31 Mayıs 2010





Ölüm !


Şehit askerlerimiz ve yardım gemisine saldıran İsrailin sivilleri öldürmesi haberleriyle bu güne başladım.

Six Feet Under'ın sinema filmi haline getirilmiş Japon versiyonu diyebileceğim Okuribito* adlı Oscarlı filmi dün akşam ağlayarak izledikten sonra sabah bunlarla uyanmak hiç keyif bırakmadı.

Haftanın yakışıklısı bu hafta olmasın, haftanın şarkısı için ise ölenlerin anısına biraz ağır ama çok içli bir parça seçip 'şuraya' yükledim.



* Departures (Gidişler)

http://en.wikipedia.org/wiki/Departures_%28film%29

29 Mayıs 2010





Homovizyon !


Eurovision yarışmasına dünya gaylerinin neden bayıldığını anlamak için, sanat ve popüler müzik tarihi ile özellikle eşcinsellerin kitsch şeylere olan zaafını araştırmak lazım sanırım.

Birazdan sevgilimle market alışverişine çıkacağız ve Eurovision finalini akşam izlemek için içki ve meze hazırlığı yapacağız.

Bu sene için doğrusu Manga pek iyi bir seçim değildi ama Mor ve Ötesi adlı androidlerinden de iyidir diyorum kendileri için.



28 Mayıs 2010





Fransa !


Nette bir şeyler okurken aklıma bir şey takılıp, siteden siteye savruluken, wiki İngilizceden sonra, en çok wikipedia Fransaya yolumun düştüğünü farkettim.

Neden mesela, yaklaşık on katı daha fazla konuşanı bulunan İspanyolca değil de Fransızca? Dünya kültür alanında Fransa ve Fransızca gerilemesine rağmen halen güçlü olmalı.

Bu arada yetmişli yılların Paris gay yaşamına şöyle bir göz atmaya ne dersiniz. Philippe Vallois filmi Johan'ın(*) fragmanını 'şuradan' izleyebilirsiniz.



27 Mayıs 2010





Gay !


Dünyanın gaylere en hoşgörülü ülkelerinden, Hollanda'da yaşayan Türklerin eşcinselliğe bakışı ile ilgili bir röportajı 'şurada' # okurken, kendimden çok şey buldum.

Hele olayı öğrenen babasının 'Aman bunu annene söyleme' demesi, benim babama açılma hikayeme çok benziyor.

Bkz. http://gaykedi.blogspot.com/2007/03/coming-out



26 Mayıs 2010






Kader !


Aklımda kaldığı kadarıyla Hz. Ömer bir savaş esnasında vebalı bir köye girmekten çekinip, sahabeler kendisine 'kaderden mi kaçıyorsın ey Ömer' diye sorunca; 'kaderden kaçmıyorum, kaderimi değiştiriyorum' demiş.

'Öyle liderler vardır toplumların kaderini değiştirirler, öyle liderler vardır kadere boğarlar' deyip gündeme bir gönderme yapmak istiyorum.



25 Mayıs 2010





Geri Dönüşüm !


20 yaşında ölüm takıntılı bir delikanlıyla, 80 yaşında neşe dolu bir kadının aşkını anlatan sinema tarihinin en ilginç flimlerinden birisi Harold and Maude'yi izlerken, bir sahnede aklıma düşüverdi. Bkz. http://ff.im/6Nk3a

İster maddi, ister ruhsal anlamda düşünün, 'Geri Dönüşüm Sembolü' mezar taşları için dinsel simgelerden daha düşündürücü ve anlamlı olabilir.



24 Mayıs 2010





Haftanın
Şarkısı !



Ülkemizde fazla tanınmayan, 70 yaşına yaklaşan İngiliz sanatçı Cilla Black'dan iki şarkı seçtim, umarım seversiniz.

'Şuradan'
dinleyebilir, beğenirseniz farklı kaydet seçeneğiyle bilgisayarınıza indirebilirsiniz.







Haftanın Güzeli !


Bu haftanın yakışıklısının size minik bir sürprizi var. Bunun için lütfen 'şuraya' bir bakınız.



21 Mayıs 2010





Eşcinsel Aşk !


16 tane eşcinsel çift resmi yükledim 'şuraya' altlarında isimleri, meslekleri ve kaç senedir çıktıkları yazıyor, bir bakın bakalım en sevimli çift hangileri gelecek size?

4 numaralı çifti, çocuk gibi büyük bir sorumluluğu üstlenmelerinden dolayı çok sevdim, tabi umarım sperm bankasından sperm alıp doğurmak (gayler için taşıyıcı anne yöntemi oluyor bu) yerine kimsesiz çocuklar yuvasından almışlardır (bazı gelişmiş ülkeler gay-lezbiyen çiftlere de bu hakkı veriyor).

8 numaralı lezbiyenlerin yaşlarına rağmen fotoda bile görünen enerji ve neşelerini, 12 numaralı genç gay çiftin, hayatlarının en deli çağında 5 senedir çıkmayı başarmalarını sevdim ve 15 numaralı lezbiyenlerin büyük yaş farkına reğmen gözlerinden okunan sevgisini.







Bok !


Lars von Trier'in unutulmaz televizyon dizisi The Kingdom'da, Danimarkada yaşayan İsveçli Doktor Helmer, sağlıklı bir insanın bokunun sıçınca suda yüzmesi gerektiğini, klozetin dibine batarsa bunun iyiye işaret olmadığını bir İsveçliden duyar ve her defasında Danimarkalılara 'sarhoş piçler' diyerek düzenli olarak dışkısını inceler.

Nerden aklıma geldi bilmiyorum, bazen beynim olur olmaz bağlantılar kuruyor, ülkemin gündeminin boktanlığı buna sebep olabilir sanırım. Baykalın kaseti, başbakanımızın patavatsızlıkları, yandaş basının eşeğin amına su kaçıran yalamalıkları, ölen maden işçilerimiz v.s.

Hatırlayan olacaktır, hastanenin çatısına çıkan Doktor Helmer akşamları uzak kıyıda ışıkları gözüken İsveç topraklarına özlemle bakarak Danimarkaya türlü küfürlerler sallar. Bir an bizim sikik dizilerimizde bir Yunanlı karakterin bize saydırması olasılığı geldi de tüylerim diken diken oldu. Herneyse, kafanızı daha fazla sikmeyeyim, nerden nereye geldik.



19 Mayıs 2010





Gay !


Geyler birbirinden her şekilde tamamen farklıdır, farklı hikayeleri ve farklı ifade tarzları vardır. Bu sadece seks demek değildir, yeni bir dünya keşfetmektir, yeni insanlar tanımak demektir.

Fakat geyler de üzerlerindeki sosyal baskının farkındalar ve buna göre bir tepki geliştiriyorlar, birçok özgürlüğünden ister istemez vazgeçiyorlar. Ya gizliyorlar, ya da ‘gözünüzün içerisine sokmayı’ tercih ediyorlar.

Olması gereken ne kalabalığın içerisinde yok olmak, ne de kendini çok göstermek. Eşcinseller hakkında en yaygın eleştiri “Bu özel bir alan” noktasından çıkıyor. Kimse bunu bilmemeli mi? Bunun imkanı var mı? Toplum içerisinde yaşayıp nasıl görünmez olabilirsiniz? Eşcinseller böyle isteniyor diye yok olmayacaklar, ortadan uçup gidemezler de. Çünkü “Özel olan her zaman politiktir” ve kamuya çıkmalıdır.


Prof. David Halperin
http://en.wikipedia.org/wiki/David_Halperin



18 Mayıs 2010





Ölüm !


Çocukluk takvimimden bir yaprak daha eksildi. Yaşıtımız oğluyla beraber mahallemizin çocuklarını sık sık eski Wolkswagen minibüsüyle gezdiren, bize mısır, kestane, dondurma ısmarlayan tonton amca rahmetli olmuş. Nur içinde yatsın.



17 Mayıs 2010





Haftanın Şarkısı !


Balkanlardan İrlandaya geleneksel folk müziklerini reggae, ska gibi modern ritimlerle harmanlayan, ülkemizde pek tanınmayan İspanyol grup Los Ninos De Los Ojos Rojos'dan iki eğlenceli parça.

'Şuradan' dinleyebilir, beğenirseniz farklı kaydet seçeneğiyle bilgisayarınıza indirebilirsiniz.








Haftanın Güzeli !


Enderunlu Fazıl'ın Bursa gayleri ile söylediği bir şeyler bulamadım ama bu hafta Bursa yakışıklısına yer vermeden olmaz diyor ve Bursa Spor'un şampiyonluğunu kutluyorum.




14 Mayıs 2010





Hıristiyan !


Eşcinsellik de aynı evlilik gibi ‘Tanrı’ya duyulan aşkın yansımasıdır. Eşcinsel ilişkiyle kadın erkek ilişkisi arasında pek fark yok. Ahlaki sorunlar benzer. Hıristiyanlar için en önemli konu çiftler arasındaki sadakat ve ömür boyu birlikteliği yakalamaktır.

İncil’de eşcinsel ilişki ile ilgili suçlamaların doğuştan eşcinsel olanlara yönelik değil ancak heteroseksüel olup da cinsel çeşitlilik arayan kişileri kapsadığına inanıyorum.

Fikirlerim 20 yıllık bir çalışma ve ibadet sonucu oluştu Şunu belirtmek isterim ki eğer ilişkide çiftler birbirine her konuda bağlı ve sadıklarsa, ilişki ister aynı cins ister farklı cinsler arasında olsun, İncil bunu yargılamaz.


Dünya Anglikan Hiristiyanlarının lideri Başpiskopos Rowan Williams

http://en.wikipedia.org/wiki/Rowan_Williams


13 Mayıs 2010





Lezbiyen !


Gay olmayan bir erkeğe aşık olan çok eşcinsel gördüm. Gay bir erkeğe aşık olan çok kızla da karşılaştım (Hatta kimi kızlar gay olduğunu bildiği halde aşık oluyorlar, defalarca benim başıma da geldi bu ilginç durum).

Lezbiyen olmayan bir kıza sırılsıklam aşık olup acı çeken lezbiyen de çok gördüm ama bir 'lezbiyene aşık erkek' pek görmedim, acaba neden?



11 Mayıs 2010





Pis Koku !


"Türkiye demokratikleşme yolunda düşe kalka ilerlerken çok parti gördü ve görecek. Demokrat Parti’den Adalet Partisi’ne, Milli Selamet Partisi’nden Anavatan’a birçok parti zafer çelengini başına geçirdi, ölümsüzleştiğini sandı ve maytap gibi, arkasında pis bir koku bırakarak kayboldu.

Çünkü hepsi düşüncelerden çok kişilere dayanıyordu. Derinliğin yerinde sığlık, dürüstlüğün yerinde yolsuzluk, rasyonelliğin yerinde laçkalık vardı."

Altını çizdiğim bu satırlar Metin Münir'e aitti, şimdi Doğan Kuban'la devam edeyim; "Toplum suçlarını iktidarla ortak yapar. Fakat başına gelenlerin cezasını oylarıyla iktidara keser."



10 Mayıs 2010





Haftanın Şarkısı !


Amerikalı grup Devics ve melankolik bir kaç şarkısı geçen haftanın takıntısı oldu bende, defalarca dinlediğim şarkılardan bakalım siz en çok hangisini seveceksiniz.

'Şuradan' dinleyebilir, beğenirseniz farklı kaydet seçeneğiyle bilgisayarınıza indirebilirsiniz.







Haftanın Güzeli !


Dünya yakışıklılarının kitabını yazan eşcinsel atalarımızdan Enderunlu Fazıl Bey'in (1759-1810) Şam delikanlıları için söyledikleri;

"Şam güzeli Rum ülkesinin güzel dilini konuşmuyor ve yastığının altında bıçak ya da tabanca bulunduruyor.

Uygar bir Bedevi. Ayrıca sakalı erken çıkmış. Ama o çok ünlü çengilerden daha iyi oynuyor ve soğuk eylül gecelerinde, eğreti başörtüsünün altındaki solgun yüzündeki ayışığı yansımalarıyla paşaları zevkten deliye çeviriyor. Gözlerinden fışkıran siyah ateş, rakının aklı boğmasına yardımcı oluyor.



08 Mayıs 2010





Sığ !


Kültürü, turistik otellerin yatak sayısıyla, düzenlenen festivallerin çokluğuyla veya havaalanlarının yoğunluğuyla eşit algılamanın önüne geçilemedi.

Cumhuriyet’in ilk yıllarında kurulan banka isimlerine bakınız. Etibank, Sümerbank!

Kültür politikasının ne olduğunu anlayamazsan işte böyle sığ sularda boğulursun.


Sunay Akın


07 Mayıs 2010






Nefret !


Ulusal Basında Nefret Suçları araştırmasından. #


"Türkiye, Cumhuriyet, Yeni Şafak, Milli Gazete, Vakit ve Zaman’da inançlara yönelik nefret söylemi yoğun bir şekilde yer alıyor.

Yeniçağ ve Ortadoğu gazetelerinde ise etnik ayrımcılık, ırkçı ve ulusal kimliklere yönelik nefret söylemi daha ağırlıkta.

Cinsel yönelimlere ilişkin nefret söylemi her gazetede var."



06 Mayıs 2010





Okoge !


Bir lise öğrencisi iken İstanbul Film Festivali'nde izlediğim Okoge adlı bol ödüllü Japon filmine ekşi sözlükte bir başlık açılmaması ne garip...

Gay temalı filmlerin benim için en unutulmaz olanlarından birisiyidi. Oğlunun eşcinsel olduğunu kabül etmekte zorlanan bir annenin, hamileyken elini kesince homoluk mikrobunun oradan girdiğini iddia etmesi gibi ilginç sahneler kalmış aklımda.

Sonra kadıncağız elden ayaktan düşünce hiç bir evladı onunla ilgilenmiyor ve gay oğlu sahip çıkıp utandırıyordu onu. Daha fazla detay vermeyeyim, gerçekten sağlam bir senaryosu vardı, bulup izlemenizi tavsiye ederim.


http://en.wikipedia.org/wiki/Okoge



05 Mayıs 2010





Gay !



MILK67 müzik projesine ait erotik, mistik, biseksüel ve gay göndermelerle dolu çalışmayı bkz. 'şuradan' izlerken, lise sonda 18 yaşına girince rahmetli Ceylan Çaplı'nın sahibi olduğu Club 14'e ilk gidişim, danseden ve öpüşen erkekleri görünce kendimi cennette zannetmem geldi aklıma.

Ülkemizin Studio 54'ü sayılabilecek, bazı gaylerin erkek arkadaşına tasma takıp getirdiği efsanevi queer mekana benden 5-10 yaş büyük gay abilerim Zeki Müren'in geldiğini de hep anlatırlardı. Ali Poyrazoğlu, Korhan Abay, Cemil İpekçi ve popcumuzdan, ressamına her tür sanatçımızın gittiği bu mekanın son dönemine yetiştim ve 5 sene çıktığım ilk sevgilimle orada tanıştım. Bkz. sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=14



Bu konuyla alakalı aklıma düşen şu iki eski blog yazım daha.

Taşra + Cinselliğin Karanlık Suları



04 Mayıs 2010





Cennet !


Tertemiz bir Türkçeyle yazan nitelikli dindar şairlerimizden Cahit Koytak'ın Örnek Ahret Soruları şiirinden bir kaç dize;


soru: cennetin atık su kanalında ne akar?
cevap: petrol akar, kirli para, likit vicdan, kan, irin...

soru: peki, cennetin atık su kanalında kimler yaşar?
cevap: lağım fareleri yaşar, tenyalar, solucanlar,
zehir tacirleri yaşar, silah tüccarları, suç baronları
ve onların kamudaki uçları, kuyrukları, kirveleri,
cukkacı bürokratlar, maaşlı ihale simsarları,
vergi hırsızları, organ hırsızları, umut hırsızları...

soru: cennetin atık su kanalında başka kimler yaşar?
cevap: sahte mürşitler, şeytanın yamakları!
gurbetçi döviziyle, beyt-ül mal akçasıyla kendilerine,
çocuklarına dukalık kuran mûtekit kafadarlar:
inanmış kuzulara çobanlık yapmaya kalkan ve sonra
doğmamış bebelerin rızkını, o rızkla yola çıkan kervanı,
o kervanın develerini, eşeklerini, köpeklerini
hamutlarıyla, palanlarıyla, tasmalarıyla yiyip yutan
kurtlar, çakallar, sırtlanlar...



03 Mayıs 2010





Haftanın Şarkısı !


Ucuz bir org (electronic keyboard) ile ne kadar iyi müzik yapılabilirin cevabını Casiotone for the Painfully Alone veriyor. Bakalım seçtiğim üç parçadan en çok hangisini seveceksiniz? New Year's Kiss burun farkıyla bir adım öne çıkar diyorum ben.


'Şuradan' dinleyebilir, beğenirseniz farklı kaydet seçeneğiyle bilgisayarınıza indirebilirsiniz.








Haftanın Güzeli !


En seksi sporcuların yüzücüler olduğunu düşünürdüm hep, sanırım resimde görüldüğü gibi güreş sporu da oldukça verimli bu konuda, özellikle de maço tipli erkeklere bayılanlar için.



02 Mayıs 2010






Yangın !


Atzbach'ta bir kadını kocası, onun kanısına göre yanmakta olan evden yanlış çocuğu kurtardığı için kocası tarafından öldürülmüş. Kocanın kendisi için özel şeyler planladığı sekiz yaşındaki oğlanı değil, kocasının sevmediği kızı kurtarmış meğerse kadın.

Wels yerel mahkemesine çıkarılıp yangında tamamen yanan oğluyla yapmak istediği şeyin ne olduğu sorulduğunda adam, bir anarşist, diktatörlükleri ve dolayısıyla devleti yok edecek bir katliamcı yapacaktım onu demiş.


Thomas Bernhard (1931-1989) 'Ses Taklitçisi"



01 Mayıs 2010





Argo !


Argo, dilin kemikli hali ve fiyakasıdır. Severim argoyu. Fantastik bir çağrışım mantığı ve yaratıcılığı vardır. İyi argo, dil içinde dil gibidir.

Ama küfür, biraz dil şiddetidir. Harfleri kamçı gibi, sopa gibi, dili cinsel organ gibi kullanmaktır. Ama bazen yerinde edilen bir küfür de, gediğine oturtulmuş kallavi bir söz gibidir.

Günde 150 kelimeyle konuşuyoruz ve bu kelimelerin çoğu da küfür aslında. Sorun aynada değil, surette.


Metin Üstündağ