eğitim bakanlarımızdan olan Can Yücel, Atasözü adlı bu şiirini hangi Atatürkçüler! için yazdı acep?



Bkz. Hasan Ali Yücel
+ Ben en çok babamı sevdim


04 Kasım 2009





Fransa !


Sosyal bilimci Bahadır Kaleağası'nın Fransa tespitleri oldukça ilginç:


Fransa Avrupa'da kendi başına bir dünyadır. Hem Kuzey'dir, hem Akdeniz. Hem sanayi ülkesidir, hem de tarım. Hem Katolik, hem ultra laik. Sosyal dayanışmacı, eşitlikçi, çevrecidir, hem de en küresel liberal.

Fransa bugün, ABD karşıtlığıyla, Amerikan rüyası hayranlığını, İngiliz alerjisiyle, Anglosakson cazibesini, Alman fobisiyle, AB işlerinde Paris-Berlin ortaklığını, İtalya, İspanya ve Portekiz gibi Güney ülkelerine karşı küçümsemeyle karışık tutkuyu eşzamanlı olarak ruhunda barındıran bir ülkedir.

İkinci Dünya Savaşı'nda Nazilere en güçlü sivil direniş de, en derin işbirliği de Fransa'da gerçekleşmiştir. McDonald's şubelerine karşı saldırı yapılan tek Avrupa ülkesi, aynı zamanda Disneyland'in de kıtada konuşlanmak için kendine seçtiği yerdir.



03 Kasım 2009





Bilgiden
Doğan Mutluluk !



Geçen gün aramızdan ayrılan, ülkemizin yetiştirdiği en önemli sosyologlardan sayılan Ünsal Oskay'ı ona ait iki söz ile analım:

“Eski Yunan’da bilmenin, öğrenmenin bir mutluluk olduğunu söylüyorlar. Oradaki bilme 28 yıl önce Arjantin-Brezilya futbol karşılaşmasının hangi ülke lehine kaç kaç bittiğini bilme anlamında bir bilme değil. İnsanın yaşadığı hayata anlam vermesini sağlayacak bilgilere erişebilmesi anlamında bir bilim. Eski Yunan düşünürlerinin söylediği mutluluk böyle bir bilmeden doğan bir mutluluktur. Ben hayatım boyunca bunun için okumaya çalıştım”

“Siyasilerin ve medyanın sizlere sunmuş olduğu hayatı beğenmiyorsanız, kendinize Dostoyevski’den, Camus’den, Rousseau’dan oluşan bir hayat kurun”



02 Kasım 2009





Haftanın Şarkısı !


Bu hafta vampir haftası olsun ve Vampire Weekend grubundan iki eğlenceli şarkıya ver verelim. Walcott isimli şarkıyı 'buradan', Horchata isimli şarkıyı da 'şuradan' indirebilirsiniz.

Bakalım siz hangisini daha çok beğeneceksiniz? Bana burun farkıyla Walcott daha iyi geldi sanki.








Haftanın Güzeli !


Eşcinsel atalarımızdan Enderunlu Fazıl Bey'in (1759-1810) Rus yakışıklıları için söyledikleri:

"Buhara güzelinin kalbi yok; benim gibi bir şairin sürekli yalvarmalarına bile hiç aldırmıyor. Borçluyum ona: Taşkent ve Semerkant'ta bana rehberlik etti; düşlerin anahtarını ve az bulunan zehirleme reçetelerini içeren elyazmalarını getirdi.

Ama vahşice bir kaprisle olağanüstü hazinesini vermeyi reddetti."