30 Temmuz 2012








Kınalıkuzu Firuz !


Osmanlı hamamlarının dünyanın ilk gay klüpleri olduğu söylenir, buralarda çalışan eşcinsel erkek fahişeler ile ilgili yazı bir serisi yapmak istiyorum. Buyrun eski risalelerden onları tanıyalım:


Ona şehrin meşhur kulamparaları Firuz şah derler ki, gerçekten de güzellik ikliminin padişahıdır.

Arnavut asıllı, güzel gözlü bir delikanlı olup, memleketinden gelince Çardaklı Hamamında hemşehrilerinin odasına misafir olmuş, o pis tellak orada başına musallat olup, Firuz'u sikip eritmiş, beline tellak peştemalını bağlayıp kese ve sabun ve lif ve lenger ile sanatına talim edip ortağı etmiştir.








Mertlik sahibi götçü biraderlerimiz, Çardaklı Hamama vardıklarında "Bir kınalı kuzucağınız varmış" deyince, o hayvan Firuz'u getirip el öptürür "Efendim, ortağımdır, oğlanın başını tutmam gerektir" deyip o şeytan  Arvavut serserisi tellak, Firuz'un boynuna kol atarak tutunca, oğlanın götü nur topu misali domalır, daha bir ortaya çıkar ki, aşkolsun o oğlana yarak basana.

İş bitince oğlan su dökünüp peştemalını bağlayıp, el öper "Yine beklerim ağam, buyur" deyip çıkar ve bahşişini ve narh kanununa göre belirlenmiş fuhuş ücretini ortağı tellak alır.

Öyle pervasız Arnavut piçidir ki o pis tellak, Firuz'a götünün kazancından günde birkaç akçe zor verir imiş.*



*Derviş İsmail'in yazdığı, Dellakname-i Dilküşâ'dan.
(Metin, tarafımdan anlamını bozmayacak şekilde günümüz Türkçesine uyarlanmış ve kısaltılmıştır.)

26 Temmuz 2012

  




Kız Softa !
 
  
Osmanlı hamamlarının dünyanın ilk gay klüpleri olduğu söylenir, buralarda çalışan eşcinsel erkek fahişeler ile ilgili yazı bir serisi yapmak istiyorum. Buyrun eski risalelerden onları tanıyalım:

Kız Softa, yani Ürgüplü ismail'dir ki, Zalpaşa Medresesi'nde hemşehrisi Dağlı Hüseyin adlı serseriye misafir olup, üçüncü gece o zalim herif "Oğlan sikmek dostça bir oyundur" deyip oğlanı kandırıp, içki de içirince, koca yarrağını gediğine koyup işini tamam görmüştür.

Olay duyulunca Dağlı Hüseyin firar etmiş, İsmail'e ise nice kapılar ardına kadar açılmıştır. Helvacı esnafından Telli Halil Ağa oğlanı alıp tezgaha oturtmuş, dükkanını bu peri yüzlü oğlan ile süslemiştir.

Gece dahi odasında yatırıp zevk ile seyretmiş, kucaklama, öpücükler, ayak öpme, göbek koklama, çakıl memecikler dişleyip altın kamış çük yoklama ile kendisine çokca iltifat etmiştir.



 
 





Bir sene sonra istanbul'un kulampara eşkiyası Kız Softa'yı rahat bırakmamış, dükkanı gözleyip ustasın yokluğunda müşteri gibi muhabbet edip envai çeşit hediye ve bahşişler ile oğlanın aklın çalarak birkaç ay bahçe, bostan, bekar odası ve hamam dolaştırıp Karakuş adlı bir piçin pençesine düşürmüşlerdir.


O da İsmail'i Yıldızababa hamamına götürüp soymuş ve beline siyah tellak peştemalını sarıp üstat elinde talimden sonra müşterilerin koynuna sikişe sokmuştur.

Gündüz her sikişte bir seferi 100 akça ve gece odada döşek yoldaşlığı sabaha dek üç sefer koymalı iki tafralı altın narhtır.

Oğlan üç seferden fazlasını kabul edince, müşterisi her seferi 100 akçadan koyar. Oğlan erkeğinden pek zevk alıp para talep etmese dahi, oğlanın ortağı tellak 20 akça payını yine alır.*




*Derviş İsmail'in yazdığı, Dellakname-i Dilküşâ'dan.
(Metin, tarafımdan anlamını bozmayacak şekilde günümüz Türkçesine uyarlanmış ve kısaltılmıştır.)
  

20 Temmuz 2012






 Kara Davud !
 
  
Osmanlı hamamlarının dünyanın ilk gay klüpleri olduğu söylenir, buralarda çalışan eşcinsel erkek fahişeler ile ilgili yazı bir serisi yapmak istiyorum. Buyrun eski risalelerden onları tanıyalım:

Uzun boylu, güçlü, bıyıkları yeni çıkmış bu yiğit, gece ve gündüz bey, paşa ve ağa ve efendi götü tokmaklayan bir it oğlu ittir.

Sikinin kazancını yine sikine yedirip, yalın ayak gezer . Üsküdar Kolluk Hamamı'nda ortaya çıkmıştır ama kapısı yoktur. Hamam hamam dolaşan bir serseridir.

Gittiği hamamda arka kapıdan girip, külhanda soyunup erkek gibi yürüyerek hamamcı ağanın eteğini ve natır ile dellak, baş nöbetçinin ellerini öpüp müşterisi nerede ise yanına gidip hizmetini görür. 






 

 Müşterisini önceden tanıyorsa, huyunu ve suyunu bilerek "Ağam, paşam, efendim, sultanım, işte Kara Davud'un geldi" deyip koynuna davet eder.

Ama müşterisi o ana dek görüşmediği birisi, ise natır ağa "Sanırım ki tokmakçı arar" deyince bacak ve ayak oğuşturup ağır ağır yukarı çıkıp maslahata el atar ve hemen onu yüzü üzerine çevirip bir hamlede biner, koyar ve işini tamam görür.

Saraç Ahmed Bey ki, Dördüncü Murad'ın silahdarı Mustafa Paşa'nın kapıcıbaşısı olmuş Kız Cafer adlı  kapıcıbaşının göz nuru oğludur. Kara Davud o nazlı beye ilgi gösterince, Bey çok parasını bu gence yedirir ki körkütük aşıktır. Amma saraç oğlanı da şakır şakır siker.*

 


*Derviş İsmail'in yazdığı, Dellakname-i Dilküşâ'dan.
(Metin, tarafımdan anlamını bozmayacak şekilde günümüz Türkçesine uyarlanmış ve kısaltılmıştır.)

16 Temmuz 2012






Keşmir Mustafa !


Osmanlı hamamlarının dünyanın ilk gay klüpleri olduğu söylenir, buralarda çalışan eşcinsel erkek fahişeler ile ilgili yazı bir serisi yapmak istiyorum. Buyrun eski risalelerden onları tanıyalım:


Fuhuş dünyasına güzellik katan, süzülmüş ışıktan bir delikanlıdır. Çingenedir. Babası hamam oduncusu, anası karılar hamamında natırdır. Göbek taşında uyumuş, kurna başında büyümüş, alnı kara, götü ak genç bir tellaktır.

Sikinin sırmadan kılları ile erkek gibi yürüyüşle yatağa gelip, şuh ama saygılı bir selam verip, yürekleri eritir.

Çingendir ama para, pulda gözü olmayıp ejderha misali kol kadar yarakları dibine dek alır ki, çingeneler içerisinde böyle nazik bir delikanlı bin oğlanda bir çıkar.

Ücret tarifesi yoktur, "Velinimetimin mutluluğuna bedel biçemem" deyip domalır ve ne bahşiş verilirse alır. Parayı sevmez, bekar ve parasız yiğitlerin gönlünü dahi bedavadan hoşnut eyler.*



*Derviş İsmail'in yazdığı, Dellakname-i Dilküşâ'dan.
(Metin, tarafımdan anlamını bozmayacak şekilde günümüz Türkçesine uyarlanmış ve kısaltılmıştır.)

11 Temmuz 2012









 Hamleci İbrahim !


Osmanlı hamamlarının dünyanın ilk gay klüpleri olduğu söylenir, buralarda çalışan eşcinsel erkek fahişeler ile ilgili yazı bir serisi yapmak istiyorum. Buyrun eski risalelerden onları tanıyalım:


Bostancı neferlerinin genç yüzlerinden Hamleci ibrahim, fidan boylu, melek huylu, dudakları pek şeker, memeleri çiçekten yapılmış, göbek çukuru sünbülden, bal çiçeğini sorar isek karanfil gibi kokan şöyle bir içim su tellaktir.

Sikiş esnasında döşekte çırılçıplak serilip yatınca, yarağının başı tokmaklı, yok uzundur, yok kalındır demeyip, ah of etmeyip gençlik gayreti ile tamamını alır ve adamın canına can katar.

Bu nazlı oğlan Karadeniz kıyısında bir Giresun kasabasından İstanbul'a bostancılar ocağında hamleci olan dayısının yanına gelmiş, dayısı onu acemilik günlerinde serseri olmaması için kendi işyeri yakınında, büyük Gümrük iskelesi Çarşısında Berber Salih Çavuş'un dükkanına çırak vermiştir.

Berber yamağı iken cümle milletin gözü ona takılmış,  nasıl böyle yakışıklı bir delikanlıya kaymasın ki gözler, gönüller.



 
 




 Tersane eşkiyasından zindancıbaşı Saçlı Deli Kürt diye bilinen Haso Ağa, bu oğlana ilgi gösterip, yakınlaşınca, delikanlının ilgisi de Haso Ağa'ya meyleder ki, Haso bir esmer kurttur, heybetli ve gayet yakışıklı, levent gibi çevik, ayrıca bolca altın dolu kesecikleri olan.


Zindancıbaşı, bir cuma günü Hamleci ibrahim'i Salih Çavuş'un dükkanından alıp "Gel seni biraz gezdireyim" deyip odasına götürür ve delikanlıyı kendi gençlik rızasıyla Kürt yarağı ile tanıştırır.

Ama Haso'nun dünyada eşi benzeri yok aygır misali sikinin İbrahimin narin deliğine girdiği duyulunca, Salih Çavuş dükkana ve dayısı olacak herif evine kabul etmeyince, çaresiz oğlan, Azapkapısı'nda Yeşildirekli Hamam'da soyunur ve tellak peştemalını bağlar. 

Yeşildirekli Hamam'ın tüm müşterileri serseri asker tayfası, tersane itleri, güçlü kuvvetli denizci yiğitleridir ki hepsi zincirini kırmış vahşi götçülerdir ve hepsinin yarağı demir kazık gibidir, her defasında oğlana arslan gibi hamle etseler bile, Hamleci İbrahim onları yarı yolda komaz.

Hamamcılar kahyası olduğumuz için İbrahim'i hamamdan çıkarıp bazen evimize götürebildik. Hele onu Yemenici Bali(*) adlı delikanlının koynuna verip seyreyledik ki, iki oğlanın altlı üstlü birbirini sikmesini izlemek bambaşka bir keyiftir.(**)






(**) Derviş İsmail'in yazdığı, Dellakname-i Dilküşâ'dan.
 (Metin, tarafımdan anlamını bozmayacak şekilde günümüz Türkçesine uyarlanmış ve kısaltılmıştır.)


08 Temmuz 2012







Yemenici Bali !


Osmanlı hamamlarının dünyanın ilk gay klüpleri olduğu söylenir, buralarda çalışan eşcinsel erkek fahişeler ile ilgili yazı bir serisi yapmak istiyorum. Buyrun eski risalelerden onları tanıyalım:



Güzellik, cilve, edep, terbiye, nezaket, sadakat ondadır, muhabbet dalında açmış gonca gül, hançeri çelikten, götü billur kaseden bir delikanlıdır.

 Tophane'de bir yemenici ustanın çırağı olup, gemici kahvehanesi işleten yeniçerilerden Darıcalı Gümüş Ali dedikleri serseri bir it, bir akşam oğlanın yolunu kesmiş, denizcilerden Kıçlevendi Zehir Ahmet ve Tophane zebanilerinden Kurt Halil namlı eşkiyalarla Yemenici Bali'ye üşüşmüşler ve oğlanı sabaha kadar sikmişler ve çırılçıplak soyup oynatmışlardır.

 Subaşı Ağa devriyeye çıkıp, yakınlarda bir içki meclisi kurulduğunu haber alınca, orayı basıp, oğlanı yarak altında yatarken alıp, ismini göt oğlanıdır kaydı ile adli deftere geçirip, baldırının kaba etine pasif eşcinsel oğlandır damgası basmıştır.






  

Yemenici Bali de artık beni bir hamam temizler deyip Tophane'de Kaptan-ı Derya Kılıç Ali Paşa'nın büyük hamamında bir üstat tellakın elini öpmüş ve soyunmuştur.

Az zamanda şöhret bulup gece ve gündüz seferi bir defası için belirlenmiş ücreti 70 akçedir. 20 akça ortağı tellak alır ki, 90 eder. Gecesi 300 akçadır. Ama sikicisi kaç kez yapabilirse oğlana o kadar fişek atar, 300 akçeye dahildir.

Amma baş nöbetçi tellak "Sabahdır" diye bağırınca ve tokmakçısı oğlana yine koymak isteyince, 90 akça ücretini verir. Yemenici Bali, günde üç seferden ziyade göt vermez, temiz, sağlam vücutlu, göğüsü kıllı bir kınalı kuzu idi.(*)




(*) Derviş İsmail'in yazdığı, Dellakname-i Dilküşâ'dan.
 (Metin, tarafımdan anlamını bozmayacak şekilde günümüz Türkçesine uyarlanmış ve kısaltılmıştır.)

04 Temmuz 2012





 
 Sipahi Mustafa !



Osmanlı hamamlarının dünyanın ilk gay klüpleri olduğu söylenir, buralarda çalışan eşcinsel erkek fahişeler ile ilgili yazı bir serisi yapmak istiyorum. Buyrun eski risalelerden onları tanıyalım:


Kadılardan bir zatın gönül eğlencesi iken, serserilerin eline düşen on beş yaşında bu peri yüzlü oğlanı Mudurnu Dağı'nda Kara Domuz adıyla ün yapmış pis bir hayduta peşkeş çekmişlerdir.

Kara Domuz ki insan ejderhası, göklerin belasıdır, oğlancığı kıllı sinesine alıp, gözyaşlarına bakmayıp gümüşten götüne demir kazık çakmıştır. Nursuz Ali, Yorganyüzüoğlu, Çiçekli Mustafa ve Kalaycı Hasan emsali şeytanlar ile birlikte on sekiz dev yapılı herif ki hepsi kötülükler tanrısı suratlı, asılacak bela ademlerdir, Sipahi Mustafa'nın götü üstünden geçip o nazlı oğlanı perişan etmişlerdir.

Dağda, bayırda, taşda, çakılda yürümeye hali kalmayınca da bir handa terkedip gitmişlerdir. Bu handa Davud Odabaşı adlı gayet tanınmış birisi, o oğlanın götünde dünyanın merkezini bulmuş. Aç kurdun kuzuyu koruduğu misali geceleri kendi döşeğinde yatırmış, kalemi hokkaya batırmış, yakından inceleyip, defalarca denemiştir.








Amma oğlanın gözyaşına merhamet etmiş, handa tutsam eşkiya gelir alır. Şehirler içerisinde en güvenlisi istanbul'dur deyip oğlanı Fındıklı'da Müftü Efendi Hamamı'na teslim etmiştir.

Kıl kadar ayıbı olmayan, edepli, terbiyeli, temiz bir delikanlıdır, hile ve şeytanlık bilmez, götünü domalıp yatınca müşterisinin yarrağı yolunu şaşırmaz, taze meyvesini bol bol sunarken, zevk aldığını belli ederek insanı  mesteder.

Dönemin yüksek makamlılarından, karun kadar zengin, Gümrükçü Emini Hasan Efendi bu oğlana sahip çıkıp, Galata mollası eliyle hamamdan çıkartıp evine almış ve pahalı elbiseler giydirip, kendisini çubukdar eylemiştir.

Amma Sipahi Mustafa da sadakat ve vefa göstermiş. Velinimetinden başka kimseye uçkur çözmemiştir ki böyle oğlanları: çuhadar, tatar, dolapçı, arabacı, seyis, hamleci taifesi şakır şakır sikerken, Mustafa parmak ucuyla dahi kendisine dokundurtmamıştır.(*)



(*) Derviş İsmail'in yazdığı, Dellakname-i Dilküşâ'dan.
 (Metin, tarafımdan anlamını bozmayacak şekilde günümüz Türkçesine uyarlanmış ve kısaltılmıştır.)


02 Temmuz 2012








Karanfil Hasan !


Hamamın bahçesinde beslenip büyütülmüş seçkin bir delikanlıdır ki cilve katında üstad, boyu şimşir ağacı gibi, belinde çelik hançer, müptelasına tat ve feryat verir.

 Ayvansaray'da Kız Yusuf denilen haramzadenin gayrimeşru çocuğudur. Kayıkçı ve mavnacı bekar uşakları ile çelik ve çomak oynayım derken uçkuruna el atmışlar ve gece dahi odalarına götürüp soyup yatmışlar, oğlanın gümüş kubbe kasesine kol kadar demir anahtar uydurup içinde oynatmışlardır.

Orası bir kere açılınca, o güruh bal çanağına eşşek arıları misali üşüşmüşlerdir. Hamam böcekleri doyduktan sonra oğlanın yolun kesip "Aman, subaşı duymuştur, defterli olursun. Senin için kurtuluş yeri bir hamam oğlanı olmak" deyip, şengül hamamcısı Uzun Karabekir Ağa'ya götürmüşlerdir.







Ağa oğlanı pek beğenip soyunmasını emredip, kakülleri kaşları üzerine dökülünce, Karabekir Ağa'nın aklı perişan olup "Hay piçler, bu karanfil oğlanı nerde buldunuz?" demekle Karanfil Hasan adıyla şöhret ve şan buldu.

Hamamcı ağa "Bu oğlan benimdir" deyince, Karanfil Hasan iki sene başkasına peştemal bağlamayıp kahve ocağında hamamcı ağanın çubukdarlığı hizmetini gördü. Ama nice oğlansever ona göz koymuş idi.

Sonuçta, iki nefer yiğit ki, biri Deli Ferhad, diğeri Kırkık Ali'dir. Karanfil Hasan camekan odaya çubuk götürdüğünde "Bre bu ne olmaz iştir. Paramıza geçer hükmümüz. Biz bu oğlanı elbette ki sikeriz. Rıza ile verdi ne ala. Vermese zorla yatırıp sikeriz." deyip kılıcına el atınca Karanfil Hasan "Aman ağam, kıyma bana. Teslim, teslim" deyip uçkurunu çözmüş ve o aç yiğitlere gümüşten götünü domalmış, Kırkık Ali de tokmak karayılan sikinin zehrini oğlanın içine kusturmuş ve o eşkiya işini bitirip inince, Deli Ferhad oğlana hamle edip kızıl deli çomağını oğlanın karanfil deliğine sokmuştur.

Hamam oğlanları, hamam ağasına: "Ağam, eninde sonunda olacak bu idi, oldu. Karanfil Hasan gayri müşteriye soyunsun" deyince, o gün şengül Hamamı'nda yapılan alemler bir kalem dile gelse kitap olur.



Derviş İsmail'in yazdığı, Dellakname-i Dilküşâ'dan.
 (Metin, tarafımdan anlamını bozmayacak şekilde günümüz Türkçesine uyarlanmış ve kısaltılmıştır.)

01 Temmuz 2012





Seyis Ali !


Güçlü, sakalı yeni çıkmış oğlan olup kendi değerini bilmeyip boğazı tokluğuna tersane serserilerine uçkur çözerken bir hamamın çıplağı olmuş, az zamanda şöhret bulup Piyalepaşa Hamamı'nda şehrin kibar ve önde gelen kişilerin tokmakçısı idi.

Kendisi Kalyoncu Süleyman'ın oğlanı, öğrencisi ve ortağıdır ki bir günde kırk göt tokmaklayıp kırk sefer fişek attığı hamam siciline kaydolunmuştur.

Bir Bey'in oğluna kafayı takıp, oğlanı gemilere zift sürülen izbe bir yere çekip zorla sikmesi üzerine, onu hamamdan peştemalı ile çıkarmışlar ve o çıplak halinde asmışlardır.

 Amma pek yazık olmuştur. Allah için erkek güzeli, cesur, yiğit, gönül eğlendiren, gençlere meraklıların hizmetinde çevik ve temiz bir tellak idi.



Derviş İsmail'in yazdığı, Dellakname-i Dilküşâ'dan.
 (Metin, tarafımdan anlamını bozmayacak şekilde günümüz Türkçesine uyarlanmış ve kısaltılmıştır.)