30 Ekim 2011





Haftanın Şarkısı !


Amerikalı piyanist Liberace'yi (1919 -1987) taklit ettiği söylenen Zeki Müren (1931-1996) bunu bir röportajında şu cümlelerle inkar ediyor ama pek inandırıcı değil gibi sanki, çünkü Liberace kendisinden 10 yaş büyük.

"Mesela Liberace'yi bana benzetirler, giysi bakımından. Ben şu noktada 'Hayır' diyorum. Benim 1956'da giydiğimi 60'lardan sonra Liberace giydi. Ruh benzerliği olabilir."

Bu konuda yorumu size bırakıp hayatta en çok sevdiğim melodilerden eski bir İngiliz halk ezgisi Greensleeves'in Hristiyan ilahisine sokulmuş halini Liberace yorumuyla 'şuradan' dinleyebilir, beğenirseniz farklı kaydet seçeneğiyle bilgisayarınıza indirebilirsiniz.







Haftanın Güzeli !


Hem ülke gündemi, hem iş stresi pek boktan bir haftaydı, bu haftanın yakışıklısı özellikle güleryüzlü olsun istedim. Beğenmeyenlerin memesi, çükü düşsün, amı örümcek bağlasın.



26 Ekim 2011




Anılar !


Deneme-yamulma yönteminden daha iyi bir yöntem henüz yok. İki kişiyle ciddi aşk yaşadım ve üçüncüde mutluluğu yakaladım, denemekten ve yamulmaktan korkmayın dedikten sonra, ara dönemlerde yaşadığım, sadece 1-2 ay süren bir deneme & yamulmadan bahsetmek istiyorum size.

İyi bir üniversiteden mezun olmuş, çalışmaya yeni başlamış bir gayle tanışıyorum. Birbirimizden hoşlanıyoruz. Bir kaç defa sevişiyoruz ama oral yapsa bile pasif olmuyor. 'Hiç pasif olmadım, buna hazır değilim ne olur sabırlı ol' diyor -Tamam diyorum.

Onunla flört dönemimizde, oldukça ballı bir yurt dışı gezisine gönderiyor beni işyerim, yanımda bir kişi götürme hakkım var, beyefendiye teklif ediyorum, tamam diyor, gidiyoruz.









Gezimizin son gününde bizimki bana vermek istiyor, bakıyorum sarhoş değil, tekrar tekrar bundan emin olup olmadığını soruyorum.' - Çok istiyorum, hazırım' deyince tabi olanlar oluyor.

Dönüşte daha uçakta bunun yediği halttan pek bir pişman olduğunu hissediyorum. Ertesi gün arayıp '-Beni paranla satın alamazsın' deyip terkediyor.

İçimden gülüyorum. O geziye katılan 50 kişi arasında bir çekiliş yapıldı, o ultra lüks, bir ay süren dünya turu bana çıksaydı beni terketmeyecektin ve seni dünyanın bir çok ülkesinde, kıtasında sikecektim piç diyorum içimden.




23 Ekim 2011





Ölüm Kültürü !



Ülkemizin nitelikli çevirmenlerinden Ahmet Cemal, geçen gün ölen şehitlerimizin ardından her yerde bolca duyduğumuz klişe cümleleri ne güzel anlatmış eski bir yazısında;

[...Bir: "Vatanları uğruna gözlerini kırpmadan canlarını verdiler..."

Olmaz. Doğaya ve "canlı" kavramına aykırı. İnsanlar da hayvanlar da beklenmedik ölümle karşılaşma anında "gözlerini kırparlar", çünkü bu onların iradesinden bağımsız bir refleks hareketidir. Peki neden yadsıyoruz bunca doğal bir gerçeği? Gözlerini kırpanlar "korkak" sayılacakları için mi?



İki: "Canlarını seve seve verdiler..."

Bakın, bu da olmaz, hele ölme olasılığınızın da bulunduğu bir yerlere gönderilmiş iseniz, hiç olmaz. Ölmek, olsa olsa kuraldışı bazı durumlarda "yeğlenebilir" veya "göze alınabilir", ama asla SEVİLMEZ.









Üçüncü ve en büyük yalan: "Korkmadan ölüme gittiler..."

Bu klişeyi kullananlara sormak gerekir: Yanlarında mıydınız? Böyle mi dediler size? Kendi kulaklarınızla mı duydunuz? Bunun dışında, ayrıca çok cahilce bir yalan, çünkü cesaret, her zaman bir "korkuya rağmen" durumudur. Korkmanın olmadığı yerde cesaretten söz etmek anlamsızdır.


İsterseniz bırakalım artık şu yalan temelinde yükselen yanlış ölüm kültürünün hamasetini de, bunca genç geçmişte neler yapılsaydı ölmemiş olurdu, bu sorunun yanıtını/yanıtlarını -ama artık hiç bir yalana sığınmadan!- arayalım!...]




15 Ekim 2011





L'homme que j'aime



I Love You, Man filmini 'konuşurken' bir arkadaş, The Man I Love (L'homme que j'aime) filmini izlememi önerdi.

Dün akşam sevgilimle çok beğenerek izledik. Ama bu film, erkek erkeğe yaşanan cinsellik içermeyen dostluktan daha çok, biseksüalite üzerine kurulu gibiydi. Ve aklıma daha önce blogda bahsettiğim Fransız bir seksoloğun dedikleri geldi.

"Tecrübeli bir eşcinsel karşısına çıkan, eşcinsel olmayan ama ilgisini çeken insanları 'dönüştürmekten' çok hoşlanır." Tabi unutmayalım, az da olsa o kişinin biseksüel eğilimleri varsa başarabilecektir bunu. Bu kısa yazının tamamı bkz. 'şurada'.


11 Ekim 2011





I Love You, Man


Erkek erkeğe takılmayı seven erkeklerin, evliliklerinin ve cinsel hayatlarının daha iyi gittiğinin bulunması ile okuduğum 'şu haber', geçen hafta izlediğim I Love You, Man* adlı filmi anımsattı bana.

Özellikle eşcinsel olmayan kadın ve erkeklerin kendilerinden çok şey bulacakları bu eğlenceli filmi tavsiye ederim. Gay oğluyla, straight oğlundan daha çok anlaşan baba figürü de ayrıca pek ilginçti.




* http://en.wikipedia.org/wiki/I_Love_You,_Man

04 Ekim 2011






Yaşlı !


Pazar akşamı Friendfeed'de "Annem eve ağlayarak girdi, teyzesi can çekişiyor, keşke ziyaretine gitmeseydi." yazdıktan az sonra ölüm haberi geldi. İnsan ölen bir dostunun ardından, geçmişe bir yolculuk yapıp onunla ilgili tüm anılarını gözden geçiriyor.

Eski bir İstanbul semtinde bize yakın oturuyordu rahmetli teyzecim. Çok eski bir apartmandı, dairesinde ışık açma kapatma düğmesinin çevrilerek açılıp-kapanması pek ilginç gelmişti bir çocuk olarak bana, ve ah o eski apartmanların, yaşlı evlerinin huzur veren kokusu.

Annem bazen yardıma gönderirdi beni "Git teyzene sor bir ihtiyacı var mı? Çarşı-pazar alışverişini yap" diyerek. Hoşsohbet biriydi. Daima nefis kurabiyelerini koyduğu bir tenceresi vardı. Yanına çay da yapardı, "Otur soluklan, yordum seni biraz diyerek" hal-hatır sorar, Zeki Müren, Müzeyyen Senar konserlerini, bir kaç gün önceden bilet aldıkları o sinema günlerini, eski İstanbulu anlatırdı. Nur içinde yatsın.



02 Ekim 2011






Halil Cibran !


- Dünya kuruldu kurulalı bilinir: Aşk, derinliğinin farkına, ancak ayrılık saati gelip çattığında varılır.

- Toprağın neresini kazarsan kaz, bir define bulacaksın. Ancak bir çiftçinin inancıyla kazmalısın.

- Hayatın bütün esrarını çözdüğün vakit ölümü arzularsın. Çünkü o da hayatın sırlarından biridir.

- Misafirler olmasaydı, evlerimiz mezara dönerdi.

- Bir elmanın yüreğinde gizlenen tohum görülmez bir elma bahçesidir. Ama bu tohum bir kayaya rastgelirse ondan hiçbir şey çıkmaz.



Halil Cibran (1883-1931).
http://tr.wikipedia.org/wiki/Halil_Cibran